| |
Yalova Lisesi Felsefe Kulübü |
K a d ı n l a r v e E r k e k l e r
Televizyon haberlerinde sokak röportajları: Kadınlara soruluyor,
Aynı soru erkeklere sorulsa, onlar da ağızbirliği etmişçesine aynı
Büyük kentlerde yaşayan, iyi kötü eğitimli insanlarımız da demek, "Ya
Hayatın k a r ş ı t ı olan ölüm, bu denli kolay istenecek,
* * *
Birini sevmek, onun mutluluğunu istemekle başlamaz mı? Sevdiğinizin
İçinde yaşadığımız sermaye düzeni yıllar boyu insanların iç
Yalnız eşler değil, yaşadığımız toplumda çocuklar da bu "mal"
* * *
Bu konularda çok kafa yormuş çağdaş düşünürlerden Eric Fromm, sermaye
Ö l ü m s e v e r l i ğ e karşı yaşam sevgisi nasıl
Bolluk içinde, adaletli, özgür bir toplumsal düzenle. Çıkar
* * *
Yakınlarda yayımlanan bir roman, Jay Parini'nin Son İstasyon'u da
Toprak sahibi varsıl bir ailenin çocuğu olan, geziler ve okul yılları
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından birini bile, eşinin
Sermaye düzeninin insan kişiliğinde açtığı yaranın derinliğini varın
_____________________
TURGAY FİŞEKÇİ Haziran 11, 2008
_______________________________
erkeğinizin sizi aldatmasını mı yeğlersiniz, yoksa ölmesini mi? Bir
ikircimli yanıtın dışındakilerin tümü, "Ölmesini" diye yanıtlıyor,
"aldatacağına ölsün, daha iyi!"
yanıtı vereceklerdir: "Ölsün daha iyi!"
benim olursun ya toprağın" sözüyle özetlenen duyarlığın
egemenliğinde.
özlenecek bir şey mi?
yokluğu ya da gidişi size acı da verse, onun mutlu olduğunu bilmek,
buruk da olsa bir mutluluk duygusu uyandırmaz mı?
dünyalarında o denli etkili olmuş ki, eşler, sevgililer, hayat
arkadaşları da, tıpkı ev, araba, mobilya vb. gibi insanların kendi
hayatlarına ilişkin "mal"lardan sayılıyor. Birlikte yaşadığınız bir
insan için "benim" diye düşünmek, bencilliğin doruklarında bir aşama
olsa gerek.
anlayışının kurbanları. Özgür bireyler olarak yetişmeleri gerekirken
büyük ölçüde ailelerinin iyi, başarılı temsilcileri olarak
yetiştirilme kaygısı içinde kalıyorlar. Kendi kişiliklerini bulan
değil, ailelerinin övünç duyacağı niteliklerin önde olduğu çocuklar
hedefleniyor.
düzeninin insana dayattığı bu duyguyu, "ölümseverlik" olarak
nitelendiriyor. "Bu kişiler, kendilerince adalet saydıkları şey uğruna
ölmeye ve öldürmeye hazırdırlar."
geliştirilecek?
çatışmalarının değil, toplumsal paylaşım ve dayanışmanın egemen
olduğu, insanların öteki insanlara sevgi ve iyilikle yaklaşabildiği
bir toplumsal düzenle.
(Çeviren: İlknur Özdemir, Merkez Kitaplar) temelde bu konuya ilişkin.
Yeryüzünün gördüğü en büyük yazarlardan Tolstoy'un ölümünden önceki
bir yılını anlatan roman, yazarın çevresindeki korkunç hesapların
karabasana dönüşen atmosferini sergiliyor.
dışındaki bütün hayatını çiftliğinde geçiren Tolstoy, sahip olduğu
zenginliğin verdiği mutsuzluğa dayanamaz. Topraklarını köylülere
dağıtmak ister, ama ailesinin baskısıyla bu isteğini gerçekleştiremez.
Ailesinin varsıl yaşamıyla kendi alçakgönüllü yaşamı arasındaki
çelişkiden o denli rahatsız olur ki 82 yaşında gizlice evini terk
etmek zorunda kalır. Küçük bir kasaba istasyonunda ölür.
mülkiyet tutkusu rahat bırakmamış bu dünyada.
siz düşünün!
tur...@fisekci.com
Turgay Fişekçi
Cumhuriyet