Gmail Takvim Dokümanlar Reader Web diğer »
Son Ziyaret Edilen Gruplar | Yardım | Oturum açın
Google Grupları Giriş
Rus-isgalinde-ve-Milli-Mucadel e-doneminde Asker-ve-milislerimizin-savas- ve-direnisleri
Şu anda bu grupta ilk sırada gösterilen çok fazla sayıda konu var. Bu konuyu ilk sırada göstermek istiyorsanız, bu seçeneği başka bir konudan kaldırmalısınız.
Talebiniz işlenirken bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.
bayrak
  1 ileti - Tümünü daralt  -  Tümünü şu dile çevir: Çeviri (Tüm orijinalleri görüntüle)
İleti gönderdiğiniz grup bir Usenet grubudur. Bu gruba ileti gönderdiğinizde İnternetteki herkes e-posta adresinizi görecektir.
Yanıt iletiniz gönderilmedi.
Yayınınız başarılı oldu
 
Gönderen:
Kime:
Cc:
İzleyen:
Cc Ekle | İzleyen Ekle | Konuyu Düzenle
Konu:
Doğrulama:
Doğrulama amacıyla, lütfen aşağıdaki resimde gördüğünüz karakterleri veya erişilebilirlik simgesini tıkladığınızda duyduğunuz rakamları yazın. Dinleyin ve duyduğunuz sayıları girin
 
pprog7  
Profili göster  
 Diğer seçenekler 28 Haziran, 13:21
Kimden: pprog7 <ppr...@gmail.com>
Tarih: Sun, 28 Jun 2009 13:21:51 +0300
Yerel: Pazar 28 Haziran 2009 13:21
Konu: Rus-isgalinde-ve-Milli-Mucadele-donemind e Asker-ve-milislerimizin-savas-ve-direnis leri

 [image: Trade Now]
 <http://system.referforex.com/processing/clickthrgh.asp?btag=a_2060b_2466>

*1. Dünya Savaşı, Türk-Rus Savaşında, Sarıkamış don faciası, savaşı
aleyhimize çevirmişti. Erzurum düşünce, Rus Ordusu Karadeniz'e hem sahilden
donanma desteğiyle, cephe gerisinden asker çıkartarak, iç kısımda da  uzun
çatışmalardan sonra Bayburt ve yöresini de  (3. Ordu Kumandanı  Vehip
Paşa'nın onca gayretlerine ve askerlerimizin kahramanlıklarına rağmen) ele
geçirince, Trabzon'a yöneldiler. Trabzon'u da ele geçirdiler (18 Nisan
1916). Yörenin halkının, milislerin de kahramanlıklarla dolu savaşıyla,
Karadağ'da uzunca bir süre Ruslar'ın karşısında direnen, savaşan  Türk
birlikleri, 20 Temmuz 1916'da Vakfıkebir deresi gerisine çekildiler.
Rusların 20 Temmuz'da Fol'a girmesi üzerine Türk kuvvetleri Çavuşlu
deresine, 2 Ağustos'ta Görele'ye, 24 Ağustos'ta da Çanakçı deresi boyuna
çekilmek zorunda kaldılar. Türk kuvvetleri 30 Ağustosta karşı taarruzla
Görele'ye kadar ilerledilerse de, Rusların taarruzu ile 21 Ekim'de Harşıt
çayı boyuna çekildiler ve burada cephe tuttular. . Rusları ve onlarla
beraber olan Ermeni, Rum çetelerini; işgal ettikleri Harşıt'ın karşı
yamaçları ve Sis Dağı civarlarında ummadıkları olaylar bekliyordu.
*<goog_1246184295474>

*
--------------------------------------------------------------------------- ---------------------------------------------------------
* <goog_1246184295474>

*      [image: image]* <goog_1246184295474>

*       yeni yetişen gençler, o günleri, savaşı, işgali biliyormu ??

**ÖLÜMÜN KOLAY YAŞAMIN ZOR OLDUĞU BİR GÖÇ :* <goog_1246184295474>

*       * <goog_1246184295474>

*       Hopa'dan, Trabzon'dan berisi halkımız Görele istikametinde
taşıyabileceği eşyasını, hayvanını almış geliyordu. Kayıkları olan yada
kiralayabilen hali vakti iyi olan  bir kısım deniz yoluyla kaçıyordu. Ancak
büyük kısım dağların kıyılarından yollardaydı. Ama yol yok, iz yok; halkın
yiyeceği yok. İnsanlar, çoluk çocuk perişandı, açtılar. Yenebilen ağaç
yapraklarını, otları yiyorlardı. Yolda salgın hastalıktan , açlık ve bakım-
sızlıktan ,başta çocuklar, pek çokları ölüyor, hemen oracıkta acele
gömülüyorlardı. Bu şartlarda muhacirlerin lehine sayılabilecek tek husus her
türlü yokluğa, Rus donanma- sının  denizden bombardımanına rağmen, asker ve
milislerimizin arazinin dağlık ve savunmaya, pusu kurmaya müsait olmasından
da yararlanarak direniş göstermeleriydi. Bu suretle işgal, adım adım
çekilerek gerçekleşiyor, göç eden muhacirlerde gitme imkanı buluyorlardı. O
günkü Tirebolu'nun birkaç kilometre ötesinde denize dökülen Harşıt Çayı'nda
cephe oluşturan asker ve gönüllülerin direnişi karşısında Rus Ordusu
durmuştu. Harşıt Çayı'nı geçebilen muhacirler, Ordu, Ünye, Fatsa, Çarşamba,
Samsun iline kadar gidip, geçici olarak yerleşeceklerdi.Ancak göçenler göç
yolunda pek çok sevdiklerini, yakınlarını bir şekilde toprağa katmış
bulunuyordu. O yıllar acılarla insanları kuşatmış, gülerek bakacak bir insan
yüzü bırakmamıştı.* <goog_1246184295474>

*        Bu arada işgal olmamasına rağmen tedbir olarak, Tirebolu'nun
merkezinde oturanların büyük kısmı, Espiye ya da diğer uzak yerlere göçmüş
bulunuyordu.    * <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

*       ORMANDAKİ KUŞ SESLERİ :* <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

*         Bir  bölük Rus askeri iki ayrı koldan Sis dağlarının yamaçlarında
ki çoğu işgalle birlikte terkedilmiş yada yalnızca yaşlıların ve bir miktar
kadın ve çocuğun yaşadığı yamaç köylerini ve civarlarını denetlemek için yer
yer ormanlık, keçi yollarından yada geçilebilecek yerlerden birer sıra
silahlar elde, tetik hazır ilerliyorlardı. Naçarlığın(Rus komutanlığı) emri
gereği dağda, ormanlarda bulunan Çeteler ele geçirilecek yada yok
edilecekti. Bu Çeteler ihtiyaçlarını köylerde kalan vatandaşlarından
karşılıyor, zaman zaman köylere misafir oluyorlardı ya da tamamen
terkedilmiş köy evlerinde barınıyorlardı. Bu yönde Naçarlığa ihbarlar
gelmekteydi. Sis Dağlarında istihbarata göre sayıları 15 ile 50 arasında
olan 5 yada 6 çete gurubu vardı. Bunların çoğu yöre insanlarıydı, hatta bir
kısmı savaşta o büyük karışıklık ve geri çekilmede ailelerini meraktan da
cepheden kaçan kişilerdi. Ama şimdi Harşıt cephesi gerisinde işgal ettikleri
topraklarda başlarına bela olmuşlardı. İstihbarata göre milis çetelerin
içinde en az bir yüzbaşı, 3  teğmen,  4-5 de  Türk Subayı vardı. Bunlar
çeteleri eğitip, geliştirmişlerdi. Harşıt boylarında cephe tutan Teşkilat-ı
Mahsusa Alayı, Sahil Müfrezesi ile haberleşi - yorlar, Rus Ordusu hakkında
bilgi sızdırıyorlardı. Daha kötüsü asker sıkıntısı çeken Türk Ordusu'na
bölgeden, Harşıt'ı geçirip yeni gönüllü askerler yolluyorlardı. Ayrıca Sis
Dağı ve civarlarına ki bu alan bugünkü Şalpazarı, Eynesil, Çavuşlu,
Doğankent, Tonya, Köse, Kürtün, Beşikdüzü, Görele, Çanakçı ve  civarları
gibi  geniş bir alanı kapsamaktaydı ki bu bölgede askerimiz dağılıp geri
çekilirken, perişan, aç yada yaralı bu bölgede rastlanan birliklerinden ayrı
düşmüş askerlerimize hemen yardım ediyorlar, iyileştiriyorlar ve ya Çeteye
dahil ediyor yada Harşıt cephesine, Ordumuza ulaştırıyor -lardı. Çetelerin
en hassas olduğu konu ise Ruslarla işbirliği, muhbirlik yapan işbirlikçi
-lerdi. Esasen ne yazık ki işbirlikçi sayısı oldukça fazlaydı. Bunların ana
gövdesini kazalardaki,  Rusların geldiği haberine rağmen kasabalardaki
evlerini terk etmeyip, Ruslarla heyetler yollayarak anlaşan bir kısım eşraf
ve onlarla hareket eden halk oluşturuyordu. Ancak tabi ki bunların hepsi
muhbirler değildi. Muhbirler ayrıca Ruslara casusluk yapan, her olayı rapor
eden belli kişilerdi. Çeteler birisi de kadın olan bu muhbirlerden birkaçını
öldürmüşlerdi. Bu olayları takip etmeye kalkan  Rus* <goog_1246184295474>

*askerleri  de çeteleri takipte öldürülmüştü. İşgal sırasında, Eynesil'de,
Çavuşlu'da, Görele'de yer yer Ruslarla şiddetli çatışmalar olmuştu.  İşte bu
muhbir olaylarından sonra Çeteler dağlara çekilmişler ve adam toplayarak
önemli bir güç oluşturmuşlardı. Artık işgal bitinceye dek Sis dağı ve
civarı, Rus askerlerinin ve Ermeni çetelerinin rahat gezebileceği bir yer
olmaktan çıkmıştı.  * <goog_1246184295474>

*AVA GİDEN.. :Rus askerleri çam, kestane ve meşe ağaçlıklarının birbirini
takip ettiği ormanlık bir alandan yukarı doğru çıkıyorlardı. Sabah yağmur
yağmıştı, sonbahar aylarıydı. Dökülen yapraklarla dolu  çakıllı ve çamurlu
kaygan patikalardan  dikkatlice devam ediyorlardı. Sis dağının oksijen yüklü
temiz havası ve çeşit çeşit güzel kuş sesleri..Zor yolda onları
sakinleştiriyordu. Uzaklardan, ormanın derinliklerinden gelen ıslık
tekerlemesine benzeyen kuş sesi onlara bir farklılık anlatmamış,
dikkatlerini bile çekmemişti. Halbuki bu kuş sesi bildiğimiz kuş sesi
değildi. Bu ses bir mesajdı. Hem de anlamı belli ulaştığı yerde bilinen bir
mesajdı. Kuş Diliyle bir milisin dikkat haberi veren mesajı. Mesaj
alınmıştı. Ormanın yukarılarında Rus askerlerinin yolunun üzerinde 10 kadar
çete vardı. Ve ıslıkla cevabı, Rusları gören çeteye ulamıştı. Pusu tamamdı.
* <goog_1246184295474>

*         Rus askerleri iyice yorulmuş, yağmur serinliğine rağmen hepsini
ter basmıştı. Postallarını çamur kaplamıştı. Rus askerlerinin çoğu iri yarı
yada etine dolgun insanlardı. Tabi iaşe durumları iyiydi. Üstelik yöre
halkımızdan ele geçirdikleri ne kadar dana, inek, koyun varsa yiye
yiye  buralara
kadar gelmişlerdi. Böyle operasyonlar dışındada zaman zaman durgunlaşan
Harşıt cephesinde  gerideki birlikler pinekliyordu
açıkçası...*<goog_1246184295474>

*         Esasında tedirgindiler, çünkü çetelerden korkuyorlardı doğrusu,
hele çatışma çıkarsa ölümüne bir savaş olacağını ve çeteleri ele geçirmenin
ölüsü dışında mümkün olmadığını yaşananlardan biliyorlardı. ..Bir anda
silahlar patladı az ilerlerinden yamaçtaki büyük ağaçların oradan yağmur
gibi kuşun yağmıştı. İlk ateşle önlerdeki 3 Rus askeri hem de birkaç yara
alarak devrilmişti. Komutanlarının emriyle tek sıra ilerleyen Ruslar ormana
dağıldılar, ateşle karşılık veriyorlardı. Ancak 70 kişi olan gurubun yarısı
aşağı doğru tek tük ateş ederek geriliyorlar, esasen kaçıyorlardı. Pusuya
düşmüşlerdi. Çeteler on beş dakika kadar aralıklı ama seri atıştan sonra
sessizce geri çekildiler. Ne de olsa bu bir vur kaçtı. Ancak onların
yerlerinden kaybolduğunu Ruslar bilemezdi. Zaten de komutanları da geri
çekil demiş, bayır aşağı iniyorlardı. 4 kayıp vermişler, ikide yaralıları
yanlarındaydı. Kuş seslerini bilemezlerdi. Çeteler bölgeyi, ormanları çok
iyi biliyordu. Bunların ormandan çıkış yolu kayalıkla kaplı bir yerdi. İşin
ilginç yanı 20 kişi kadar olan çetenin büyük kısmı o kayalıklar
civarındaydı. Kuş diliyle ıslık sesli kuş sesi mesajı yarine ulaşmıştı.
Ormanın çıkışında kayalıkta pusu hazırdı.* <goog_1246184295474>

*          Yarı belirsiz keçi yolu, patikalar, Rus askerlerini kayalıkların
önüne getirmişti. Esasında yeni bir saldırı hiç beklemiyorlardı. Bir anda
kayalıklardan kurşun yağdı. İlk ateşte 4 Rus askeri daha düştü. Ancak iki
saat evvelki saldırıdan sonra  tetik duran Ruslar hep birlikte yere yapışıp,
siper durdular. Zaten bir kısmı henüz ormandan çıkmamıştı. Çeteler Rus
askerinin öldürüle öldürüle bitmeyeceğini biliyorlardı. Zaten cephaneleri
kısıtlıydı. İki üç kez daha Rusları taradılar, sessizce kayalıkların
arkasından ormana, dağlara doğru yöneldiler. Rus askerlerinin Çetelerin
gittiğini anlaması, korkulu sessizlikte birkaç saat sürdü..  **Kuş sesi
deyip geçmeyin...* <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

*        KUVA-YI MİLLİYECİ ASKERLERİMİZ ..* <goog_1246184295474>

*
--------------------------------------------------------------------------- ---------------------------------
* <goog_1246184295474>

*RUS ORDUSU'NDAKİ ERMENİLERİN TAHRİKLERİNE BİR ÖRNEK :* <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

*         Rus askerleri zaman zaman çoğu evi ve ahalisi boşalmış köylerde
dolaşarak kol gezmekteydiler. Çeteleri takip ve arama içindeydiler. Rus
Ordusundaki bir Ermeni askeri diğer Rus askerine,  gidelim de köyün içindeki
meyvelikten armut yiyelim der ve meyveliğe giderler. Ağaca çıkan Rus askeri
armut yerken Ermeni kuş avlayacakmış gibi tüfeğini doğrultur ve Rus'a doğru
ateşler. Rus askeri kanlar içinde ağaçtan düşer. Maksat Türk çeteleri,
milisleri baskın yaptı deyip, naçarlığa(Rus komutanlığı) rapor verip, Türk
köyünü tümden ateşe verdirip, haklıda katlettirmek.. Ermeni asıllı asker
koşarak olayı rapor eder. Naçarlığa, 15 ten fazla Türk çeteci geldi, bize
baskın yaptı, arkadaşımı vurdular diyor. Rus askerleri, bir Kırımlı Tatar
askerin uyarması üzerine önce olay yerine geliyorlar. Bereket ki Rus askeri
ağır yaralı vaziyette henüz ölmemiş ve hemen onu konuşturuyorlar; Türk
çeteleri kaç kişiydi ne tarafa gittiler? Diye soruyor - lar.  Yaralı Rus
gerçeği söylüyor. " Hiçbir Türk çetesi bize baskın yapmadı.. Beni vuran
yanımdaki Nikola adındaki Ermeni arkadaşımdır." O zaman Ermeni'nin tüfeği
muayene ediliyor, tüfekteki barut kokusu ve boş kovandan  da gerçek
anlaşılıyor. Kırımlı Tatar Türk'ü bu olayın otaya çıkmasını sağlıyor. Yaralı
Rus birazdan ölüyor. Eğer o konuşturulmasa, pek çok köy gibi 150 hanelik köy
gaz döküp yakılacak ve halkında kaçamayan pek çoğu öldürülecekti. Bu Rus
ordusundaki Ermeniler, Türklerin en büyük düşmanlarıydı. Bölgede benzer
birçok tahrik ve tuzaklarla politika gereği halka işgalden sonra iyi
davranma görüntüsünde olan Rus komutan ve askerlerini* <goog_1246184295474>

*tahrik ediyorlardı. Ermeniler yakın zamanda gerçekleşen sürgün (tehcir)
olayının öcünü almak peşindeydiler. Aslında sürgün kararına kendileri gibi
davrananlar sebep olmuştu...Açıkcası..* <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

*ÇETELERİN  OLUŞMASI: **Düşman Görele'ye girdiği zaman halk üç ayrı fikre
sahipti. Ekseriyet göç etmeye, bir gurup yerlerini terk etmemeye, diğer
gurupsa doğup büyüdükleri yerleri kanlarının son damlasına kadar savunmaya
kararlıydılar. Çeteci denen bu sonuncu gurubun kahramanları, bir buçuk sene
düşmana kan kusturup, destanlar yarattılar. Ötekiler de fikirlerini
uyguladılar.* <goog_1246184295474>

*        Bu  ÇETECİLER  işin başında on kişi idiler :* <goog_1246184295474>

*        Kakaliçoğlu Abdülmuttalip        Çürükvelioğlu Ali*<goog_1246184295474>

*        Kakaliçoğlu İsmail                       Çürükvelioğlu
Mustafa*<goog_1246184295474>

*        Çakır Çavuş                                  Seyisoğlu
Ömer*<goog_1246184295474>

*        Çakır Çoban                                  Hıdıroğlu Tıp
Osman *<goog_1246184295474>

*        Cinoğlu Ali Osman                       Dursun Çavuş (Kadın
milis)*<goog_1246184295474>

*        Bayıroğlu Hüseyin* <goog_1246184295474>

*        Daylı Köyünden Bektaşoğlu (Dinikuru) İsmail Ali'nin oluşturduğu 50
kişiyi bulan çete ayrıca faaliyet halindedir.  * <goog_1246184295474>

*        Halkın çetelere güveni artmıştı. Görele tarafında Kodakoğlu Halil,
Eynesil'de Cebecioğlu Deli Bilal çeteleri kurulmuştu. 1917 yılında düşman
tam bir tacizlik içinde bulunuyordu.Eynesil ve civarında ise direnişçi
çetelerin başını Eynesilli Deli Bilal  çekiyordu. Hürüşanoğlu (Gebecioğlu)
Ali, Memişoğlu Hasan, Kara Mürtezaoğlu Yakup'un başını  çektiği bu guruba
Zıvalılar da katılınca, İslamoğlu,Evci, Topbaş Mustafa, Palokoğlu, Deli
Çavuş  bunlardan sadece  birkaçıdır.Göreleli, Eynesilli Çeteler Sis
dağlarından beri Ruslara karşı saldırılarını arttırmışlardır. Dağlar ve
ormanlar Ruslar için artık tehlikeli bir hal almıştır. Harşıt boylarında
Ordumuzla savaşırken, Görele, Eynesil, Çavuşlu ve köylerinden olan yerel
milislerle savaşmak zorunda kalmışlardır. Bu çete savaşları Rus işgali son
buluncaya kadar devam edecektir. * <goog_1246184295474>

*GÖRELE ŞEHİTLİĞİ:** Zıva Köyü'ndeki direnişçilerden Deli Çavuş lakaplı
biri, Zıva'ya devriye çıkan Rus askerleri ile karşılaşınca ateş açar. Burada
iki Rus askeri can verir. Rus Ordusundan can kaybı olunca, Ruslar bugünkü
Sağlık meslek lisesindeki kahvelerde oturan 67 kişiyi  bir baskın
düzenleyerek katleder. Ve öldürdükleri insanları Kumyalı denen yerde
kazdıkları kuyulara, çukurlara gömerler.Hatta anlatılanlara   göre Mamenli
köyü Muhtarı Köserli Mustafa, yaralı olarak, ben ölmedim, beni gömmeyin diye
feryat ederse de dinlemezler, canlı canlı gömerler. Bugün bu toplu mezarın
olduğu yer Görele Şehitliği olarak restore edilmiş, ziyaret
yeridir.*<goog_1246184295474>

*ÇEKİP GİTMEK KOLAYMIYDI?: Çetelerin direniş ve savaşımları, Rus askerlerine
olan mücadeleleri, Rusların geri çekilişine kadar sürer. Rusya'da ki iç
karışıklık Rus Ordusunda iç karışıklığa sebep olmuş, askerlerde moral
çöküntüsü ve disiplinsizlik alabildiğine artmıştı. Bir kısım birlik ve
askerler başkaldırıp geri çekilmeye başlamıştı. Daha sonra 1918 Şubat
başlarında Ruslar Görele2ye gelen 3 gemiyle adeta birbirlerine ezercesine
gemilere binerek gittiler. Ancak bir kısmı ve içlerindeki Ermeni asıllılar
karadan çekiliyordu. Bu giden   Rus askerlerine Çetelerce en önemli zayiat
da bu esnada verdirildi. Kalenin doğusundaki Yavenbolu'da çekilmekte olan
Rus birliğini sıkıştıran Eynesilli Çeteler, ani bir baskınla kendileri hiç
kayıp vermeden koca bir Rus birliğini imha ederler. * <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

* SAVAŞ ve  KUŞDİLİ: Kuşdiliyle köyden köye seslenerek, asker olacakların
isimleri seslenerek, Kurtuluş Savaşına katılmak için haber
yolluyorlardı...Çağrılanların bir kısmı 1.Dünya Savaşına katılan tecrübeli
askerlerdi.Bunlar yeni gençleri de yanları- na  katıyorlar, Osman Ağa'nın
emrine girerek eğitiliyorlardı.Giresun Askerlik Şube Başkanı Binbaşı Hüseyin
Avni Alparslan eğitim ve disiplin işinde gayret  içindeydi... .....Kuşdili
bölgede çok eskilerden beri kullanılan, "Islıkla" gerçekleştirilen orijinal
bir ses dilidir.Bugün Kuşköy'de (Sis Dağı-Çanakçı civarı) KUŞDİLİ Şenlikleri
düzenleniyor. Kuşdili iletişim araçlarının olmadığı çok uzun zamanlar dağlık
olan bölgede dağdan dağa, köyden köye yüksek sesli ıslık çalarak
insanlarımız tarafından haberleşmede kullanılmış, çok yararlı bir
yöntemdi...Halk günlük yaşamda da kullanır, eskilerde hemen herkes bilirdi...
Yalnız bölgemizde değil Karadeniz'in geniş bir kısmında biliniyordu...Zamanla
Kuşdili unutulmuş ve Görele, Çanakçı, Kuşköy bölgesinde kullanılmaya kısmen
devam etmiştir.Şenlik ve kültürel faaliyetlerle Kuşdili bugünlerde ele
alınmış bulunuyor.* <goog_1246184295474>

*          Osman Ağa Alayına kurban gel.. Yunanla savaşmaya , yeni yetme
gençlerden de katın gelin.. Giresun'da Asker hazırlanıyor !.. diye dağdan
dağa kuş diliyle haber gitmekte, mesajı alan hazırlanıp, yola koyulmaktaydı.
Şimdi bunlar unutuldu mu?* <goog_1246184295474>

*          Rus işgalinde görülen Rus askerleri,  yolu üzerindeki köylere,
insanlara haber veriliyordu, kuş diliyle. O günler için haberleşmede hem de
şifreli iletişimde önemli bir yöntem ve imkan... Kuş Köylülerde sitelerinde
yazmışlar .. Rus işgalinde, yörenin kurtuluşunda çok faydalı oldu
diye... *<goog_1246184295474>

*".Kuşdilinin çok eski olduğu şuradan da anlaşılıyor  1. dünya savasında
Ruslar kuş köyünü ve diğer yöreleri işgal ettiğinde halk düşmanın anlamaması
için  kuşdilini kullanmışlar ve  Ruslara karşı savaşın kazanılmasında önemli
rol oynamışlardır."* <goog_1246184295474>

*--------------   ------------------       -----------------------------
-----------------   ------------------* <goog_1246184295474>

*        Bu Vatan, Bu Ulus  böyle zor günlerden geçti. İşgallere direndi,
savaştı. Unutulmaması için gayretimiz. Ülkemizin bugünde her yerinde az çok
kuş sesleri var. Hatta şehir merkezlerinde bile duyuluyor kuş
sesleri..*<goog_1246184295474>

*       Kuş seslerini duyuyor musunuz? * <goog_1246184295474>

*       İçlerinde az farklı olan, olanlar var mı ?* <goog_1246184295474>

*                                                      *<goog_1246184295474>

*                                                     **VAR MI
?*<goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

*
*<goog_1246184295474>

*                                                                   MUSTAFA
KÖSE- 15.02.2008-SAMSUN -* <goog_1246184295474>

* GÜNCELLEME - 26.06.2009 - SAMSUN ..* <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>

*YARARLANILAN KAYNAKLAR:* <goog_1246184295474>

*1- Sözlü Mülakatlar..* <goog_1246184295474>

*2-BİLiR, Ali-Geçmişten Günümüze Tüm* <goog_1246184295474>

*Yönleriyle GÖRELE.Simurg-İst.2001* <goog_1246184295474>

*3-TÜRKYILMAZ,Halil İ.Dünden Yarına
                             Tüm Yönleriyle EYNESİL- 1995*<goog_1246184295474>

  <goog_1246184295474>

* * <goog_1246184295474>*http://www.giresunsonhaber.com/
haber_detay.asp?haberID=2069*
Kuşdili Festivali 28 Haziran 'da <goog_1246184295474>

<goog_1246184295474>

Uluslararası 12. Kuşdili Festivali 28 Haziran 2009 Pazar günü Çanakçı
İlçemizin Kuşköy Köyü'nde yapılacak. <goog_1246184295474>

  <goog_1246184295474>
  [image: Kategori]  Kategori <goog_1246184295474> : <goog_1246184295474>
Kültür/Sanat <goog_1246184295474>  [image: Yorumlar]  Yorum
Sayisi<goog_1246184295474> :
<goog_1246184295474>0 <goog_1246184295474>  [image: Tarih]
Tarih<goog_1246184295474> :
17 Haziran 2009, 20:05 <goog_1246184295474>

[image: 12 Punto] [image: 14 Punto] [image: 16 Punto] [image: 18
Punto]<goog_1246184295474>

  <goog_1246184295474>

* Kuşdili Festivali 28 Haziran'da* <goog_1246184295474>

  <goog_1246184295474>

Uluslararası 12. Kuşdili Festivali 28 Haziran 2009 Pazar günü Çanakçı
İlçemizin Kuşköy Köyü'nde yapılacak. <goog_1246184295474>

Kuşdilini Tanıtma Kültür ve Turizm Derneği tarafından organize edilen 12.
Kuşdili Festivali'nin bu yıl daha coşkulu geçeceğini belirten Dernek Başkanı
Şeref Köçek, "Gerek belgemizde, gerek İlimizde, gerekse İl dışında yaşayan
tüm hemşehrilerimizi 28 Haziran'da Çanakçı Kuşköy'e bekliyoruz"
dedi.<goog_1246184295474>

  <goog_1246184295474>

<goog_1246184295474>

Uluslararası 12. Kuşdili Festivaline kemençenin ustası Katip Şadi ve Mehmet
Sırrı Öztürk'ün de katılacağını belirten Dernek Başkanı Şeref Köçek, sürpriz
sanatçıların da 28 Haziran'da Kuşdili Festivalinde olacağını
söyledi.<goog_1246184295474>

  <goog_1246184295474>

<goog_1246184295474>

Dernek Başkanı Şeref Köçek, kuşdilini tüm ülkeye yaymak için Türkiye'nin
çeşitli bölgelerinde dernek şubesi açacaklarını da sözlerine
ekledi.<http://shop.egebazaar.net/index.php?page=mypage&op=openPage&id=71&tit...>


    Yazarı yanıtla    Yönlendir  
İleti gönderebilmek için önce Oturum açmalısınız.
İleti gönderebilmek için önce bu gruba katılmalısınız.
İletinizi göndermeden önce lütfen abonelik ayarları sayfasında rumuzunuzu güncelleyin.
İleti göndermek için gerekli izne sahip değilsiniz.
İletilerin sonu
« Tartışmalara Dön « Daha yeni konu     Daha eski konu »

Grup oluştur - Google Grupları - Google Ana Sayfa - Hizmet Şartları - Gizlilik Politikası
©2009 Google