Web Görseller Haberler Gruplar Bloglar Çeviri Gmail diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Grup bilgisi
Üye sayısı: 299
Dil: Türkçe
Grup kategorileri:
Toplum > Kültür
Daha fazla grup bilgisi »
Millet TÜSİAD’a Verdiğini Geri de Alır!    

HASAN ÜNAL
29.01.2007

MİLLİ devletlerde sermaye birikimi milli ellerde olmak zorundadır. Milli devletin her ferdi gibi sermayedar gurubu da temel milliyetçilik esaslarına ve devlet çıkarlarına saygılı davranmaya mecburdur. Toplum ve devlet kavramlarından uzaklaşan bir sermayedar topluluğu ulus devlet yapılarında ciddi bir tehdit demektir.

Bir kaç yüz üyeden oluşan TÜSİAD, rakamsal ve oransal olarak, Türkiye’nin sermaye gücünün çok büyük bir bölümünü elinde tutuyor. Sermayesini Ahmetler’den, Mehmetler’den, Ayşe ve Fatmalar’dan kazanmış; yakın zamana kadar George’dan, Maria’dan veya Hans’dan fazlaca bir gelir elde edememiş olan TÜSİAD üyelerinin üçüncü nesil mensuplarının Türklük, millet, devlet ve milliyet gibi tartışmaya açık olmayan kavramlardan bu kadar uzaklaşmış bir görüntü vermeleri, en hafif deyimiyle utanç vericidir. Ayrıca ibretliktir.

TÜSİAD üyelerinin bütün sermeyesini kazandığı bir milletin dış politika çıkarları konusunda yabancılaşmış olması kabul edilemez. Hemen her dış politika konusunda karşı tarafları halkı gören tutum ve davranışlar içinde olan TÜSİAD veya TÜSİAD’ın önde gelen üyeleri, artık kabak tadı vermeye başladı. Kültürel manada Türk milletinin değerlerinden uzaklaştılar. Vaktiyle Türk-Osmanlı kültürel varlıklarının korunması ve tanıtılması gibi girişimlere de destek veren TÜSİAD veya önde gelen üyeleri, son yıllarda sadece Hıristiyan azınlıklara arka çıkan bir görüntü sergiliyor.
İşin daha da kötüsü TÜSİAD yönetiminin, Türkiye’ye çifte standart uygulayan, her türlü haksızlığı reva gören AB’nin tavırlarını adeta bir tercüme bürosu gibi kabullenip; hatta bazen AB’den de cüretkar ifadelerle Türk halkına kabul ettirmeye çalışmasıdır. Öyle ki, son zamanlarda TÜSİAD, PKK’nın bile kolaylıkla isteyemediği Türkçe’den başka dillerin eğitimde seçmeli ders olarak okutulması gibi taleplerini dillendirmeye başlamıştır.

TÜSİAD, Kıbrıs konusunda Türkiye’nin taviz vermesinden yanadır. Yani Türkiye ve Kıbrıs Türkleri Kıbrıs’ta yanlış ve haksızdır ama dünyanın en fanatik toplumlarından birisi olan Rumlar cici, temiz ve haklıdır. Aynı durum Ege tartışmalarında da göze çarpar. TÜSİAD veya önde gelen üyeleri, Ege sorunlarında bir şekilde Yunanistan’ın tatmin edilmesinden yanadırlar. Oysa Yunanistan’ın Türkiye ile sorunları psikolojiktir ve Ege’yi onlara versek de sorun çözülmez. Tam tersine adamların iştahı kabarır. Türkiye’de göbek havalarını basit ve hatta ‘banal’ bulan TÜSİAD üyeleri, Yunaistan’da aynı havaların hem de pek iyi çalınmayan benzerleriyle sabahlara kadar kıvırtmaktan rahatsız olmazlar.

Türkiye’ye Ermeni soykırımı iddialarını kabul ettirmeye çalışan ve kendisine aydın yakıştırması yapan bir güruh var. Normal şartlarda ulus devletin sermayedarı olması gereken TÜSİAD’ın bunlara dünyayı dar etmesi gerekir. TÜSİAD, üyelerinin elindeki basın-yayın kuruluşlarında bu tiplere ya yer verilmemesi ya da savundukları marjinal görüşlerle orantılı olarak yer verilmesi gerekir. Ama nerdeee!.. Adamlar ha bire bu televizyonlar ve gazetelerde Türk milletine şu veya bu şekilde ‘soykırımcı’ diyorlar.

Pek çok başka örnekler de verilebilir; ancak gereksizdir. Kısaca söylemek gerekirse, TÜSİAD milletten aldığı sermaye gücüne layık olmadığını göstermektedir. TÜSİAD üyesi olup, yönetimin marjinal çizgisini kendi şahsi cephelerinden tasvip etmeyen işadamları bu eleştirilerin tabiatıyla muhatabı değildirler. Ancak son yıllardaki TÜSİAD yönetimlerinin milletten ve devletten koptuğu açık bir gerçektir.

Dünyanın hiç bir milli-ulus devleti buna izin vermez. Dünyadaki hiç bir milletin, kendi parasıyla büyümüş insanların, kendi hassasiyetlerini alaya almasına izin vermesi düşünülemez. Kaldı ki, TÜSİAD, Türk milletinin sadece değerlerinden uzaklaşmakla kalmamış; aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik politikaları ve dış siyaseti için tam manasıyla bir risk haline gelmiştir. Amerikan dışişlerinde yapılan bir toplantıda, Türkiye’nin Kerkük’e müdahale edip etmeyeceği tartışılırken, edemeyeceğini savunanlar, TÜSİAD ve basının Ordu’yu müdahaleden alıkoymak için ellerinden geleni yapacağını söylemiş olmaları manidardır.

Yunanistan’daki TÜSİAD muadili kurumlardan neden Kıbrıs’ta Yunan Devleti’nin izlediği politikaların yanlış olduğuna dair tek kelime açıklama gelmez? Türkiye’nin Ege sorunlarında haklı olduğuna dair Yunan zenginleri neden tek laf etmezler? TÜSİAD üyelerinin kontrol ettiği basın ve televizyonlar neden Barzani ve Talabani gibi iki çete reisini bile güzel göstermeye çalışan yayınlar yaparlar? Bunlar normal olabilir mi? Ermenistan, kardeşimiz Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisini işgali altında tutarken, Türk sermayedarlar neden sık sık Ermenistan sınırının Türkiye tarafından bir jest olarak açılmasından bahsederler de Ermenistan’ın işgal ettiği toprakları boşaltması gereğini hiç ifade etmezler? Bütün bunlar iyi niyetle izah edilebilir mi?

TÜSİAD aklını başına almalıdır. Bu, böyle gidemez. Bu millet onlarca yıl süren ithal ikamesi politikalarla elindeki parasını sermaye olarak vermiş ve onların Türk milleti için iyi işler yapmasını istemiştir. Ama görünen o ki, üçüncü nesil TÜSİAD’çılar bunun farkında bile değiller. Fazla sürmez. Kısa bir süre sonra yükselen milliyetçilik onlara, uygulayacağı boykotlar ve başka müeyyidelerle dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecektir. Sermayeyi ellerine verdiği gibi geri almasını da bilir... O kadar

Sürüm: 
Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google