Değerli Zeytindostları;
Zeytinin yağa işlenmesi sonucu ortaya çıkan zeytin suyunun (karasu)
''kontrolsüz olarak'' derelere göllere denizlere salınmasının
ortamdaki bitki ve su canlılarına zararlı olduğunu biliyoruz.
Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim ama zeytin suyunun
dünyanın en tehlikeli şeyiymiş gibi lanse edilmesini abartılı
buluyorum.
Dışardan bakan biri ''KARA'' ''FİTOTOKSİK ETKİ'' KOİ, BOİ gibi
ürkütücü ve afilli lafları görünce aman evlerden uzak olsun Allah
korusun moduna giriyor.
Öncelikle bilmemiz gereken bir şey varki TOKSİN(ZEHİR) dediğimiz şey
doza(bünyeye alınan miktar) bağlıdır.Yaşamamız için gerekli tüm
maddeler aşırı miktarda alınırsa bizi zehirler.Mesela su zehirlenmesi
diye bir şey var.Yani arıtılmış saf suyu bile fazla içerseniz
zehirlenirsiniz.Oksijen zehirlenmesi ona keza...
Eczacıların amblemine dikkat ettiyseniz bir kadehe dolanmış yılan
vardır.Bunun anlamı İlaçlar aslında birer zehirdir fakat zehirler
uygun dozda tedavi edici etkiye sahiptir.
Zeytin karasuyunun içeriğinde polifenoller bulunuyor.Bu polifenoller
zeytinyağının içinde olduğunda arzu edilen birşey.
Antioksidan polifenoller oksidatif stresi azaltmalarindan dolayı
kardiyovasküler hastalıkları ve kanseri önler.Buradaki etki
mekanizması serbest radikaller oksijenle birleşerek kanser
oluşturacakken polifenol araya girip bu birleşmeyi önlemesidir.
İnsan sağlığı için bu kadar önemli bir rolü olan polifenoller doğal
ortamdaki sulara karıştığında nasıl oluyorda canavarlaşıyor.En başta
söylediğimiz gibi doz(miktar) konusunun önemi ortaya
çıkıyor.''Fitotoksik etki'' deniyor. Yani Bitkiyi zehirleyen
etki.Nedir bunun mekanizması diyorum kimse bilmiyor.Bir vazoya
bitkinin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini ve tertemiz saf su
koyalım topraktan köküyle çıkardığımız herhangi bir bitkiyi uzun bir
süre o vazoda yaşatamayız.Suyun içinde olmasına rağmen bir süre sonra
susuzluk belirtisi gösterecek ve kuruyup ölecektir.Sebebi köklerin
faaliyet gösterebilmesi için yani suyu alabilmesi için enerjiye
enerjinin oluşabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır.
Karasuyun en önemli kirletici ajanları olarak lanse edilen KOİ ile BOİ
aslında Kimyasal Oksijen isteği ile Biyolojik Oksijen isteğinin
kısaltılmışlarıdır.Yani polifenoller sudaki serbest oksijeni
bağladıkları için balıklar ve bitkiler oksijensiz kalıp
ölmektedir.Eğer bütün yaygara bu oksijen probleminden çıkıyorsa
çözmesi çok güç olmasa gerek.Konuya birde bu açıdan bakılmasını ve
bilim insanlarımızın bizleri aydınlatmasını diliyorum.
Saygılarımla Mustafa Alhat
Sayın Mustafa Alhat
"Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim " ricanız üzerine yazıyorum, lütfen bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayınız, bilmediğiniz konularda yanıltıcı ve duygusal yaklaşımlarda bulunmayınız. Karasu ile ilgili sayısız bilgilendirme toplantısı yapıldı ve yapılıyor, karasu ile ilgili sayısız bilimsel araştırma makalesi ve raporu mevcut, önce bunları inceleyiniz. Karasu üzerine yazılmış en iyi raprolardan birisini de aşağıda bilginize sunuyorum, birçok sorunuzun yanıtı bu kaynaklardan bulabilrisiniz, bu kitabı ilgili yazardan ücretzi alma şansınız var (eğer tükenmedi ise).
Kitabın adı: OLIVE-MILL WASTE MANAGEMENT
Yazaraları : M.Niaounakis & C.P. Halvadakis
e-mail: kh...@aegean.gr
e...@env.aegean.gr
web sayfası: http://www.aegean.gr/environmental/eda/
Doç.Dr. Nuri Azbar
----------------------------
Assoc Prof. Ege University Engineering Faculty, Bioengineering Department Bornova, Izmir 35100 Turkey Phone #:+90 232 3880378 (ext.138) Fax # :+90 232 3884955
-------------------------------
Doç.Dr.
Ege Universitesi
Mühendislik Fakültesi
Biyomühendislik Bölümü
Bornova , Izmir 35100 Tel : 232-3880378 (138)
Faks : 232-3884955
________________________________
From: MUSTAFA ALHAT <must...@alhatoglu.com.tr>
To: Zeytindostu <zeytindostu@googlegroups.com>
Sent: Wednesday, July 1, 2009 11:33:32 AM
Subject: [zeytindostu:13109] Re: zeytin karasuyunun arıtılması
Değerli Zeytindostları;
Zeytinin yağa işlenmesi sonucu ortaya çıkan zeytin suyunun (karasu)
''kontrolsüz olarak'' derelere göllere denizlere salınmasının
ortamdaki bitki ve su canlılarına zararlı olduğunu biliyoruz.
Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim ama zeytin suyunun
dünyanın en tehlikeli şeyiymiş gibi lanse edilmesini abartılı
buluyorum.
Dışardan bakan biri ''KARA'' ''FİTOTOKSİK ETKİ'' KOİ, BOİ gibi
ürkütücü ve afilli lafları görünce aman evlerden uzak olsun Allah
korusun moduna giriyor.
Öncelikle bilmemiz gereken bir şey varki TOKSİN(ZEHİR) dediğimiz şey
doza(bünyeye alınan miktar) bağlıdır.Yaşamamız için gerekli tüm
maddeler aşırı miktarda alınırsa bizi zehirler.Mesela su zehirlenmesi
diye bir şey var.Yani arıtılmış saf suyu bile fazla içerseniz
zehirlenirsiniz.Oksijen zehirlenmesi ona keza...
Eczacıların amblemine dikkat ettiyseniz bir kadehe dolanmış yılan
vardır.Bunun anlamı İlaçlar aslında birer zehirdir fakat zehirler
uygun dozda tedavi edici etkiye sahiptir.
Zeytin karasuyunun içeriğinde polifenoller bulunuyor.Bu polifenoller
zeytinyağının içinde olduğunda arzu edilen birşey.
Antioksidan polifenoller oksidatif stresi azaltmalarindan dolayı
kardiyovasküler hastalıkları ve kanseri önler.Buradaki etki
mekanizması serbest radikaller oksijenle birleşerek kanser
oluşturacakken polifenol araya girip bu birleşmeyi önlemesidir.
İnsan sağlığı için bu kadar önemli bir rolü olan polifenoller doğal
ortamdaki sulara karıştığında nasıl oluyorda canavarlaşıyor.En başta
söylediğimiz gibi doz(miktar) konusunun önemi ortaya
çıkıyor.''Fitotoksik etki'' deniyor. Yani Bitkiyi zehirleyen
etki.Nedir bunun mekanizması diyorum kimse bilmiyor.Bir vazoya
bitkinin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini ve tertemiz saf su
koyalım topraktan köküyle çıkardığımız herhangi bir bitkiyi uzun bir
süre o vazoda yaşatamayız.Suyun içinde olmasına rağmen bir süre sonra
susuzluk belirtisi gösterecek ve kuruyup ölecektir.Sebebi köklerin
faaliyet gösterebilmesi için yani suyu alabilmesi için enerjiye
enerjinin oluşabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır.
Karasuyun en önemli kirletici ajanları olarak lanse edilen KOİ ile BOİ
aslında Kimyasal Oksijen isteği ile Biyolojik Oksijen isteğinin
kısaltılmışlarıdır.Yani polifenoller sudaki serbest oksijeni
bağladıkları için balıklar ve bitkiler oksijensiz kalıp
ölmektedir.Eğer bütün yaygara bu oksijen probleminden çıkıyorsa
çözmesi çok güç olmasa gerek.Konuya birde bu açıdan bakılmasını ve
bilim insanlarımızın bizleri aydınlatmasını diliyorum.
Saygılarımla Mustafa Alhat
----- Original Message ----- From: Azbar Nuri To: zeytindostu@googlegroups.com Sent: Thursday, July 02, 2009 8:31 AM
Subject: [zeytindostu:13126] Re: zeytin karasuyunun arıtılması
Sayın Mustafa Alhat
"Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim " ricanız üzerine yazıyorum, lütfen bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayınız, bilmediğiniz konularda yanıltıcı ve duygusal yaklaşımlarda bulunmayınız. Karasu ile ilgili sayısız bilgilendirme toplantısı yapıldı ve yapılıyor, karasu ile ilgili sayısız bilimsel araştırma makalesi ve raporu mevcut, önce bunları inceleyiniz. Karasu üzerine yazılmış en iyi raprolardan birisini de aşağıda bilginize sunuyorum, birçok sorunuzun yanıtı bu kaynaklardan bulabilrisiniz, bu kitabı ilgili yazardan ücretzi alma şansınız var (eğer tükenmedi ise).
Kitabın adı: OLIVE-MILL WASTE MANAGEMENT
Yazaraları : M.Niaounakis & C.P. Halvadakis e-mail: kh...@aegean.gr
e...@env.aegean.gr
web sayfası: http://www.aegean.gr/environmental/eda/
Doç.Dr. Nuri Azbar
----------------------------
Assoc Prof. Ege University Engineering Faculty, Bioengineering Department Bornova, Izmir 35100 Turkey Phone #:+90 232 3880378 (ext.138) Fax # :+90 232 3884955
-------------------------------
Doç.Dr.
Ege Universitesi
Mühendislik Fakültesi
Biyomühendislik Bölümü
Bornova , Izmir 35100 Tel : 232-3880378 (138)
Faks : 232-3884955
--------------------------------------------------------------------------- ---
From: MUSTAFA ALHAT <must...@alhatoglu.com.tr>
To: Zeytindostu <zeytindostu@googlegroups.com>
Sent: Wednesday, July 1, 2009 11:33:32 AM
Subject: [zeytindostu:13109] Re: zeytin karasuyunun arıtılması
Değerli Zeytindostları;
Zeytinin yağa işlenmesi sonucu ortaya çıkan zeytin suyunun (karasu)
''kontrolsüz olarak'' derelere göllere denizlere salınmasının
ortamdaki bitki ve su canlılarına zararlı olduğunu biliyoruz.
Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim ama zeytin suyunun
dünyanın en tehlikeli şeyiymiş gibi lanse edilmesini abartılı
buluyorum.
Dışardan bakan biri ''KARA'' ''FİTOTOKSİK ETKİ'' KOİ, BOİ gibi
ürkütücü ve afilli lafları görünce aman evlerden uzak olsun Allah
korusun moduna giriyor.
Öncelikle bilmemiz gereken bir şey varki TOKSİN(ZEHİR) dediğimiz şey
doza(bünyeye alınan miktar) bağlıdır.Yaşamamız için gerekli tüm
maddeler aşırı miktarda alınırsa bizi zehirler.Mesela su zehirlenmesi
diye bir şey var.Yani arıtılmış saf suyu bile fazla içerseniz
zehirlenirsiniz.Oksijen zehirlenmesi ona keza...
Eczacıların amblemine dikkat ettiyseniz bir kadehe dolanmış yılan
vardır.Bunun anlamı İlaçlar aslında birer zehirdir fakat zehirler
uygun dozda tedavi edici etkiye sahiptir.
Zeytin karasuyunun içeriğinde polifenoller bulunuyor.Bu polifenoller
zeytinyağının içinde olduğunda arzu edilen birşey.
Antioksidan polifenoller oksidatif stresi azaltmalarindan dolayı
kardiyovasküler hastalıkları ve kanseri önler.Buradaki etki
mekanizması serbest radikaller oksijenle birleşerek kanser
oluşturacakken polifenol araya girip bu birleşmeyi önlemesidir.
İnsan sağlığı için bu kadar önemli bir rolü olan polifenoller doğal
ortamdaki sulara karıştığında nasıl oluyorda canavarlaşıyor.En başta
söylediğimiz gibi doz(miktar) konusunun önemi ortaya
çıkıyor.''Fitotoksik etki'' deniyor. Yani Bitkiyi zehirleyen
etki.Nedir bunun mekanizması diyorum kimse bilmiyor.Bir vazoya
bitkinin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini ve tertemiz saf su
koyalım topraktan köküyle çıkardığımız herhangi bir bitkiyi uzun bir
süre o vazoda yaşatamayız.Suyun içinde olmasına rağmen bir süre sonra
susuzluk belirtisi gösterecek ve kuruyup ölecektir.Sebebi köklerin
faaliyet gösterebilmesi için yani suyu alabilmesi için enerjiye
enerjinin oluşabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır.
Karasuyun en önemli kirletici ajanları olarak lanse edilen KOİ ile BOİ
aslında Kimyasal Oksijen isteği ile Biyolojik Oksijen isteğinin
kısaltılmışlarıdır.Yani polifenoller sudaki serbest oksijeni
bağladıkları için balıklar ve bitkiler oksijensiz kalıp
ölmektedir.Eğer bütün yaygara bu oksijen probleminden çıkıyorsa
çözmesi çok güç olmasa gerek.Konuya birde bu açıdan bakılmasını ve
bilim insanlarımızın bizleri aydınlatmasını diliyorum.
Saygılarımla Mustafa Alhat
__________ ESET Smart Security Ak ll G venlik taraf ndan sa lanan bilgiler, vir s imza veritaban s r m : 4207 (20090702) __________
leti ESET Smart Security Ak ll G venlik taraf ndan denetlendi.
Sayın Azbar Hocam;
Sizi Ebso'daki Karsu sorunu toplantısında dinleme fırsatı buldum ve
özellikle belirtmek isterim ki sunumunuzu ve zeytinin yağa işlenmesi
sonucu ortaya çıkan sekonder ürünlerin ekonomiye kazandırılması ile
ilgili projenizi çok beğendim.Sunumunuzu bir mahsuru yoksa grubumuzla
paylaşmanızı rica ederim.
Yazdıklarımdan zeytin öz suyunu derelere göllere denizlere salın bir
şey olmaz anlamı çıkarmadığınızı umuyorum.
Karasu SORUNU başlığı altında o kadar çok şey yazılıp çiziliyor ki biz
sıradan faniler çok korkuyoruz.
Mesela bir akademik sunuda ''Yüksek kirleticilik düzeyi" tanımlaması
var.Bir başka yazıda "çok tehlikeli" olduğundan bahsediliyor.Bunun
dışında "Asidik karakterde" deniyor mesela.Bunları biz sıradan
insanlar okuduğumuzda ne düşünebiliriz?
Radyoaktif yada kimyasal atıkların düzeyinde bir şeyler çağrıştırıyor
bu ibareler.Yaklaşık 5,5 düzeyinde bir PH yı ki bu değerin insan cildi
için en uygun olduğunu sabun reklamlarından biliyoruz elimize değse
yakar diye algılamamızı sağlıyacak şekilde lanse ediyorlar.
Bu yazımda buna dikkat çekmek istedim.Farkında olalım ama
abartmayalım.Ki farkındayız. Döküldüğü alıcı ortamlar leş gibi oluyor
kötü kokuyor bu manzarayı mutlaka ortadan kaldırmalıyız. Zaten
ekonomik bir değeri olduğu için değerlendirebilecek tesisler
kurulduğunda biz dökün desek bile kimse bunu atmaz)
Eğer prinayı değerlendiren tesisler olmasaydı PRİNA SORUNU diye de bir
sorunumuz olacaktı.Onun için ne yazarlardı çok merak ediyorum:))
Eveet şimdi gelelim benim yazıma karşılık sizin verdiğiniz cevaba...
Ben bu yazdıklarımda hatalı bir şey varsa düzeltilmesi doğrusunun
yazılmasını rica etmiştim.Sizden de daha önceden alışık olduğumuz
"Akademisyen Cevapları" aldım.Sanırım tüm yazdıklarımı saçmalık
düzeyinde buldunuz ki "git öğrende gel" muamelesi yaptınız.Üstelik
yabancı bir siteye...
Baştanda söylediğim gibi bizler sıradan fanileriz.Bizim isimlerimiz
önünde akademik ünvan yok.Okuduğumuz teknik sunular türkçe bile olsa
akademik jargonda yazıldıkları için algılayabildiğimiz ancak bu.Bu
nedenle bilim insanlarımız bizi aydınlatsın demiştim.
Anlıyorum ki bilim adamlarımız bizim sadece koyun gibi dinleyip kafa
sallamamızı hiç bir şeye bulaşmamamızı istiyor.
Kusura bakmayın rahatsız ettik.
Saygılarımla Mustafa Alhat
On 2 Temmuz, 08:31, Azbar Nuri <nuriaz...@yahoo.com> wrote:
> Sayın Mustafa Alhat
> "Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
> yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim " ricanız üzerine yazıyorum, lütfen bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayınız, bilmediğiniz konularda yanıltıcı ve duygusal yaklaşımlarda bulunmayınız. Karasu ile ilgili sayısız bilgilendirme toplantısı yapıldı ve yapılıyor, karasu ile ilgili sayısız bilimsel araştırma makalesi ve raporu mevcut, önce bunları inceleyiniz. Karasu üzerine yazılmış en iyi raprolardan birisini de aşağıda bilginize sunuyorum, birçok sorunuzun yanıtı bu kaynaklardan bulabilrisiniz, bu kitabı ilgili yazardan ücretzi alma şansınız var (eğer tükenmedi ise).
> Doç.Dr. Nuri Azbar
> ----------------------------
> Assoc Prof.
> Ege University
> Engineering Faculty, Bioengineering Department
> Bornova, Izmir 35100 Turkey
> Phone #:+90 232 3880378 (ext.138)
> Fax # :+90 232 3884955
> -------------------------------
> Doç.Dr.
> Ege Universitesi
> Mühendislik Fakültesi
> Biyomühendislik Bölümü
> Bornova , Izmir 35100
> Tel : 232-3880378 (138)
> Faks : 232-3884955
> ________________________________
> From: MUSTAFA ALHAT <must...@alhatoglu.com.tr>
> To: Zeytindostu <zeytindostu@googlegroups.com>
> Sent: Wednesday, July 1, 2009 11:33:32 AM
> Subject: [zeytindostu:13109] Re: zeytin karasuyunun arıtılması
> Değerli Zeytindostları;
> Zeytinin yağa işlenmesi sonucu ortaya çıkan zeytin suyunun (karasu)
> ''kontrolsüz olarak'' derelere göllere denizlere salınmasının
> ortamdaki bitki ve su canlılarına zararlı olduğunu biliyoruz.
> Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
> yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim ama zeytin suyunun
> dünyanın en tehlikeli şeyiymiş gibi lanse edilmesini abartılı
> buluyorum.
> Dışardan bakan biri ''KARA'' ''FİTOTOKSİK ETKİ'' KOİ, BOİ gibi
> ürkütücü ve afilli lafları görünce aman evlerden uzak olsun Allah
> korusun moduna giriyor.
> Öncelikle bilmemiz gereken bir şey varki TOKSİN(ZEHİR) dediğimiz şey
> doza(bünyeye alınan miktar) bağlıdır.Yaşamamız için gerekli tüm
> maddeler aşırı miktarda alınırsa bizi zehirler.Mesela su zehirlenmesi
> diye bir şey var.Yani arıtılmış saf suyu bile fazla içerseniz
> zehirlenirsiniz.Oksijen zehirlenmesi ona keza...
> Eczacıların amblemine dikkat ettiyseniz bir kadehe dolanmış yılan
> vardır.Bunun anlamı İlaçlar aslında birer zehirdir fakat zehirler
> uygun dozda tedavi edici etkiye sahiptir.
> Zeytin karasuyunun içeriğinde polifenoller bulunuyor.Bu polifenoller
> zeytinyağının içinde olduğunda arzu edilen birşey.
> Antioksidan polifenoller oksidatif stresi azaltmalarindan dolayı
> kardiyovasküler hastalıkları ve kanseri önler.Buradaki etki
> mekanizması serbest radikaller oksijenle birleşerek kanser
> oluşturacakken polifenol araya girip bu birleşmeyi önlemesidir.
> İnsan sağlığı için bu kadar önemli bir rolü olan polifenoller doğal
> ortamdaki sulara karıştığında nasıl oluyorda canavarlaşıyor.En başta
> söylediğimiz gibi doz(miktar) konusunun önemi ortaya
> çıkıyor.''Fitotoksik etki'' deniyor. Yani Bitkiyi zehirleyen
> etki.Nedir bunun mekanizması diyorum kimse bilmiyor.Bir vazoya
> bitkinin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini ve tertemiz saf su
> koyalım topraktan köküyle çıkardığımız herhangi bir bitkiyi uzun bir
> süre o vazoda yaşatamayız.Suyun içinde olmasına rağmen bir süre sonra
> susuzluk belirtisi gösterecek ve kuruyup ölecektir.Sebebi köklerin
> faaliyet gösterebilmesi için yani suyu alabilmesi için enerjiye
> enerjinin oluşabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır.
> Karasuyun en önemli kirletici ajanları olarak lanse edilen KOİ ile BOİ
> aslında Kimyasal Oksijen isteği ile Biyolojik Oksijen isteğinin
> kısaltılmışlarıdır.Yani polifenoller sudaki serbest oksijeni
> bağladıkları için balıklar ve bitkiler oksijensiz kalıp
> ölmektedir.Eğer bütün yaygara bu oksijen probleminden çıkıyorsa
> çözmesi çok güç olmasa gerek.Konuya birde bu açıdan bakılmasını ve
> bilim insanlarımızın bizleri aydınlatmasını diliyorum.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
Sunumu EBSO'ya bıraktım (Zeliha hanım ile irtibata geçerseniz alabilirsiniz, zira e-mail ile dosyanın büyüklüğü nedeni ile gitmesi zor).
Bilim adamları da bu Ülkenin ve bu toplumun bireyleri ve kendi şahsımda şunu söylemek isterim ki biz bilimsel çalışmalarımızı sektöre faydalı olması yönünde gerçekleştirmeye çalışıyoruz, yanınızdayız, merak etmeyin bize hiç bir şekilde rahatsızlık vermiyorsunuz.
Nuri Azbar
----------------------------
Assoc Prof. Ege University Engineering Faculty, Bioengineering Department Bornova, Izmir 35100 Turkey Phone #:+90 232 3880378 (ext.138) Fax # :+90 232 3884955
-------------------------------
Doç.Dr.
Ege Universitesi
Mühendislik Fakültesi
Biyomühendislik Bölümü
Bornova , Izmir 35100 Tel : 232-3880378 (138)
Faks : 232-3884955
________________________________
From: MUSTAFA ALHAT <must...@alhatoglu.com.tr>
To: Zeytindostu <zeytindostu@googlegroups.com>
Sent: Thursday, July 2, 2009 6:21:51 PM
Subject: [zeytindostu:/] Re: zeytin karasuyunun arıtılması
Sayın Azbar Hocam;
Sizi Ebso'daki Karsu sorunu toplantısında dinleme fırsatı buldum ve
özellikle belirtmek isterim ki sunumunuzu ve zeytinin yağa işlenmesi
sonucu ortaya çıkan sekonder ürünlerin ekonomiye kazandırılması ile
ilgili projenizi çok beğendim.Sunumunuzu bir mahsuru yoksa grubumuzla
paylaşmanızı rica ederim.
Yazdıklarımdan zeytin öz suyunu derelere göllere denizlere salın bir
şey olmaz anlamı çıkarmadığınızı umuyorum.
Karasu SORUNU başlığı altında o kadar çok şey yazılıp çiziliyor ki biz
sıradan faniler çok korkuyoruz.
Mesela bir akademik sunuda ''Yüksek kirleticilik düzeyi" tanımlaması
var.Bir başka yazıda "çok tehlikeli" olduğundan bahsediliyor.Bunun
dışında "Asidik karakterde" deniyor mesela.Bunları biz sıradan
insanlar okuduğumuzda ne düşünebiliriz?
Radyoaktif yada kimyasal atıkların düzeyinde bir şeyler çağrıştırıyor
bu ibareler.Yaklaşık 5,5 düzeyinde bir PH yı ki bu değerin insan cildi
için en uygun olduğunu sabun reklamlarından biliyoruz elimize değse
yakar diye algılamamızı sağlıyacak şekilde lanse ediyorlar.
Bu yazımda buna dikkat çekmek istedim.Farkında olalım ama
abartmayalım.Ki farkındayız. Döküldüğü alıcı ortamlar leş gibi oluyor
kötü kokuyor bu manzarayı mutlaka ortadan kaldırmalıyız. Zaten
ekonomik bir değeri olduğu için değerlendirebilecek tesisler
kurulduğunda biz dökün desek bile kimse bunu atmaz)
Eğer prinayı değerlendiren tesisler olmasaydı PRİNA SORUNU diye de bir
sorunumuz olacaktı.Onun için ne yazarlardı çok merak ediyorum:))
Eveet şimdi gelelim benim yazıma karşılık sizin verdiğiniz cevaba...
Ben bu yazdıklarımda hatalı bir şey varsa düzeltilmesi doğrusunun
yazılmasını rica etmiştim.Sizden de daha önceden alışık olduğumuz
"Akademisyen Cevapları" aldım.Sanırım tüm yazdıklarımı saçmalık
düzeyinde buldunuz ki "git öğrende gel" muamelesi yaptınız.Üstelik
yabancı bir siteye...
Baştanda söylediğim gibi bizler sıradan fanileriz.Bizim isimlerimiz
önünde akademik ünvan yok.Okuduğumuz teknik sunular türkçe bile olsa
akademik jargonda yazıldıkları için algılayabildiğimiz ancak bu.Bu
nedenle bilim insanlarımız bizi aydınlatsın demiştim.
Anlıyorum ki bilim adamlarımız bizim sadece koyun gibi dinleyip kafa
sallamamızı hiç bir şeye bulaşmamamızı istiyor.
Kusura bakmayın rahatsız ettik.
Saygılarımla Mustafa Alhat
On 2 Temmuz, 08:31, Azbar Nuri <nuriaz...@yahoo.com> wrote:
> Sayın Mustafa Alhat
> "Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
> yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim " ricanız üzerine yazıyorum, lütfen bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayınız, bilmediğiniz konularda yanıltıcı ve duygusal yaklaşımlarda bulunmayınız. Karasu ile ilgili sayısız bilgilendirme toplantısı yapıldı ve yapılıyor, karasu ile ilgili sayısız bilimsel araştırma makalesi ve raporu mevcut, önce bunları inceleyiniz. Karasu üzerine yazılmış en iyi raprolardan birisini de aşağıda bilginize sunuyorum, birçok sorunuzun yanıtı bu kaynaklardan bulabilrisiniz, bu kitabı ilgili yazardan ücretzi alma şansınız var (eğer tükenmedi ise).
> Doç.Dr. Nuri Azbar
> ----------------------------
> Assoc Prof.
> Ege University
> Engineering Faculty, Bioengineering Department
> Bornova, Izmir 35100 Turkey
> Phone #:+90 232 3880378 (ext.138)
> Fax # :+90 232 3884955
> -------------------------------
> Doç.Dr.
> Ege Universitesi
> Mühendislik Fakültesi
> Biyomühendislik Bölümü
> Bornova , Izmir 35100
> Tel : 232-3880378 (138)
> Faks : 232-3884955
> ________________________________
> From: MUSTAFA ALHAT <must...@alhatoglu.com.tr>
> To: Zeytindostu <zeytindostu@googlegroups.com>
> Sent: Wednesday, July 1, 2009 11:33:32 AM
> Subject: [zeytindostu:13109] Re: zeytin karasuyunun arıtılması
> Değerli Zeytindostları;
> Zeytinin yağa işlenmesi sonucu ortaya çıkan zeytin suyunun (karasu)
> ''kontrolsüz olarak'' derelere göllere denizlere salınmasının
> ortamdaki bitki ve su canlılarına zararlı olduğunu biliyoruz.
> Konuya tam hakim değilim ve birazdan yazacaklarımda hatalı gördüğünüz
> yerler varsa düzeltilmesini istirham ederim ama zeytin suyunun
> dünyanın en tehlikeli şeyiymiş gibi lanse edilmesini abartılı
> buluyorum.
> Dışardan bakan biri ''KARA'' ''FİTOTOKSİK ETKİ'' KOİ, BOİ gibi
> ürkütücü ve afilli lafları görünce aman evlerden uzak olsun Allah
> korusun moduna giriyor.
> Öncelikle bilmemiz gereken bir şey varki TOKSİN(ZEHİR) dediğimiz şey
> doza(bünyeye alınan miktar) bağlıdır.Yaşamamız için gerekli tüm
> maddeler aşırı miktarda alınırsa bizi zehirler.Mesela su zehirlenmesi
> diye bir şey var.Yani arıtılmış saf suyu bile fazla içerseniz
> zehirlenirsiniz.Oksijen zehirlenmesi ona keza...
> Eczacıların amblemine dikkat ettiyseniz bir kadehe dolanmış yılan
> vardır.Bunun anlamı İlaçlar aslında birer zehirdir fakat zehirler
> uygun dozda tedavi edici etkiye sahiptir.
> Zeytin karasuyunun içeriğinde polifenoller bulunuyor.Bu polifenoller
> zeytinyağının içinde olduğunda arzu edilen birşey.
> Antioksidan polifenoller oksidatif stresi azaltmalarindan dolayı
> kardiyovasküler hastalıkları ve kanseri önler.Buradaki etki
> mekanizması serbest radikaller oksijenle birleşerek kanser
> oluşturacakken polifenol araya girip bu birleşmeyi önlemesidir.
> İnsan sağlığı için bu kadar önemli bir rolü olan polifenoller doğal
> ortamdaki sulara karıştığında nasıl oluyorda canavarlaşıyor.En başta
> söylediğimiz gibi doz(miktar) konusunun önemi ortaya
> çıkıyor.''Fitotoksik etki'' deniyor. Yani Bitkiyi zehirleyen
> etki.Nedir bunun mekanizması diyorum kimse bilmiyor.Bir vazoya
> bitkinin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini ve tertemiz saf su
> koyalım topraktan köküyle çıkardığımız herhangi bir bitkiyi uzun bir
> süre o vazoda yaşatamayız.Suyun içinde olmasına rağmen bir süre sonra
> susuzluk belirtisi gösterecek ve kuruyup ölecektir.Sebebi köklerin
> faaliyet gösterebilmesi için yani suyu alabilmesi için enerjiye
> enerjinin oluşabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır.
> Karasuyun en önemli kirletici ajanları olarak lanse edilen KOİ ile BOİ
> aslında Kimyasal Oksijen isteği ile Biyolojik Oksijen isteğinin
> kısaltılmışlarıdır.Yani polifenoller sudaki serbest oksijeni
> bağladıkları için balıklar ve bitkiler oksijensiz kalıp
> ölmektedir.Eğer bütün yaygara bu oksijen probleminden çıkıyorsa
> çözmesi çok güç olmasa gerek.Konuya birde bu açıdan bakılmasını ve
> bilim insanlarımızın bizleri aydınlatmasını diliyorum.
> Saygılarımla Mustafa Alhat