Değerli Zeytindostları;
Zeytinin yağa işlenmesi sonucu ortaya çıkan zeytin suyunun (karasu)
''kontrolsüz olarak'' derelere göllere denizlere salınmasının
ortamdaki bitki ve su canlılarına zararlı olduğunu biliyoruz.
Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim ama zeytin suyunun
dünyanın en tehlikeli şeyiymiş gibi lanse edilmesini abartılı
buluyorum.
Dışardan bakan biri ''KARA'' ''FİTOTOKSİK ETKİ'' KOİ, BOİ gibi
ürkütücü ve afilli lafları görünce aman evlerden uzak olsun Allah
korusun moduna giriyor.
Öncelikle bilmemiz gereken bir şey varki TOKSİN(ZEHİR) dediğimiz şey
doza(bünyeye alınan miktar) bağlıdır.Yaşamamız için gerekli tüm
maddeler aşırı miktarda alınırsa bizi zehirler.Mesela su zehirlenmesi
diye bir şey var.Yani arıtılmış saf suyu bile fazla içerseniz
zehirlenirsiniz.Oksijen zehirlenmesi ona keza...
Eczacıların amblemine dikkat ettiyseniz bir kadehe dolanmış yılan
vardır.Bunun anlamı İlaçlar aslında birer zehirdir fakat zehirler
uygun dozda tedavi edici etkiye sahiptir.
Zeytin karasuyunun içeriğinde polifenoller bulunuyor.Bu polifenoller
zeytinyağının içinde olduğunda arzu edilen birşey.
Antioksidan polifenoller oksidatif stresi azaltmalarindan dolayı
kardiyovasküler hastalıkları ve kanseri önler.Buradaki etki
mekanizması serbest radikaller oksijenle birleşerek kanser
oluşturacakken polifenol araya girip bu birleşmeyi önlemesidir.
İnsan sağlığı için bu kadar önemli bir rolü olan polifenoller doğal
ortamdaki sulara karıştığında nasıl oluyorda canavarlaşıyor.En başta
söylediğimiz gibi doz(miktar) konusunun önemi ortaya
çıkıyor.''Fitotoksik etki'' deniyor. Yani Bitkiyi zehirleyen
etki.Nedir bunun mekanizması diyorum kimse bilmiyor.Bir vazoya
bitkinin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini ve tertemiz saf su
koyalım topraktan köküyle çıkardığımız herhangi bir bitkiyi uzun bir
süre o vazoda yaşatamayız.Suyun içinde olmasına rağmen bir süre sonra
susuzluk belirtisi gösterecek ve kuruyup ölecektir.Sebebi köklerin
faaliyet gösterebilmesi için yani suyu alabilmesi için enerjiye
enerjinin oluşabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır.
Karasuyun en önemli kirletici ajanları olarak lanse edilen KOİ ile BOİ
aslında Kimyasal Oksijen isteği ile Biyolojik Oksijen isteğinin
kısaltılmışlarıdır.Yani polifenoller sudaki serbest oksijeni
bağladıkları için balıklar ve bitkiler oksijensiz kalıp
ölmektedir.Eğer bütün yaygara bu oksijen probleminden çıkıyorsa
çözmesi çok güç olmasa gerek.Konuya birde bu açıdan bakılmasını ve
bilim insanlarımızın bizleri aydınlatmasını diliyorum.
Saygılarımla Mustafa Alhat