Google Gruplar Giriş
Yardım | Oturum açın
K a d ı n l a r v e E r k e k l e r iletisi
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Gönderdiğiniz ileti yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra görüntülenir
Y.L.F.K...1999  
Profili göster
 Diğer seçenekler 12 Haziran, 18:17
Kimden: "Y.L.F.K...1999" <a...@marmara.edu.tr>
Tarih: Thu, 12 Jun 2008 08:17:22 -0700 (PDT)
Yerel: Perş 12 Haziran 2008 18:17
Konu: K a d ı n l a r v e E r k e k l e r
K a d ı n l a r   v e   E r k e k l e r
TURGAY FİŞEKÇİ  Haziran 11, 2008
_______________________________

Televizyon haberlerinde sokak röportajları: Kadınlara soruluyor,
erkeğinizin sizi aldatmasını mı yeğlersiniz, yoksa ölmesini mi? Bir
ikircimli yanıtın dışındakilerin tümü, "Ölmesini" diye yanıtlıyor,
"aldatacağına ölsün, daha iyi!"

Aynı soru erkeklere sorulsa, onlar da ağızbirliği etmişçesine aynı
yanıtı vereceklerdir: "Ölsün daha iyi!"

Büyük kentlerde yaşayan, iyi kötü eğitimli insanlarımız da demek, "Ya
benim olursun ya toprağın" sözüyle özetlenen duyarlığın
egemenliğinde.

Hayatın  k a r ş ı t ı   olan ölüm, bu denli kolay istenecek,
özlenecek bir şey mi?

    *   *   *

Birini sevmek, onun mutluluğunu istemekle başlamaz mı? Sevdiğinizin
yokluğu ya da gidişi size acı da verse, onun mutlu olduğunu bilmek,
buruk da olsa bir mutluluk duygusu uyandırmaz mı?

İçinde yaşadığımız sermaye düzeni yıllar boyu insanların iç
dünyalarında o denli etkili olmuş ki, eşler, sevgililer, hayat
arkadaşları da, tıpkı ev, araba, mobilya vb. gibi insanların kendi
hayatlarına ilişkin "mal"lardan sayılıyor. Birlikte yaşadığınız bir
insan için "benim" diye düşünmek, bencilliğin doruklarında bir aşama
olsa gerek.

Yalnız eşler değil, yaşadığımız toplumda çocuklar da bu "mal"
anlayışının kurbanları. Özgür bireyler olarak yetişmeleri gerekirken
büyük ölçüde ailelerinin iyi, başarılı temsilcileri olarak
yetiştirilme kaygısı içinde kalıyorlar. Kendi kişiliklerini bulan
değil, ailelerinin övünç duyacağı niteliklerin önde olduğu çocuklar
hedefleniyor.

    *   *   *

Bu konularda çok kafa yormuş çağdaş düşünürlerden Eric Fromm, sermaye
düzeninin insana dayattığı bu duyguyu, "ölümseverlik" olarak
nitelendiriyor. "Bu kişiler, kendilerince adalet saydıkları şey uğruna
ölmeye ve öldürmeye hazırdırlar."

Ö l ü m s e v e r l i ğ e    karşı yaşam sevgisi nasıl
geliştirilecek?

Bolluk içinde, adaletli, özgür bir toplumsal düzenle. Çıkar
çatışmalarının değil, toplumsal paylaşım ve dayanışmanın egemen
olduğu, insanların öteki insanlara sevgi ve iyilikle yaklaşabildiği
bir toplumsal düzenle.

    *   *   *

Yakınlarda yayımlanan bir roman, Jay Parini'nin Son İstasyon'u da
(Çeviren: İlknur Özdemir, Merkez Kitaplar) temelde bu konuya ilişkin.
Yeryüzünün gördüğü en büyük yazarlardan Tolstoy'un ölümünden önceki
bir yılını anlatan roman, yazarın çevresindeki korkunç hesapların
karabasana dönüşen atmosferini sergiliyor.

Toprak sahibi varsıl bir ailenin çocuğu olan, geziler ve okul yılları
dışındaki bütün hayatını çiftliğinde geçiren Tolstoy, sahip olduğu
zenginliğin verdiği mutsuzluğa dayanamaz. Topraklarını köylülere
dağıtmak ister, ama ailesinin baskısıyla bu isteğini gerçekleştiremez.
Ailesinin varsıl yaşamıyla kendi alçakgönüllü yaşamı arasındaki
çelişkiden o denli rahatsız olur ki 82 yaşında gizlice evini terk
etmek zorunda kalır. Küçük bir kasaba istasyonunda ölür.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından birini bile, eşinin
mülkiyet tutkusu rahat bırakmamış bu dünyada.

Sermaye düzeninin insan kişiliğinde açtığı yaranın derinliğini varın
siz düşünün!

_____________________
tur...@fisekci.com
Turgay Fişekçi
Cumhuriyet


    Yazarı yanıtla    İlet  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında takma adınızı güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.

Grup oluştur - Google Gruplar - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik İlkesi
©2008 Google