Sevgili zeytindostları,
15 haziran da İZTB düzenlenen ortak meslek komitesi toplandısında
gündem maddeleri zeytinyağında tanıtım ve tağşiş sorunlarıydı. Bu
toplantı tüm odaların zeytinyağı meslek komite üyelerinden oluşup,
meclis toplantısı olmadığından sizinle paylaşmayı uygun buldum.Bu
toplantının bence en can alıcı maddesi tağşişti toplantıda UZZK
Başkan'ı önlem olarak markalı yağların kendi oluşturdukları bir beyaz
listeye katılmaları çağrısında bulundu bu oluşturulan beyaz liste
tabiki makul bir öneri;fakat,benim orada da dile getirdiğim gibi
markalı satılmayan beyaz teneke tabir edilen satışlardaki tağşişi
nasıl engelleyeceğiz asıl sorun bu.Çünkü markalı üründe yapılan tağşiş
üreticisi ve sahibi belli olduğundan büyük oranda tespit edilebilir
niteliktedir. Ama beyaz tenekede ve açıkta satılan yağlarda suç üstü
yapılamadığı takdirde bu kişilere müeyyide uygulama imkanı
bulunmamaktadır.Mesela somut bir örnek verecek olursak Alsancak
bölgesinde yağ satan lakabı hoca diye anılan fakat ismini tespit
edemedimiz bir zat var.Bu kişi bölgedeki tüm restorantlara yağ
satmaktadır.Bu sattığı yağları analiz ettirdik büyük oranda başka yağ
tespit ettik aynı zamanda asiditesi de sızma niteliğinde değildi. Bu
kişiye suçu nasıl isnat edeceğiz? Tek yolu verdiği anda yaka paça
yakalatmak o da çok zor.Toplantıda, bu noktaya dikkat çekmek istedim
ve açıkta satılan yağların satışını engellemek gerektiğini ve diğer
beyaz tenekeli satıcılarında markalaşarak satış yapmaları gerektiğini
dile getirdim.Fakat orada çok şaşırdığım bir tartışma çıktı sektörün
önde gelen bir yetkilisi hiddetle açıkta satılan yağları üreticinin
sattığını ve benim üreticiyi zan altında bıraktığımı söyledi bu kuruma
yakın bir isimde beyaz tenekeli satışa bu tarz yaklaşmamam gerektiğini
adeta pevkirerek söyledi.Şimdi arkadaşlar hepinize soruyorum günlerden
beri grupta tağşiş tartışılıyor. Sektördeki tüm oyuncular bu konuda
hem fikir.Tağşiş engellenmeli.Bu da ancak zeytinyağ satışının kontrol
altına alınabilmesiyle olabilir.Bu da markalı ürünlerde daha rasyonel
denetim mekanızmaları,markasız satışlarında engellenmesiyle
olabilecektir.Bu kadar kesin çözümleri olan bir meselenin; markasız
satışların engellenmesi bendinde, sektörün lokomotifi sayılabilecek
bir kurumun verdiği abartılı tepki yukarıda da ifade ettiğim gibi
beni çok şaşırttı ve otomatikman şunu düşündürdü: Acaba tağşiş
konusunu belli firmalar bahane ederek, kimisinin yüksek üretim
maliyetlerinden dolayı,kimisinin de yüksek kar maksimizasyonundan
dolayı oluşturdukları yüksek raf fiyatları politikalarını, karını
minimize edip sürüm yaparak para kazanmayı amaçlayan markalar
karşısında, kendi fiyatlarını tüketiciye makul gösterme çabasımıdır
diye ister istemez düşündürdü.Acaba böyle önemli bir sorun da
oligopollerin politikalarına mı kurban gidecek?
Tağşiş sorunun çözümü için 2008 yılında TBMM araştırma komisyonu raporunun
yazımı sırasında bir kanun teklifi hazırlandı. Ama Genel Kurula dahi
gelemedi. Detayını komsiyon başkanı Sayın Edip Uğur'dan edinebilirsiniz.
2002 yılında başlayan UZZK kuruluşu ile ilgili düzenli toplantılar ile
gerçek anlamda bir kanun teklifi hazırlanmış idi. İşte bu teklif Tarım
Kanunundaki Ürün Konseyleri tebliğinin temelini oluşturdu. Ankarada
bakanlıktaki arkadaşlara üyük yardımcı olmuştu. Bunu niye yazdım. Çünkü işi
bilenler, eli taşın altında olanlar ön hazrılık yapar ise Ankaradan çıkan
kanun ve tebliğler daha aklı başında çıkıyor. 2006 yılında fidan desteğini
önceden haber almış olmamamıza rağmen daha yayınlanmadan TBMM
komisyonundayken müdahele etmemeize rağmen büyük hatalar yapılmıştı.
Diyorum ki TAĞŞİŞ, Karasu, prim gibi konularda B ve C planları dahil kanun
ve tebliğlere zemin olulturacak çalışmalar yapılmalı. Ama bütün paydaşlar
dahil hazırlanmalı ki çıktıktan sonra yamalı bohçaya dönmesin.
Saygılar
Mücahit Taha Özkaya
2 Temmuz 2009 19:25 tarihinde fevzitunce...@gmail.com <
fevzitunce...@gmail.com> yazdı:
> Sevgili zeytindostları,
> 15 haziran da İZTB düzenlenen ortak meslek komitesi toplandısında
> gündem maddeleri zeytinyağında tanıtım ve tağşiş sorunlarıydı. Bu
> toplantı tüm odaların zeytinyağı meslek komite üyelerinden oluşup,
> meclis toplantısı olmadığından sizinle paylaşmayı uygun buldum.Bu
> toplantının bence en can alıcı maddesi tağşişti toplantıda UZZK
> Başkan'ı önlem olarak markalı yağların kendi oluşturdukları bir beyaz
> listeye katılmaları çağrısında bulundu bu oluşturulan beyaz liste
> tabiki makul bir öneri;fakat,benim orada da dile getirdiğim gibi
> markalı satılmayan beyaz teneke tabir edilen satışlardaki tağşişi
> nasıl engelleyeceğiz asıl sorun bu.Çünkü markalı üründe yapılan tağşiş
> üreticisi ve sahibi belli olduğundan büyük oranda tespit edilebilir
> niteliktedir. Ama beyaz tenekede ve açıkta satılan yağlarda suç üstü
> yapılamadığı takdirde bu kişilere müeyyide uygulama imkanı
> bulunmamaktadır.Mesela somut bir örnek verecek olursak Alsancak
> bölgesinde yağ satan lakabı hoca diye anılan fakat ismini tespit
> edemedimiz bir zat var.Bu kişi bölgedeki tüm restorantlara yağ
> satmaktadır.Bu sattığı yağları analiz ettirdik büyük oranda başka yağ
> tespit ettik aynı zamanda asiditesi de sızma niteliğinde değildi. Bu
> kişiye suçu nasıl isnat edeceğiz? Tek yolu verdiği anda yaka paça
> yakalatmak o da çok zor.Toplantıda, bu noktaya dikkat çekmek istedim
> ve açıkta satılan yağların satışını engellemek gerektiğini ve diğer
> beyaz tenekeli satıcılarında markalaşarak satış yapmaları gerektiğini
> dile getirdim.Fakat orada çok şaşırdığım bir tartışma çıktı sektörün
> önde gelen bir yetkilisi hiddetle açıkta satılan yağları üreticinin
> sattığını ve benim üreticiyi zan altında bıraktığımı söyledi bu kuruma
> yakın bir isimde beyaz tenekeli satışa bu tarz yaklaşmamam gerektiğini
> adeta pevkirerek söyledi.Şimdi arkadaşlar hepinize soruyorum günlerden
> beri grupta tağşiş tartışılıyor. Sektördeki tüm oyuncular bu konuda
> hem fikir.Tağşiş engellenmeli.Bu da ancak zeytinyağ satışının kontrol
> altına alınabilmesiyle olabilir.Bu da markalı ürünlerde daha rasyonel
> denetim mekanızmaları,markasız satışlarında engellenmesiyle
> olabilecektir.Bu kadar kesin çözümleri olan bir meselenin; markasız
> satışların engellenmesi bendinde, sektörün lokomotifi sayılabilecek
> bir kurumun verdiği abartılı tepki yukarıda da ifade ettiğim gibi
> beni çok şaşırttı ve otomatikman şunu düşündürdü: Acaba tağşiş
> konusunu belli firmalar bahane ederek, kimisinin yüksek üretim
> maliyetlerinden dolayı,kimisinin de yüksek kar maksimizasyonundan
> dolayı oluşturdukları yüksek raf fiyatları politikalarını, karını
> minimize edip sürüm yaparak para kazanmayı amaçlayan markalar
> karşısında, kendi fiyatlarını tüketiciye makul gösterme çabasımıdır
> diye ister istemez düşündürdü.Acaba böyle önemli bir sorun da
> oligopollerin politikalarına mı kurban gidecek?
> Saygılarımla
> Fevzi Tunçelli
-- Dr.Mucahit Taha Ozkaya
------------------------------------------------------
Ankara Universitesi Ankara University
Ziraat Fakultesi Faculty of Agriculture
Bahce Bitkileri Bolumu Department of Horticulture
06110 ANKARA 06110 ANKARA/TURKEY
------------------------------------------------------
Tel : +90 (312) 596 1635 *** GSM : +90 (535) 526 48 60
Fax : +90 (312) 317 91 19 +90-(505) 240 07 01
“Devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacını kesen veya
deviren herkes mahkemede yargılanacaktır. Eğer suçlu bulunurlarsa idam
edilmek suretiyle cezalandırılacaklardır.” Aristo - Atina Anayasası
“Hayat boyu başarılarınızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam,
Mutluluklarınızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli,
Yaşamınızın zeytinyağı ile daha sağlıklı ve güzel olması dileğiyle...”
"Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey
yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir" Albert Einstein
"BÜYÜK insanlar fikirleri, NORMAL insanlar olayları, KÜÇÜK insanlar
şahısları tartışır"
“Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Uyumuyor da uyuyor gibi
davranıyorsa ne yapsanız nafile. Uyandıramazsınız!” (Indra Ghandi)
"Türkiye’nin en önemli devlet adamlarından birinin kapısını çaldım.
Patentlerimi, 200′ü aşkın bilimsel yayınımı anlattım. Ama, ‘Bak evladım. Bir
pırlanta bulursun, yüzük, kolye yaparsın. O pırlanta kaldırım taşı
büyüklüğünde ise hiçbir yere sığmazsın. Sen geri dön’ yanıtını aldım."
Dr.Neva Çiftçioğlu, NASA, Mart 2009.
Sayın Tunçelli;
Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini söyleyen Çetin, "Bunu
duygusallıktan söylemiyorum. Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden
alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün
değil. Asıl tehlike üretici tarafından değil de bu işi ticaret haline
getiren aracı kişilerden satın alınan yağlar. İşte o zaman karışımlar
devreye giriyor" diyor.
Ben o günkü mantığımla Cahit Çetin'in saf bir yönetici olduğunu
Çiftçiye sevimli gözükmeye böylelikle bir kez daha seçilmeye çalışan
ama beyaz teneke tamamen durdurulsa potansiyel olarak Tariş ortağı
olmaya namzet yada Tariş ortağı olupta yağını Tarişe dökmek yerine
dışarıda satanlar yüzünden işlem hacmini kaybeden vizyonsuz biri
olarak düşünmüştüm.
Ve o dönemde yazdığım aşağıya linkini verdiğim yazıda hafiften
eleştirmiştim.
Beyaz Teneke Masum mu?
11-Ocak-2007 Persembe- Mustafa Alhat
Fakat bugün anlıyoruz ki Markası GÜVEN oluşturmuş şirketler
oligopolleşip bu ''tağşiş ihtimali''nin rantını yemektedir.O yazının
satır aralarını okuyunca üreticiden yağ satın alınmasının masum bir
durum olduğu sinyalini denetmenlere çakarak onların ellerini kollarını
bağlıyor arkasından tüccara ve onların ürünlerine güvenmeyin ha
mesajını tüketicinin zihnine kazıyor.
Tariş Üretici Birliği Üreticiyi koruyor ama... diyor birileri
Tarişin üretici birliği olduğu üreticiyi koruduğu palavrasını bugün
çocuklar bile yemiyor.
üreticiden kaç paraya alıyor yağları, markette kaç paraya satıyor?
Üretici birliği başka birşey. Tarım kanununda bile var açın
bakın.Tarım Satış Kooperatifleri birliği ortakları /sermayedarları
çiftçi olan Sanayi bakanlığına bağlı ticari yani tüccar kuruluş.Bu
şuna benzer doktorlar bir araya gelmiş bir yapı kooperatifi kurmuş
apartman dikmişler. O binaya hastane mi diyeceğiz? Zaten o binanın
para yatırmış sahiplerinin çoğu artık o binada değil. Şimdiki
sakinleri kiracı doktor. Uygun daire buldular mı başka yere
taşınıyor...
Sorarım size devlet tağşiş ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak
tedbirleri alsa, markette satılan tüm markalar aynı güvence altında
olsa, litresi 8 lira olan bir yağı mı alırsınız yoksa İsmi güvenle
özdeşleşmiş olan markaya 12-13 lira hatta daha fazla mı verirsiniz?
Ama şu an tüketici sırf güvenli diye o paraları paşa paşa bir kaç
markaya ödüyor.
Devletin tağşişle mücadeleye yetecek donanımı yok.... diyor şimdi
birileri.
11 eylül 1980 günüde terörü bitirmeye gücü yok diyorlardı ama...
Devletin bugün tağşişi bitirmek gibi bir derdi de yok niyeti de.Ortam
gayet güzel.Vatandaşa yetecek kadar zeytinyağı üretilmiyor
memlekette. Dışarıdan getirmek dövizle.Halk zeytinyağı yiyorum diye ne
bulduysa onu yiyor.Kontrol altına alsa zeytinyağı eksikliği
hissedilecek en az üç kat daha fazla döviz dışa gidecek.Üretici
kanadından ses yok.Tüketici kanadından ses yok. Niye rahatını huzurunu
bozsun?
Ben iyilerin bir gün kazanacağını ummaya devam ediyorum.
Saygılarımla Mustafa Alhat
<fevzitunce...@gmail.com> wrote:
> Sevgili zeytindostları,
> 15 haziran da İZTB düzenlenen ortak meslek komitesi toplandısında
> gündem maddeleri zeytinyağında tanıtım ve tağşiş sorunlarıydı. Bu
> toplantı tüm odaların zeytinyağı meslek komite üyelerinden oluşup,
> meclis toplantısı olmadığından sizinle paylaşmayı uygun buldum.Bu
> toplantının bence en can alıcı maddesi tağşişti toplantıda UZZK
> Başkan'ı önlem olarak markalı yağların kendi oluşturdukları bir beyaz
> listeye katılmaları çağrısında bulundu bu oluşturulan beyaz liste
> tabiki makul bir öneri;fakat,benim orada da dile getirdiğim gibi
> markalı satılmayan beyaz teneke tabir edilen satışlardaki tağşişi
> nasıl engelleyeceğiz asıl sorun bu.Çünkü markalı üründe yapılan tağşiş
> üreticisi ve sahibi belli olduğundan büyük oranda tespit edilebilir
> niteliktedir. Ama beyaz tenekede ve açıkta satılan yağlarda suç üstü
> yapılamadığı takdirde bu kişilere müeyyide uygulama imkanı
> bulunmamaktadır.Mesela somut bir örnek verecek olursak Alsancak
> bölgesinde yağ satan lakabı hoca diye anılan fakat ismini tespit
> edemedimiz bir zat var.Bu kişi bölgedeki tüm restorantlara yağ
> satmaktadır.Bu sattığı yağları analiz ettirdik büyük oranda başka yağ
> tespit ettik aynı zamanda asiditesi de sızma niteliğinde değildi. Bu
> kişiye suçu nasıl isnat edeceğiz? Tek yolu verdiği anda yaka paça
> yakalatmak o da çok zor.Toplantıda, bu noktaya dikkat çekmek istedim
> ve açıkta satılan yağların satışını engellemek gerektiğini ve diğer
> beyaz tenekeli satıcılarında markalaşarak satış yapmaları gerektiğini
> dile getirdim.Fakat orada çok şaşırdığım bir tartışma çıktı sektörün
> önde gelen bir yetkilisi hiddetle açıkta satılan yağları üreticinin
> sattığını ve benim üreticiyi zan altında bıraktığımı söyledi bu kuruma
> yakın bir isimde beyaz tenekeli satışa bu tarz yaklaşmamam gerektiğini
> adeta pevkirerek söyledi.Şimdi arkadaşlar hepinize soruyorum günlerden
> beri grupta tağşiş tartışılıyor. Sektördeki tüm oyuncular bu konuda
> hem fikir.Tağşiş engellenmeli.Bu da ancak zeytinyağ satışının kontrol
> altına alınabilmesiyle olabilir.Bu da markalı ürünlerde daha rasyonel
> denetim mekanızmaları,markasız satışlarında engellenmesiyle
> olabilecektir.Bu kadar kesin çözümleri olan bir meselenin; markasız
> satışların engellenmesi bendinde, sektörün lokomotifi sayılabilecek
> bir kurumun verdiği abartılı tepki yukarıda da ifade ettiğim gibi
> beni çok şaşırttı ve otomatikman şunu düşündürdü: Acaba tağşiş
> konusunu belli firmalar bahane ederek, kimisinin yüksek üretim
> maliyetlerinden dolayı,kimisinin de yüksek kar maksimizasyonundan
> dolayı oluşturdukları yüksek raf fiyatları politikalarını, karını
> minimize edip sürüm yaparak para kazanmayı amaçlayan markalar
> karşısında, kendi fiyatlarını tüketiciye makul gösterme çabasımıdır
> diye ister istemez düşündürdü.Acaba böyle önemli bir sorun da
> oligopollerin politikalarına mı kurban gidecek?
Sayın Alhat,
Yaptığınız tespitler ışığında artık sorunları daha rasyonel
tartışabiliriz.Çünkü idealleri konuşmak sadece %100 kusursuz bir dünya
içerisinde olur buna da ütopya diyoruz.Şu anda zeytinyağ işinin
profesyonel olarak içinde olan olmayan herkes zeytinyağının sorunları
dendiği zaman başlıyor konuşmaya efendim tağşiş engellensin,iç piyasa
tüketimi arttırılsın diyerek.Hepsi iyi güzelde konuşmak bir yere kadar
eger sorunların ana kaynağının tespitine yönelik fiilat oluşmazsa
konuşulan milyonlarca söz bence tabiri caizse sadece fasa fiso
dur.Sektör 1,5 yıla yaklaşıyor can çekişmekte,ihracatçı pazar
yitiriyor,tüccar geleceğe yönelik tüm umutlarını yitirmiş
durumda,üretici şu anda malını iyi fiyata satmayı bir yana bırakın
malını satmakta zorlanır hale geldi.İşte realite bu gerisi benim için
hikaye...
Şeffaf fiyatın benim işime menfaatime uygun olmadığını bildiğim halde
her çarşamba işimi gücümü bırakıp zeytinyağ seanslarına gidiyorum.Sırf
3-5 sene sonra sektörün önünü açacak bir enstruman varlığını devam
ettirsin diye.Ama ahkam kesenler nerede yok Bunlar çıkacak sonra orada
burada oturumlarda ahkam kesecek.Ondan sonra kimi koltuk derdiyle kimi
yüksek kar derdiğiyle sektörün %99 unu sıkıntı içerisinde
bırakacak,tüketim artmalı diyecek diğer taraftan yüksek kar marjı ile
potansiyel zeytinyağ tüketicisini ürkütecek aynı zamanda tağşiş var
deyip potansiyel zeytinyağ tüketicisini diğer zeytinyağ markalarına
yaklaşımını engelleyecek,markalaşma dendiği zaman üretici açık satarsa
bir şey olmaz diyerek iştihat yaratıp hem markalaşmanın önünü kesecek
hem de vergi kaçağını teşvik edecek,alım fiyatlarını ihracat
rakamlarının %3-4 üstünde tutup tüm Türkiye'yi kendi deposu haline
getirip,stoktaki malların kalitesinin bozulmasına neden olacak.Bu
kalitesi bozulan malların ihrac edilmesi şansı olmadığından ve kendi
de almadığından yok pahasına satılmasına sebep olacak.sektörün %99'u
nun eli taşın altındadır.Yok öyle yağma biz eli taşın altıda
olanlar,ütopyayı tartışma lüksüne sahip değiliz.
İspanya'da Franko Real Madrid'i kurduktan 40 yıl sonra niye kurduğunu
sormuşlar ''Ben halkımı kırk yıl futbolla uyuttum'' demiş.Bizim 40 yıl
uyumaya ne vaktimiz ne de niyettimiz var.En azından bunu bilsinler.
Sektörün %99 una selam ve saygılarımla...
FEVZİ TUNÇELLİ
On 2 Temmuz, 21:57, MUSTAFA ALHAT <must...@alhatoglu.com.tr> wrote:
> Sayın Tunçelli;
> Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
> dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
> Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
> Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
> Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
> alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
> ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini söyleyen Çetin, "Bunu
> duygusallıktan söylemiyorum. Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden
> alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün
> değil. Asıl tehlike üretici tarafından değil de bu işi ticaret haline
> getiren aracı kişilerden satın alınan yağlar. İşte o zaman karışımlar
> devreye giriyor" diyor.
> Ben o günkü mantığımla Cahit Çetin'in saf bir yönetici olduğunu
> Çiftçiye sevimli gözükmeye böylelikle bir kez daha seçilmeye çalışan
> ama beyaz teneke tamamen durdurulsa potansiyel olarak Tariş ortağı
> olmaya namzet yada Tariş ortağı olupta yağını Tarişe dökmek yerine
> dışarıda satanlar yüzünden işlem hacmini kaybeden vizyonsuz biri
> olarak düşünmüştüm.
> Ve o dönemde yazdığım aşağıya linkini verdiğim yazıda hafiften
> eleştirmiştim.
> Beyaz Teneke Masum mu?
> 11-Ocak-2007 Persembe- Mustafa Alhat
> Fakat bugün anlıyoruz ki Markası GÜVEN oluşturmuş şirketler
> oligopolleşip bu ''tağşiş ihtimali''nin rantını yemektedir.O yazının
> satır aralarını okuyunca üreticiden yağ satın alınmasının masum bir
> durum olduğu sinyalini denetmenlere çakarak onların ellerini kollarını
> bağlıyor arkasından tüccara ve onların ürünlerine güvenmeyin ha
> mesajını tüketicinin zihnine kazıyor.
> Tariş Üretici Birliği Üreticiyi koruyor ama... diyor birileri
> Tarişin üretici birliği olduğu üreticiyi koruduğu palavrasını bugün
> çocuklar bile yemiyor.
> üreticiden kaç paraya alıyor yağları, markette kaç paraya satıyor?
> Üretici birliği başka birşey. Tarım kanununda bile var açın
> bakın.Tarım Satış Kooperatifleri birliği ortakları /sermayedarları
> çiftçi olan Sanayi bakanlığına bağlı ticari yani tüccar kuruluş.Bu
> şuna benzer doktorlar bir araya gelmiş bir yapı kooperatifi kurmuş
> apartman dikmişler. O binaya hastane mi diyeceğiz? Zaten o binanın
> para yatırmış sahiplerinin çoğu artık o binada değil. Şimdiki
> sakinleri kiracı doktor. Uygun daire buldular mı başka yere
> taşınıyor...
> Sorarım size devlet tağşiş ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak
> tedbirleri alsa, markette satılan tüm markalar aynı güvence altında
> olsa, litresi 8 lira olan bir yağı mı alırsınız yoksa İsmi güvenle
> özdeşleşmiş olan markaya 12-13 lira hatta daha fazla mı verirsiniz?
> Ama şu an tüketici sırf güvenli diye o paraları paşa paşa bir kaç
> markaya ödüyor.
> Devletin tağşişle mücadeleye yetecek donanımı yok.... diyor şimdi
> birileri.
> 11 eylül 1980 günüde terörü bitirmeye gücü yok diyorlardı ama...
> Devletin bugün tağşişi bitirmek gibi bir derdi de yok niyeti de.Ortam
> gayet güzel.Vatandaşa yetecek kadar zeytinyağı üretilmiyor
> memlekette. Dışarıdan getirmek dövizle.Halk zeytinyağı yiyorum diye ne
> bulduysa onu yiyor.Kontrol altına alsa zeytinyağı eksikliği
> hissedilecek en az üç kat daha fazla döviz dışa gidecek.Üretici
> kanadından ses yok.Tüketici kanadından ses yok. Niye rahatını huzurunu
> bozsun?
> Ben iyilerin bir gün kazanacağını ummaya devam ediyorum.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> <fevzitunce...@gmail.com> wrote:
> > Sevgili zeytindostları,
> > 15 haziran da İZTB düzenlenen ortak meslek komitesi toplandısında
> > gündem maddeleri zeytinyağında tanıtım ve tağşiş sorunlarıydı. Bu
> > toplantı tüm odaların zeytinyağı meslek komite üyelerinden oluşup,
> > meclis toplantısı olmadığından sizinle paylaşmayı uygun buldum.Bu
> > toplantının bence en can alıcı maddesi tağşişti toplantıda UZZK
> > Başkan'ı önlem olarak markalı yağların kendi oluşturdukları bir beyaz
> > listeye katılmaları çağrısında bulundu bu oluşturulan beyaz liste
> > tabiki makul bir öneri;fakat,benim orada da dile getirdiğim gibi
> > markalı satılmayan beyaz teneke tabir edilen satışlardaki tağşişi
> > nasıl engelleyeceğiz asıl sorun bu.Çünkü markalı üründe yapılan tağşiş
> > üreticisi ve sahibi belli olduğundan büyük oranda tespit edilebilir
> > niteliktedir. Ama beyaz tenekede ve açıkta satılan yağlarda suç üstü
> > yapılamadığı takdirde bu kişilere müeyyide uygulama imkanı
> > bulunmamaktadır.Mesela somut bir örnek verecek olursak Alsancak
> > bölgesinde yağ satan lakabı hoca diye anılan fakat ismini tespit
> > edemedimiz bir zat var.Bu kişi bölgedeki tüm restorantlara yağ
> > satmaktadır.Bu sattığı yağları analiz ettirdik büyük oranda başka yağ
> > tespit ettik aynı zamanda asiditesi de sızma niteliğinde değildi. Bu
> > kişiye suçu nasıl isnat edeceğiz? Tek yolu verdiği anda yaka paça
> > yakalatmak o da çok zor.Toplantıda, bu noktaya dikkat çekmek istedim
> > ve açıkta satılan yağların satışını engellemek gerektiğini ve diğer
> > beyaz tenekeli satıcılarında markalaşarak satış yapmaları gerektiğini
> > dile getirdim.Fakat orada çok şaşırdığım bir tartışma çıktı sektörün
> > önde gelen bir yetkilisi hiddetle açıkta satılan yağları üreticinin
> > sattığını ve benim üreticiyi zan altında bıraktığımı söyledi bu kuruma
> > yakın bir isimde beyaz tenekeli satışa bu tarz yaklaşmamam gerektiğini
> > adeta pevkirerek söyledi.Şimdi arkadaşlar hepinize soruyorum günlerden
> > beri grupta tağşiş tartışılıyor. Sektördeki tüm oyuncular bu konuda
> > hem fikir.Tağşiş engellenmeli.Bu da ancak zeytinyağ satışının kontrol
> > altına alınabilmesiyle olabilir.Bu da markalı ürünlerde daha rasyonel
> > denetim mekanızmaları,markasız satışlarında engellenmesiyle
> > olabilecektir.Bu kadar kesin çözümleri olan bir meselenin; markasız
> > satışların engellenmesi bendinde, sektörün lokomotifi sayılabilecek
> > bir kurumun verdiği abartılı tepki yukarıda da ifade ettiğim gibi
> > beni çok şaşırttı ve otomatikman şunu düşündürdü: Acaba tağşiş
> > konusunu belli firmalar bahane ederek, kimisinin yüksek üretim
> > maliyetlerinden dolayı,kimisinin de yüksek kar maksimizasyonundan
> > dolayı oluşturdukları yüksek raf fiyatları politikalarını, karını
> > minimize edip sürüm yaparak para kazanmayı amaçlayan markalar
> > karşısında, kendi fiyatlarını tüketiciye makul gösterme çabasımıdır
> > diye ister istemez düşündürdü.Acaba böyle önemli bir sorun da
> > oligopollerin politikalarına mı kurban gidecek?
Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara uğratılmaktalar bununda hesabını herhalde yetkililer verebilirler fazla ileri gitmesinler semt pazarlarına çıkıp açıkta satılan zeytin ve yağlarının 5393 sayılı belediye kanunun 15 inci belediye yetki ve imtiyazları maddesinin L ve M maddelerini herhalde okuyup uygulayabilemiyorlarsa çok şeyi düşünmemiz gerektiğini bilmemizde fayda olacağına inanarakyetkililerimizin bir an önce anayasamıza göre kanunlar karşısında eşit olduğumuzu düşünerek kanunların bir an önce uygulanması için herkesin çare araması ve haksız rekabetin tağşişli yağın önlenmesini diliyorum.Hüseyin BOZKURT
> Sayın Tunçelli;
> Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
> dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
> Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
> Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
> Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
> alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
> ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini söyleyen Çetin, "Bunu
> duygusallıktan söylemiyorum. Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden
> alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün
> değil. Asıl tehlike üretici tarafından değil de bu işi ticaret haline
> getiren aracı kişilerden satın alınan yağlar. İşte o zaman karışımlar
> devreye giriyor" diyor.
> Ben o günkü mantığımla Cahit Çetin'in saf bir yönetici olduğunu
> Çiftçiye sevimli gözükmeye böylelikle bir kez daha seçilmeye çalışan
> ama beyaz teneke tamamen durdurulsa potansiyel olarak Tariş ortağı
> olmaya namzet yada Tariş ortağı olupta yağını Tarişe dökmek yerine
> dışarıda satanlar yüzünden işlem hacmini kaybeden vizyonsuz biri
> olarak düşünmüştüm.
> Ve o dönemde yazdığım aşağıya linkini verdiğim yazıda hafiften
> eleştirmiştim.
> Beyaz Teneke Masum mu?
> 11-Ocak-2007 Persembe- Mustafa Alhat
> Fakat bugün anlıyoruz ki Markası GÜVEN oluşturmuş şirketler
> oligopolleşip bu ''tağşiş ihtimali''nin rantını yemektedir.O yazının
> satır aralarını okuyunca üreticiden yağ satın alınmasının masum bir
> durum olduğu sinyalini denetmenlere çakarak onların ellerini kollarını
> bağlıyor arkasından tüccara ve onların ürünlerine güvenmeyin ha
> mesajını tüketicinin zihnine kazıyor.
> Tariş Üretici Birliği Üreticiyi koruyor ama... diyor birileri
> Tarişin üretici birliği olduğu üreticiyi koruduğu palavrasını bugün
> çocuklar bile yemiyor.
> üreticiden kaç paraya alıyor yağları, markette kaç paraya satıyor?
> Üretici birliği başka birşey. Tarım kanununda bile var açın
> bakın.Tarım Satış Kooperatifleri birliği ortakları /sermayedarları
> çiftçi olan Sanayi bakanlığına bağlı ticari yani tüccar kuruluş.Bu
> şuna benzer doktorlar bir araya gelmiş bir yapı kooperatifi kurmuş
> apartman dikmişler. O binaya hastane mi diyeceğiz? Zaten o binanın
> para yatırmış sahiplerinin çoğu artık o binada değil. Şimdiki
> sakinleri kiracı doktor. Uygun daire buldular mı başka yere
> taşınıyor...
> Sorarım size devlet tağşiş ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak
> tedbirleri alsa, markette satılan tüm markalar aynı güvence altında
> olsa, litresi 8 lira olan bir yağı mı alırsınız yoksa İsmi güvenle
> özdeşleşmiş olan markaya 12-13 lira hatta daha fazla mı verirsiniz?
> Ama şu an tüketici sırf güvenli diye o paraları paşa paşa bir kaç
> markaya ödüyor.
> Devletin tağşişle mücadeleye yetecek donanımı yok.... diyor şimdi
> birileri.
> 11 eylül 1980 günüde terörü bitirmeye gücü yok diyorlardı ama...
> Devletin bugün tağşişi bitirmek gibi bir derdi de yok niyeti de.Ortam
> gayet güzel.Vatandaşa yetecek kadar zeytinyağı üretilmiyor
> memlekette. Dışarıdan getirmek dövizle.Halk zeytinyağı yiyorum diye ne
> bulduysa onu yiyor.Kontrol altına alsa zeytinyağı eksikliği
> hissedilecek en az üç kat daha fazla döviz dışa gidecek.Üretici
> kanadından ses yok.Tüketici kanadından ses yok. Niye rahatını huzurunu
> bozsun?
> Ben iyilerin bir gün kazanacağını ummaya devam ediyorum.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> On 2 Temmuz, 19:25, "fevzitunce...@gmail.com"
> <fevzitunce...@gmail.com> wrote:
> > Sevgili zeytindostları,
> > 15 haziran da İZTB düzenlenen ortak meslek komitesi toplandısında
> > gündem maddeleri zeytinyağında tanıtım ve tağşiş sorunlarıydı. Bu
> > toplantı tüm odaların zeytinyağı meslek komite üyelerinden oluşup,
> > meclis toplantısı olmadığından sizinle paylaşmayı uygun buldum.Bu
> > toplantının bence en can alıcı maddesi tağşişti toplantıda UZZK
> > Başkan'ı önlem olarak markalı yağların kendi oluşturdukları bir beyaz
> > listeye katılmaları çağrısında bulundu bu oluşturulan beyaz liste
> > tabiki makul bir öneri;fakat,benim orada da dile getirdiğim gibi
> > markalı satılmayan beyaz teneke tabir edilen satışlardaki tağşişi
> > nasıl engelleyeceğiz asıl sorun bu.Çünkü markalı üründe yapılan tağşiş
> > üreticisi ve sahibi belli olduğundan büyük oranda tespit edilebilir
> > niteliktedir. Ama beyaz tenekede ve açıkta satılan yağlarda suç üstü
> > yapılamadığı takdirde bu kişilere müeyyide uygulama imkanı
> > bulunmamaktadır.Mesela somut bir örnek verecek olursak Alsancak
> > bölgesinde yağ satan lakabı hoca diye anılan fakat ismini tespit
> > edemedimiz bir zat var.Bu kişi bölgedeki tüm restorantlara yağ
> > satmaktadır.Bu sattığı yağları analiz ettirdik büyük oranda başka yağ
> > tespit ettik aynı zamanda asiditesi de sızma niteliğinde değildi. Bu
> > kişiye suçu nasıl isnat edeceğiz? Tek yolu verdiği anda yaka paça
> > yakalatmak o da çok zor.Toplantıda, bu noktaya dikkat çekmek istedim
> > ve açıkta satılan yağların satışını engellemek gerektiğini ve diğer
> > beyaz tenekeli satıcılarında markalaşarak satış yapmaları gerektiğini
> > dile getirdim.Fakat orada çok şaşırdığım bir tartışma çıktı sektörün
> > önde gelen bir yetkilisi hiddetle açıkta satılan yağları üreticinin
> > sattığını ve benim üreticiyi zan altında bıraktığımı söyledi bu kuruma
> > yakın bir isimde beyaz tenekeli satışa bu tarz yaklaşmamam gerektiğini
> > adeta pevkirerek söyledi.Şimdi arkadaşlar hepinize soruyorum günlerden
> > beri grupta tağşiş tartışılıyor. Sektördeki tüm oyuncular bu konuda
> > hem fikir.Tağşiş engellenmeli.Bu da ancak zeytinyağ satışının kontrol
> > altına alınabilmesiyle olabilir.Bu da markalı ürünlerde daha rasyonel
> > denetim mekanızmaları,markasız satışlarında engellenmesiyle
> > olabilecektir.Bu kadar kesin çözümleri olan bir meselenin; markasız
> > satışların engellenmesi bendinde, sektörün lokomotifi sayılabilecek
> > bir kurumun verdiği abartılı tepki yukarıda da ifade ettiğim gibi
> > beni çok şaşırttı ve otomatikman şunu düşündürdü: Acaba tağşiş
> > konusunu belli firmalar bahane ederek, kimisinin yüksek
Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara uğratılmaktalar bununda hesabını herhalde yetkililer verebilirler fazla ileri gitmesinler semt pazarlarına çıkıp açıkta satılan zeytin ve yağlarının 5393 sayılı belediye kanunun 15 inci belediye yetki ve imtiyazları maddesinin L ve M maddelerini herhalde okuyup uygulayabilemiyorlarsa çok şeyi düşünmemiz gerektiğini bilmemizde fayda olacağına inanarakyetkililerimizin bir an önce anayasamıza göre kanunlar karşısında eşit olduğumuzu düşünerek kanunların bir an önce uygulanması için herkesin çare araması ve haksız rekabetin tağşişli yağın önlenmesini diliyorum.Hüseyin BOZKURT
> Sayın Tunçelli;
> Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
> dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
> Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
> Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
> Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
> alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
> ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini söyleyen Çetin, "Bunu
> duygusallıktan söylemiyorum. Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden
> alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün
> değil. Asıl tehlike üretici tarafından değil de bu işi ticaret haline
> getiren aracı kişilerden satın alınan yağlar. İşte o zaman karışımlar
> devreye giriyor" diyor.
> Ben o günkü mantığımla Cahit Çetin'in saf bir yönetici olduğunu
> Çiftçiye sevimli gözükmeye böylelikle bir kez daha seçilmeye çalışan
> ama beyaz teneke tamamen durdurulsa potansiyel olarak Tariş ortağı
> olmaya namzet yada Tariş ortağı olupta yağını Tarişe dökmek yerine
> dışarıda satanlar yüzünden işlem hacmini kaybeden vizyonsuz biri
> olarak düşünmüştüm.
> Ve o dönemde yazdığım aşağıya linkini verdiğim yazıda hafiften
> eleştirmiştim.
> Beyaz Teneke Masum mu?
> 11-Ocak-2007 Persembe- Mustafa Alhat
> Fakat bugün anlıyoruz ki Markası GÜVEN oluşturmuş şirketler
> oligopolleşip bu ''tağşiş ihtimali''nin rantını yemektedir.O yazının
> satır aralarını okuyunca üreticiden yağ satın alınmasının masum bir
> durum olduğu sinyalini denetmenlere çakarak onların ellerini kollarını
> bağlıyor arkasından tüccara ve onların ürünlerine güvenmeyin ha
> mesajını tüketicinin zihnine kazıyor.
> Tariş Üretici Birliği Üreticiyi koruyor ama... diyor birileri
> Tarişin üretici birliği olduğu üreticiyi koruduğu palavrasını bugün
> çocuklar bile yemiyor.
> üreticiden kaç paraya alıyor yağları, markette kaç paraya satıyor?
> Üretici birliği başka birşey. Tarım kanununda bile var açın
> bakın.Tarım Satış Kooperatifleri birliği ortakları /sermayedarları
> çiftçi olan Sanayi bakanlığına bağlı ticari yani tüccar kuruluş.Bu
> şuna benzer doktorlar bir araya gelmiş bir yapı kooperatifi kurmuş
> apartman dikmişler. O binaya hastane mi diyeceğiz? Zaten o binanın
> para yatırmış sahiplerinin çoğu artık o binada değil. Şimdiki
> sakinleri kiracı doktor. Uygun daire buldular mı başka yere
> taşınıyor...
> Sorarım size devlet tağşiş ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak
> tedbirleri alsa, markette satılan tüm markalar aynı güvence altında
> olsa, litresi 8 lira olan bir yağı mı alırsınız yoksa İsmi güvenle
> özdeşleşmiş olan markaya 12-13 lira hatta daha fazla mı verirsiniz?
> Ama şu an tüketici sırf güvenli diye o paraları paşa paşa bir kaç
> markaya ödüyor.
> Devletin tağşişle mücadeleye yetecek donanımı yok.... diyor şimdi
> birileri.
> 11 eylül 1980 günüde terörü bitirmeye gücü yok diyorlardı ama...
> Devletin bugün tağşişi bitirmek gibi bir derdi de yok niyeti de.Ortam
> gayet güzel.Vatandaşa yetecek kadar zeytinyağı üretilmiyor
> memlekette. Dışarıdan getirmek dövizle.Halk zeytinyağı yiyorum diye ne
> bulduysa onu yiyor.Kontrol altına alsa zeytinyağı eksikliği
> hissedilecek en az üç kat daha fazla döviz dışa gidecek.Üretici
> kanadından ses yok.Tüketici kanadından ses yok. Niye rahatını huzurunu
> bozsun?
> Ben iyilerin bir gün kazanacağını ummaya devam ediyorum.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> On 2 Temmuz, 19:25, "fevzitunce...@gmail.com"
> <fevzitunce...@gmail.com> wrote:
> > Sevgili zeytindostları,
> > 15 haziran da İZTB düzenlenen ortak meslek komitesi toplandısında
> > gündem maddeleri zeytinyağında tanıtım ve tağşiş sorunlarıydı. Bu
> > toplantı tüm odaların zeytinyağı meslek komite üyelerinden oluşup,
> > meclis toplantısı olmadığından sizinle paylaşmayı uygun buldum.Bu
> > toplantının bence en can alıcı maddesi tağşişti toplantıda UZZK
> > Başkan'ı önlem olarak markalı yağların kendi oluşturdukları bir beyaz
> > listeye katılmaları çağrısında bulundu bu oluşturulan beyaz liste
> > tabiki makul bir öneri;fakat,benim orada da dile getirdiğim gibi
> > markalı satılmayan beyaz teneke tabir edilen satışlardaki tağşişi
> > nasıl engelleyeceğiz asıl sorun bu.Çünkü markalı üründe yapılan tağşiş
> > üreticisi ve sahibi belli olduğundan büyük oranda tespit edilebilir
> > niteliktedir. Ama beyaz tenekede ve açıkta satılan yağlarda suç üstü
> > yapılamadığı takdirde bu kişilere müeyyide uygulama imkanı
> > bulunmamaktadır.Mesela
Sayın Alper KARTUM
Size tamamı ile katılıyorum.Haklı olarak konuya değiniyorsunuz,fakat türkiyede yasama organları kanun koyuyor bunu uygulamak ilgili birimlerin görevi örneğin adam birini silahla vurursa yakalanıp yargılanacak yagılanmasın diyemeyiz.Türkiyede yaşayan herkez devletce konan kanunlara uymak zorunda,Bende sizin gibi kendi malını üreten imal eden pazarlayan kimseyim,işyerimi açarken ticaret odasına kayıt oldum marka tescili yaptırdım,muhasebeciye gıda mühendisini yasa gereği tuttuk onlara aylık vermeye başladım,tarım il müdürlüğünden gıda üretim izin belgelerini aldım alırken krom tankından deposu ve işyerinin satış yerine kadar masraf ettim devlete kdv,stopaj vergisi işçilerin ssk aylıkları bunların hepsini yasalara uyarak kanunlar çerçevesinde gerçekleştirdim.Benim yağımda kaliteli idi 1 inci mansiyon ödülüne laik görüldü bunları yaparken inanırmısınız çok zahmetler çekerek gerçekleştirdim ürettiğim malı gerçek değerinde satabilmek için yaptım sizde benim gibi butik işletme yaparak malınızı değerlendirmenizi tavsiye ederim.O zaman istediğiniz fiyata malınızı satarsınız.Beyaz teneke içinde mal satılırsa kimin malı olduğu belli olmaz sizin malınızda kalitesiz mallarla ayni tutulur.Malınızı alan kimse tağşişlimi diye şüphe ile malınıza bakmaz çünkü karşısında malına güvenen bir küçük firma ile kaşılaşır.Herkez taşın altına elini koyarsa sokaklarda içinde bazı kimselerce içinde ne olduğu belli olmayan yağlar satılırsa bizde bunlara göz yumarsak,tağşişli yağ satan firmalarıda gazetelerde açıklamazsak üreticiler olarak kendi kendimize kötülük yapmış oluruz,unutmayın herkez sizler gibi iyi niyetli değil malımızın iç piyasada değer kazanmasını istiyorsak markalı olarak kaliteli yağları insanlara sunalım çarşıda pazarda içinde kokmuş yağ satanları ilgili birimleri bildirmeyip hatta satan kişinin yağını alıcı gibi tatıp bunları pazar yerinden gitmesi için ikaz etmezsek biz işte o zaman kendi ürettiğimiz malın değerini düşürüp kendi kendimize düşmanlık yapmış oluruz.Yukarıda belirttiğim gibi bende sizin gibi üreticiyin ağız birliği yapmış tüccar değilim allah insana akıl ve zeka vermiş litresini yağın 5 liraya değil 9 liraya niye satmayasınız 1 liralık yeşil ayvalık çizik zeytinini niye ambalaja koyup 5 liraya satmayasınız bilmem anlatabildimmi eğer kendi adınıza zeytinyağı içinde olsa markalaşmak isterseniz 0-532-4636712 telefonumdan beni arayın hertürlü konuda yardıma hazırım.Böylelikle tüccarın eline düşmezsin sende küçük bir tüccar olursun kanunların karşısında kendini savunursun untmayın aklın yolu birdir.Saygılarımla Hüseyin BOZKURT
Sn Hüseyin Bozkurt ;
Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu. Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum. Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara uğratılmaktalar bununda hesabını herhalde yetkililer verebilirler fazla ileri gitmesinler semt pazarlarına çıkıp açıkta satılan zeytin ve yağlarının 5393 sayılı belediye kanunun 15 inci belediye yetki ve imtiyazları maddesinin L ve M maddelerini herhalde okuyup uygulayabilemiyorlarsa çok şeyi düşünmemiz gerektiğini bilmemizde fayda olacağına inanarakyetkililerimizin bir an önce anayasamıza göre kanunlar karşısında eşit olduğumuzu düşünerek kanunların bir an önce uygulanması için herkesin çare araması ve haksız rekabetin tağşişli yağın önlenmesini diliyorum.Hüseyin BOZKURT
> Sayın Tunçelli;
> Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
> dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
> Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
> Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
> Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
> alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
> ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini söyleyen Çetin, "Bunu
> duygusallıktan söylemiyorum. Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden
> alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün
> değil. Asıl tehlike üretici tarafından değil de bu işi ticaret haline
> getiren aracı kişilerden satın alınan yağlar. İşte o zaman karışımlar
> devreye giriyor" diyor.
> Ben o günkü mantığımla Cahit Çetin'in saf bir yönetici olduğunu
> Çiftçiye sevimli gözükmeye böylelikle bir kez daha seçilmeye çalışan
> ama beyaz teneke tamamen durdurulsa potansiyel olarak Tariş ortağı
> olmaya namzet yada Tariş ortağı olupta yağını Tarişe dökmek yerine
> dışarıda satanlar yüzünden işlem hacmini kaybeden vizyonsuz biri
> olarak düşünmüştüm.
> Ve o dönemde yazdığım aşağıya linkini verdiğim yazıda hafiften
> eleştirmiştim.
> Beyaz Teneke Masum mu?
> 11-Ocak-2007 Persembe- Mustafa Alhat
> Fakat bugün anlıyoruz ki Markası GÜVEN oluşturmuş şirketler
> oligopolleşip bu ''tağşiş ihtimali''nin rantını yemektedir.O yazının
> satır aralarını okuyunca üreticiden yağ satın alınmasının masum bir
> durum olduğu sinyalini denetmenlere çakarak onların ellerini kollarını
> bağlıyor arkasından tüccara ve onların ürünlerine güvenmeyin ha
> mesajını tüketicinin zihnine kazıyor.
> Tariş Üretici Birliği Üreticiyi koruyor ama... diyor birileri
> Tarişin üretici birliği olduğu üreticiyi koruduğu palavrasını bugün
> çocuklar bile yemiyor.
> üreticiden kaç paraya alıyor yağları, markette kaç paraya satıyor?
Sayın arkadaşlar,
Ben bu tartışmayı başlatırken üreticinin beyaz tenekeyle mal satıp
satmamasını mihenk taşı olarak almadım.Konuyu farklı omurgalara
oturtursak yine anafikirden uzaklaşacağız,halbuki anafikirden
uzaklaşmamamız gerekiyor.Arkadaşlar lütfen bütünü görmeye çalışalım
bir tek ayrıntıya takılmak bütüne bir fayda sağlamayacak.Tağşişin
önlenmesi için beyaz tenekede mal satışının olmaması gerektiği bir
ayrıntıysa ve yasa bunu gerektiriyorsa fazla yorum yapmanın alemi
yok.Buradaki bütün, tağşişin engellenebilmesidir.Alper Bey'in bir
sorusuna da cevap vermek isterim bu arada ben kendi namıma zeytinyağ
konusunda neler yapıyorum anlatmak isterim.
Zeytinyağ il prim komisyonu üyesiyim.Bu komisyon çeşitli devlet
organlarıda yer almaktadır.Ben ilk defa bu sene prim komisyonunda yer
almaktayım.2009 prim ödemeleri kararları daha önceki komisyon
tarafından oluşturulduktan sonra yer aldım yani,daha önceki kurul bir
toplantı yapmadan görüşler alınıp onaylanmış.Kuruldaki yetkili
kişilere önümüzdeki dönem prim ödemeleri için mutlaka toplantı
yapmamız gerektiğini söyledim.Bu bağlamda prim miktarının arttırılması
isteğimizi gerekirse Ankara'ya kadar taşıyacağız.Ayrıca 25 sene sonra
Türkiye'de ilk defa kişisel gayretlerimle İzmir Ticaret Borsası'nda
zeytinyağ alım satım seanslarını başlattım.Şu an tam idrak edilememiş
olsa da zeytinyağ işlemlerinin salona taşınması çok önemli bir
adımdır.Zeytinyağ salon işlemleri zeytinyağ alım satımında şeffaflık
sağlayacak,alım satım'da oluşabilecek husumetleri kesin müeyyide
altına alacak,lisanslı depoculuğa alt yapı hazırlayacak hatta bir gün
gelecek yabancı yatırımcının bile belkide korbeyde gelip mal almasını
ve işlem yapmasını sağlayacaktır.Daha da burada sayamadığım bir çok
teknik faydası vardır.Onun için arkadaşlar konuşalım tartışalım ama
lütfen bir yandan da icraat yapmaya çalışalım.Statüsünü oturtmuşların
buna ihtiyacı yok.Ama biz buna mecburuz.
Saygılarımla
FEVZİ TUNÇELLİ
On 3 Temmuz, 18:48, hüseyin bozkurt <onurselzeytinci...@hotmail.com>
wrote:
> Sayın Alper KARTUM
> Size tamamı ile katılıyorum.Haklı olarak konuya değiniyorsunuz,fakat türkiyede yasama organları kanun koyuyor bunu uygulamak ilgili birimlerin görevi örneğin adam birini silahla vurursa yakalanıp yargılanacak yagılanmasın diyemeyiz.Türkiyede yaşayan herkez devletce konan kanunlara uymak zorunda,Bende sizin gibi kendi malını üreten imal eden pazarlayan kimseyim,işyerimi açarken ticaret odasına kayıt oldum marka tescili yaptırdım,muhasebeciye gıda mühendisini yasa gereği tuttuk onlara aylık vermeye başladım,tarım il müdürlüğünden gıda üretim izin belgelerini aldım alırken krom tankından deposu ve işyerinin satış yerine kadar masraf ettim devlete kdv,stopaj vergisi işçilerin ssk aylıkları bunların hepsini yasalara uyarak kanunlar çerçevesinde gerçekleştirdim.Benim yağımda kaliteli idi 1 inci mansiyon ödülüne laik görüldü bunları yaparken inanırmısınız çok zahmetler çekerek gerçekleştirdim ürettiğim malı gerçek değerinde satabilmek için yaptım sizde benim gibi butik işletme yaparak malınızı değerlendirmenizi tavsiye ederim.O zaman istediğiniz fiyata malınızı satarsınız.Beyaz teneke içinde mal satılırsa kimin malı olduğu belli olmaz sizin malınızda kalitesiz mallarla ayni tutulur.Malınızı alan kimse tağşişlimi diye şüphe ile malınıza bakmaz çünkü karşısında malına güvenen bir küçük firma ile kaşılaşır.Herkez taşın altına elini koyarsa sokaklarda içinde bazı kimselerce içinde ne olduğu belli olmayan yağlar satılırsa bizde bunlara göz yumarsak,tağşişli yağ satan firmalarıda gazetelerde açıklamazsak üreticiler olarak kendi kendimize kötülük yapmış oluruz,unutmayın herkez sizler gibi iyi niyetli değil malımızın iç piyasada değer kazanmasını istiyorsak markalı olarak kaliteli yağları insanlara sunalım çarşıda pazarda içinde kokmuş yağ satanları ilgili birimleri bildirmeyip hatta satan kişinin yağını alıcı gibi tatıp bunları pazar yerinden gitmesi için ikaz etmezsek biz işte o zaman kendi ürettiğimiz malın değerini düşürüp kendi kendimize düşmanlık yapmış oluruz.Yukarıda belirttiğim gibi bende sizin gibi üreticiyin ağız birliği yapmış tüccar değilim allah insana akıl ve zeka vermiş litresini yağın 5 liraya değil 9 liraya niye satmayasınız 1 liralık yeşil ayvalık çizik zeytinini niye ambalaja koyup 5 liraya satmayasınız bilmem anlatabildimmi eğer kendi adınıza zeytinyağı içinde olsa markalaşmak isterseniz 0-532-4636712 telefonumdan beni arayın hertürlü konuda yardıma hazırım.Böylelikle tüccarın eline düşmezsin sende küçük bir tüccar olursun kanunların karşısında kendini savunursun untmayın aklın yolu birdir.Saygılarımla Hüseyin BOZKURT
> Sn Hüseyin Bozkurt ;
> Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
> Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
> Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
> Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
> Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara uğratılmaktalar bununda hesabını herhalde yetkililer verebilirler fazla ileri gitmesinler semt pazarlarına çıkıp açıkta satılan zeytin ve yağlarının 5393 sayılı belediye kanunun 15 inci belediye yetki ve imtiyazları maddesinin L ve M maddelerini herhalde okuyup uygulayabilemiyorlarsa çok şeyi düşünmemiz gerektiğini bilmemizde fayda olacağına inanarakyetkililerimizin bir an önce anayasamıza göre kanunlar karşısında eşit olduğumuzu düşünerek kanunların bir an önce uygulanması için herkesin çare araması ve haksız rekabetin tağşişli yağın önlenmesini diliyorum.Hüseyin BOZKURT
----- Original Message ----- From: "magellan_izm" <fevzitunce...@gmail.com>
To: "Zeytindostu" <zeytindostu@googlegroups.com>
Sent: Friday, July 03, 2009 7:09 PM
Subject: [zeytindostu:13156] Re: Ayrıntının yorumu
İzmir Ticaret Borsası'nda
zeytinyağ alım satım seanslarını başlattım.Şu an tam idrak edilememiş
olsa da zeytinyağ işlemlerinin salona taşınması çok önemli bir
adımdır.Zeytinyağ salon işlemleri zeytinyağ alım satımında şeffaflık
sağlayacak,alım satım'da oluşabilecek husumetleri kesin müeyyide
altına alacak,lisanslı depoculuğa alt yapı hazırlayacak hatta bir gün
gelecek yabancı yatırımcının bile belkide korbeyde gelip mal almasını
ve işlem yapmasını sağlayacaktır.Daha da burada sayamadığım bir çok
teknik faydası vardır.Onun için arkadaşlar konuşalım tartışalım ama
lütfen bir yandan da icraat yapmaya çalışalım.
Hüseyin bey,
Her ne kadar yazınızın sonunda sorduğunuz soruların tersini kendime sorduğumda (5Tl.lik Yağı niçin 9'a , 1Tl.lik zeytin'i 5'e alıyorum) müsterih olamasam da, Her hangi bir gıda maddesini ticari amaçla piyasaya ismi, cismi, markası belli olmadan çıkaran kişi mutlaka laikiyle cezalandırılmalıdır ve markalıların bunlarla mücadele etmesi en azından haksız rekabeti ortadan kaldırmada etkili olur görüşündeyim.
Bence vatandaş isim yapmış markaları zaten biliyor ve kalitesi konusunda da herhangi bir şüphesi yok.
Sizin yaptıklarınızın üstüne yapılması gerekenler konusunda mütevazi bir fikrimi sizinle paylaşmak istiyorum:
Küçük (Butik işletmeler dahil) ve orta büyüklükteki kuruluşlar biraraya gelerek "Birlik" oluşturmalılar ve giderlerini ortaklaşa finanse edecekleri tanıtım kampanyaları ile birlik amblemini tanıtıp ne ifade ettiğine dair vatandaşı bilgilendirmeliler ki, bu birlik amblemini ürün ambalajı üzerinde gören tüketicinin kalite konusundaki tüm tereddütleri ortadan kalkabilsin. Birliğe dahil olan firmaların ortak bir kalite anlayışı ile ambalajları üzerinde aynı isimleri kullanarak tüketicinin örneğin, Sızma ile Rivyera arasındaki farkı öğrenmeleri
sağlanabilsin. Bu konuda TSE de tarif edilen ürün isimleri esas alınmalıdır.
Birlik, üyesi olan kuruluşların ürünlerini piyasadan zaman zaman alarak tahlile gönderip neticesini üyelerle paylaşmalı ve tüketici aleyhine bir netice varsa ürünün piyasadan çekilmesine yetkili olmalıdır.
Birlik anayasasını oluşturmada, uzman kişilere ve eğer varsa bu tarz birliklerin çalışma yöntemlerine itibar edilmelidir.
Böyle bir organizasyonun, her iki tarafa da (Tüketici ve Firma) çok önemli katkıları olacağına ve kullanımın artacağına inanıyorum. Amerikada örneğin herhangi bir yapı marketten kereste alsanız bir 5x10 inşaatlık kerestenin üzerinde 4-5 birliğin amblemi basılıdır. Emprenye birliği,Ağaç kurutmacılar birliği,Kesimciler birliği gibi... Tüketici bu amblemleri taşımayan ürünü almaz.
Hüseyin bey, uzatıp vaktinizi almak istemem. Sizi tebrik ederim ve teşekkür ederim, neyin nasıl yapılacağını tatbik etmiş kişi olarak bizlerle paylaştığınız için. Diğer aşamaların da takip etmesini dilerim.
Eğer, markalaşma ve ambalaja girme konusunda yol gösterecek işlem basamaklarının sıralandığı bir kılavuz yada kitapçık önerebilirseniz sevinirim.
Kolay gelsin!
Saygılar sunuyorum.
Haluk Yiğiter
H.S.Zeytincisi
--- On Fri, 7/3/09, hüseyin bozkurt <onurselzeytinci...@hotmail.com> wrote:
> Sayın Alper KARTUM
> Size tamamı ile katılıyorum.Haklı olarak konuya
> değiniyorsunuz,fakat türkiyede yasama organları kanun
> koyuyor bunu uygulamak ilgili birimlerin görevi örneğin
> adam birini silahla vurursa yakalanıp yargılanacak
> yagılanmasın diyemeyiz.Türkiyede yaşayan herkez devletce
> konan kanunlara uymak zorunda,Bende sizin gibi kendi
> malını üreten imal eden pazarlayan kimseyim,işyerimi
> açarken ticaret odasına kayıt oldum marka tescili
> yaptırdım,muhasebeciye gıda mühendisini yasa gereği
> tuttuk onlara aylık vermeye başladım,tarım il
> müdürlüğünden gıda üretim izin belgelerini aldım
> alırken krom tankından deposu ve işyerinin satış
> yerine kadar masraf ettim devlete kdv,stopaj vergisi
> işçilerin ssk aylıkları bunların hepsini yasalara
> uyarak kanunlar çerçevesinde gerçekleştirdim.Benim
> yağımda kaliteli idi 1 inci mansiyon ödülüne laik
> görüldü bunları yaparken inanırmısınız çok
> zahmetler çekerek gerçekleştirdim ürettiğim malı
> gerçek değerinde satabilmek için yaptım sizde benim gibi
> butik işletme yaparak malınızı değerlendirmenizi
> tavsiye ederim.O zaman istediğiniz fiyata malınızı
> satarsınız.Beyaz teneke içinde mal satılırsa kimin
> malı olduğu belli olmaz sizin malınızda kalitesiz
> mallarla ayni tutulur.Malınızı alan kimse tağşişlimi
> diye şüphe ile malınıza bakmaz çünkü karşısında
> malına güvenen bir küçük firma ile kaşılaşır.Herkez
> taşın altına elini koyarsa sokaklarda içinde bazı
> kimselerce içinde ne olduğu belli olmayan yağlar
> satılırsa bizde bunlara göz yumarsak,tağşişli yağ
> satan firmalarıda gazetelerde açıklamazsak üreticiler
> olarak kendi kendimize kötülük yapmış oluruz,unutmayın
> herkez sizler gibi iyi niyetli değil malımızın iç
> piyasada değer kazanmasını istiyorsak markalı olarak
> kaliteli yağları insanlara sunalım çarşıda pazarda
> içinde kokmuş yağ satanları ilgili birimleri bildirmeyip
> hatta satan kişinin yağını alıcı gibi tatıp bunları
> pazar yerinden gitmesi için ikaz etmezsek biz işte o zaman
> kendi ürettiğimiz malın değerini düşürüp kendi
> kendimize düşmanlık yapmış oluruz.Yukarıda
> belirttiğim gibi bende sizin gibi üreticiyin ağız
> birliği yapmış tüccar değilim allah insana akıl ve
> zeka vermiş litresini yağın 5 liraya değil 9 liraya niye
> satmayasınız 1 liralık yeşil ayvalık çizik zeytinini
> niye ambalaja koyup 5 liraya satmayasınız bilmem
> anlatabildimmi eğer kendi adınıza zeytinyağı içinde
> olsa markalaşmak isterseniz 0-532-4636712 telefonumdan beni
> arayın hertürlü konuda yardıma hazırım.Böylelikle
> tüccarın eline düşmezsin sende küçük bir tüccar
> olursun kanunların karşısında kendini savunursun
> untmayın aklın yolu birdir.Saygılarımla Hüseyin
> BOZKURT
> Sn Hüseyin Bozkurt ;
>
> Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün
> değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu. > Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak
> adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına
> karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına
> mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak
> zorunda kalmak istemiyorum. > Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi
> verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli
> bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim
> maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir
> rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim
> satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk
> ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden
> fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve
> ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim
> olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle
> mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu
> gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı
> konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin
> kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi
> üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde
> bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması
> konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana
> dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini
> veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına
> karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz
> teneke ) istiyorum.
>
> Saygılarımla
> Alper Kartum
>
> Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
> Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi
> veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi
> ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede
> satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde
> çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat
> zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı
> satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il
> müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış
> yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici
> kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda
> malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu
> alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda
> çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak
> müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine
> üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine
> bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde
> zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde
> markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim
> bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara
> satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü
> yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz
> kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta
> hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su
> şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine
> zeytinyağı koyarak karışık yağlara
> yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber
> satarken zeytin ve yağınıda
> yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle
> işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü
> gibi görünen bu kimseler zeytinyağında
Alper bey merhaba;
Zeytin çiftçisinin kendi ürününü kendi pazarlamasına karşı
değiliz.Yasal çizgiye girdikten sonra yani üretim izni aldıktan sonra
herkes yağını perakende olarak satabilir.
Bu kişisel bir tercih durumu değildir.
Mesela çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz.Ama yasa gereği ehliyet
almadan araç kullanamazsınız.
Beyaz teneke satmak zeytin çiftçisinin menfaatine uygun tabiiki.Peki
perakende zeytinyağı satışlarında % 8 kdv ödeyen stopaj v.s yükü
çekenlerin ne suçu var?
Ben yıllardır butik üreticiler için özel bir düzenleme yapılsın dedim
durdum kimse sesini çıkarmadı.
çünkü böylesi daha rahat ben üreticiyim kimse beni ellemesin.
Bir başka örnek daha vereyim.
şehirlerarası yollarda hız sınırı 90 ben kendi yaptığım denemelere
göre 110-120 arası hızda 90 a göre daha az yakıt tüketiyorum.Hemde
canım sıkılmıyor...
Hız sınırının 120 ye çıkartılmasını istemek başka bir şey hız sınırı
90 da kalırsa kalsın ama bana kimse dokunmasın demek başka bir şey.
Burda asıl ilginç olan Lüx ve Pahallı hizmet veren Taksi şirketi
sahibinin kendi araçları ve şöförleri kurallara uygun olmasına rağmen
'' Gariban Taksicilere ehliyet ve hız sınırı olmasın Polis denetim
yapmasın bizim halkımız doğuştan iyi şöfördür ben kefilim'' demesidir.
Polis şefi bu iyi kalpli adamın iyi niyetli önerisine uyar,Polislerini
geri çeker.
Gariban taksiciler bu işe önce çok sevinir. Fırsattan istifade
arabasını boyatan taksiciliğe soyunur.Bu kaos ortamında kazalar artar
taksici kılığında müşterileri kazıklayan tecavüz eden tipler peydah
olur.
Sütten ağzı yanan paralı müşteriler pahallı ama güvenilir diye Lüx
taksilere bütçesi uygun olmayan otobüse talim etmeye başlar.Gerçek
Taksiciler bu işen zararlı çıktıklarının bile farkına
varamazlar.Herşeyi kader zannederler.
En kötü kural kuralsızlıktan iyidir.
Saygılarımla Mustafa Alhat
On 3 Temmuz, 17:13, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
> Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
> Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
> Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
> Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara uğratılmaktalar bununda hesabını herhalde yetkililer verebilirler fazla ileri gitmesinler semt pazarlarına çıkıp açıkta satılan zeytin ve yağlarının 5393 sayılı belediye kanunun 15 inci belediye yetki ve imtiyazları maddesinin L ve M maddelerini herhalde okuyup uygulayabilemiyorlarsa çok şeyi düşünmemiz gerektiğini bilmemizde fayda olacağına inanarakyetkililerimizin bir an önce anayasamıza göre kanunlar karşısında eşit olduğumuzu düşünerek kanunların bir an önce uygulanması için herkesin çare araması ve haksız rekabetin tağşişli yağın önlenmesini diliyorum.Hüseyin BOZKURT
> > Sayın Tunçelli;
> > Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
> > dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
> > Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
> > Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
> > Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
> > alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
> > ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini söyleyen Çetin, "Bunu
> > duygusallıktan söylemiyorum. Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden
> > alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün
> > değil. Asıl tehlike üretici tarafından değil de bu işi ticaret haline
> > getiren aracı kişilerden satın alınan yağlar. İşte o zaman karışımlar
> > devreye giriyor" diyor.
> > Ben o günkü mantığımla Cahit Çetin'in saf bir yönetici olduğunu
> > Çiftçiye sevimli gözükmeye böylelikle bir kez daha seçilmeye çalışan
> > ama beyaz teneke tamamen durdurulsa potansiyel olarak Tariş ortağı
> > olmaya namzet yada Tariş ortağı olupta yağını Tarişe dökmek yerine
> > dışarıda satanlar yüzünden işlem hacmini kaybeden vizyonsuz biri
> > olarak düşünmüştüm.
> > Ve o dönemde yazdığım aşağıya linkini verdiğim yazıda hafiften
> > eleştirmiştim.
> > Beyaz Teneke Masum mu?
> > 11-Ocak-2007 Persembe- Mustafa Alhat
> > Fakat bugün anlıyoruz ki Markası GÜVEN oluşturmuş şirketler
> > oligopolleşip bu ''tağşiş ihtimali''nin rantını yemektedir.O yazının
> > satır aralarını okuyunca üreticiden yağ satın alınmasının masum bir
> > durum olduğu sinyalini denetmenlere çakarak onların ellerini kollarını
> > bağlıyor arkasından tüccara ve onların ürünlerine güvenmeyin ha
> > mesajını tüketicinin zihnine kazıyor.
> > Tariş Üretici Birliği Üreticiyi koruyor ama... diyor birileri
> > Tarişin üretici birliği olduğu üreticiyi koruduğu palavrasını bugün
> > çocuklar bile yemiyor.
> > üreticiden kaç paraya alıyor yağları, markette kaç paraya satıyor?
> > Üretici birliği başka birşey. Tarım kanununda bile var açın
> > bakın.Tarım Satış Kooperatifleri birliği ortakları /sermayedarları
> > çiftçi olan Sanayi bakanlığına bağlı ticari yani tüccar kuruluş.Bu
> > şuna benzer doktorlar bir araya gelmiş bir yapı kooperatifi kurmuş
> > apartman dikmişler. O binaya hastane mi diyeceğiz? Zaten o binanın
> > para yatırmış sahiplerinin çoğu artık o binada değil. Şimdiki
> > sakinleri kiracı doktor. Uygun daire buldular mı başka yere
> > taşınıyor...
> > Sorarım size devlet tağşiş ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak
> > tedbirleri alsa,
Sayın Haluk YİĞİTER
İlginize desteğinize birde o şahane butik işletmelerin birleşerek ortak hareket ederek halkanın genişlemesi fikirinize katılmamak destek vermemek mümkünmü okadar güzel bir şeye değinmişsinizki inşallah bir araya gelinip uygulama başlatırız, ben her zaman hazırım bakalım bu fikire kaç arkadaş katılır.Ürettiği malı değerlendirmek ve markalaşmak isteyen arkadaşlarada yol göterip, malının değerlenmesi için yerdımcı oluruz ve zeytin dostu derneği içinde herkes birbirine destek olarak butik işletmelerin birleştiği çatı altında malını gerçek değerlerde satın alınıp satılmasın buna hiç kimse itiraz edip muhalefet olacağına inanmıyorum. zeytin dostu derneğininde amaçlarından biri olduğuna inanıyorum birbirimize sen onu yaptın ben bunu yaptım diyeceğimize birleşerek malımızı dernek üyelerinden alıp değerlendirilebilir diyorum, bu konuda yorumların ve fikirlerin gelerek tartışılarak yapılacağı inancı ile yorumlar bekler sonuca neden ulaşılmasın diyorum tüm zeytindostu üyelerimize saygılar sunarım.Hüseyin BOZKURT
> Hüseyin bey,
> Her ne kadar yazınızın sonunda sorduğunuz soruların tersini kendime sorduğumda (5Tl.lik Yağı niçin 9'a , 1Tl.lik zeytin'i 5'e alıyorum) müsterih olamasam da, Her hangi bir gıda maddesini ticari amaçla piyasaya ismi, cismi, markası belli olmadan çıkaran kişi mutlaka laikiyle cezalandırılmalıdır ve markalıların bunlarla mücadele etmesi en azından haksız rekabeti ortadan kaldırmada etkili olur görüşündeyim.
> Bence vatandaş isim yapmış markaları zaten biliyor ve kalitesi konusunda da herhangi bir şüphesi yok.
> Sizin yaptıklarınızın üstüne yapılması gerekenler konusunda mütevazi bir fikrimi sizinle paylaşmak istiyorum:
> Küçük (Butik işletmeler dahil) ve orta büyüklükteki kuruluşlar biraraya gelerek "Birlik" oluşturmalılar ve giderlerini ortaklaşa finanse edecekleri tanıtım kampanyaları ile birlik amblemini tanıtıp ne ifade ettiğine dair vatandaşı bilgilendirmeliler ki, bu birlik amblemini ürün ambalajı üzerinde gören tüketicinin kalite konusundaki tüm tereddütleri ortadan kalkabilsin. Birliğe dahil olan firmaların ortak bir kalite anlayışı ile ambalajları üzerinde aynı isimleri kullanarak tüketicinin örneğin, Sızma ile Rivyera arasındaki farkı öğrenmeleri
> sağlanabilsin. Bu konuda TSE de tarif edilen ürün isimleri esas alınmalıdır.
> Birlik, üyesi olan kuruluşların ürünlerini piyasadan zaman zaman alarak tahlile gönderip neticesini üyelerle paylaşmalı ve tüketici aleyhine bir netice varsa ürünün piyasadan çekilmesine yetkili olmalıdır.
> Birlik anayasasını oluşturmada, uzman kişilere ve eğer varsa bu tarz birliklerin çalışma yöntemlerine itibar edilmelidir.
> Böyle bir organizasyonun, her iki tarafa da (Tüketici ve Firma) çok önemli katkıları olacağına ve kullanımın artacağına inanıyorum. Amerikada örneğin herhangi bir yapı marketten kereste alsanız bir 5x10 inşaatlık kerestenin üzerinde 4-5 birliğin amblemi basılıdır. Emprenye birliği,Ağaç kurutmacılar birliği,Kesimciler birliği gibi... Tüketici bu amblemleri taşımayan ürünü almaz.
> Hüseyin bey, uzatıp vaktinizi almak istemem. Sizi tebrik ederim ve teşekkür ederim, neyin nasıl yapılacağını tatbik etmiş kişi olarak bizlerle paylaştığınız için. Diğer aşamaların da takip etmesini dilerim.
> Eğer, markalaşma ve ambalaja girme konusunda yol gösterecek işlem basamaklarının sıralandığı bir kılavuz yada kitapçık önerebilirseniz sevinirim.
> Kolay gelsin!
> Saygılar sunuyorum.
> Haluk Yiğiter
> H.S.Zeytincisi
> --- On Fri, 7/3/09, hüseyin bozkurt <onurselzeytinci...@hotmail.com> wrote:
> > From: hüseyin bozkurt <onurselzeytinci...@hotmail.com>
> > Subject: [zeytindostu:13155] Re: Ayrıntının yorumu
> > To: zeytindostu@googlegroups.com
> > Date: Friday, July 3, 2009, 8:48 AM
> > Sayın Alper KARTUM
> > Size tamamı ile katılıyorum.Haklı olarak konuya
> > değiniyorsunuz,fakat türkiyede yasama organları kanun
> > koyuyor bunu uygulamak ilgili birimlerin görevi örneğin
> > adam birini silahla vurursa yakalanıp yargılanacak
> > yagılanmasın diyemeyiz.Türkiyede yaşayan herkez devletce
> > konan kanunlara uymak zorunda,Bende sizin gibi kendi
> > malını üreten imal eden pazarlayan kimseyim,işyerimi
> > açarken ticaret odasına kayıt oldum marka tescili
> > yaptırdım,muhasebeciye gıda mühendisini yasa gereği
> > tuttuk onlara aylık vermeye başladım,tarım il
> > müdürlüğünden gıda üretim izin belgelerini aldım
> > alırken krom tankından deposu ve işyerinin satış
> > yerine kadar masraf ettim devlete kdv,stopaj vergisi > > işçilerin ssk aylıkları bunların hepsini yasalara
> > uyarak kanunlar çerçevesinde gerçekleştirdim.Benim
> > yağımda kaliteli idi 1 inci mansiyon ödülüne laik
> > görüldü bunları yaparken inanırmısınız çok
> > zahmetler çekerek gerçekleştirdim ürettiğim malı
> > gerçek değerinde satabilmek için yaptım sizde benim gibi
> > butik işletme yaparak malınızı değerlendirmenizi
> > tavsiye ederim.O zaman istediğiniz fiyata malınızı
> > satarsınız.Beyaz teneke içinde mal satılırsa kimin
> > malı olduğu belli olmaz sizin malınızda kalitesiz
> > mallarla ayni tutulur.Malınızı alan kimse tağşişlimi
> > diye şüphe ile malınıza bakmaz çünkü karşısında
> > malına güvenen bir küçük firma ile kaşılaşır.Herkez
> > taşın altına elini koyarsa sokaklarda içinde bazı
> > kimselerce içinde ne olduğu belli olmayan yağlar
> > satılırsa bizde bunlara göz yumarsak,tağşişli yağ
> > satan firmalarıda gazetelerde açıklamazsak üreticiler
> > olarak kendi kendimize kötülük yapmış oluruz,unutmayın
> > herkez sizler gibi iyi niyetli değil malımızın iç
> > piyasada değer kazanmasını istiyorsak markalı olarak
> > kaliteli yağları insanlara sunalım çarşıda pazarda
> > içinde kokmuş yağ satanları ilgili birimleri bildirmeyip
> > hatta satan kişinin yağını alıcı gibi tatıp bunları
> > pazar yerinden gitmesi için ikaz etmezsek biz işte o zaman
> > kendi ürettiğimiz malın değerini düşürüp kendi
> > kendimize düşmanlık yapmış oluruz.Yukarıda
> > belirttiğim gibi bende sizin gibi üreticiyin ağız
> > birliği yapmış tüccar değilim allah insana akıl ve
> > zeka vermiş litresini yağın 5 liraya değil 9 liraya niye
> > satmayasınız 1 liralık yeşil ayvalık çizik zeytinini
> > niye ambalaja koyup 5 liraya satmayasınız bilmem
> > anlatabildimmi eğer kendi adınıza zeytinyağı içinde
> > olsa markalaşmak isterseniz 0-532-4636712 telefonumdan beni
> > arayın hertürlü konuda yardıma hazırım.Böylelikle
> > tüccarın eline düşmezsin sende küçük bir tüccar
> > olursun kanunların karşısında kendini savunursun
> > untmayın aklın yolu birdir.Saygılarımla Hüseyin
> > BOZKURT
> > Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün
> > değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu. > > Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak
> > adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına
> > karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına
> > mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak
> > zorunda kalmak istemiyorum. > > Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi
> > verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli
> > bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim
> > maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir
> > rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim
> > satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk
> > ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden
> > fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve
> > ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim
> > olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle
> > mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu
> > gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı
> > konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin
> > kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi
> > üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde
> > bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması
> > konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana
> > dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini
> > veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına
> > karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz
> > teneke ) istiyorum.
Bu mutabık olduğunuz birlik fikri ile ilgili size ufak bir notum
olacak.Malumunuz UZZK bundan sanırım 1 yıl önce bir kalite kontrol
programı açıklamıştı..
Size arşivlerden bulduğum bu konudaki bir haberi hatırlatmak
istiyorum:
İHA
11 Mart 2008 Salı
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Yönetim Kurulu Başkanı
Mustafa Tan, zeytinyağında tağşiş (yağların karıştırılması)
sorununu "Kalite Kontrol Programı" ile çözeceklerini söyledi.
İzmir Ticaret Borsası'nda (İTB) sektörün sorunlarına yönelik
gerçekleştirilen toplantıya UZZK Başkanı Tan'ın yanı sıra Ege
Analiz Labaratuvarı Genel Müdürü ve UZZK Yönetim Kurulu üyesi
Ümmühan Tibet ve Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu
Başkanı Kamil Okyay Sındır katıldı.
Toplantıda konuşan UZZK Başkanı Dr. Mustafa Tan, zeytinyağında
sahteciliği önlemek amacıyla kalite kontrol programını
başlattıklarını belirterek, marketlerden programa dahil firmaların
ürünlerinden habersiz bir şekilde numune alınarak laboratuvarlarda
kontrol edileceğini kaydetti. Sektörde yüksek kalite
zeytinyağının üretimi, piyasada izlenmesi ve tüketicilerin
bilgilendirilmesine yönelik oluşturulan ve yaklaşık 1,5 ay içinde
başlatılacak "Kalite Kontrol Programı" ile ilgili bilgi veren Tan,
analizlerin sonuçlarının bir liste halinde yayınlanacağını ifade
ederek, "Beyaz bir liste oluşturulacak. Bunu web sitemizde ve basın
yoluyla açıklayacağız. Bu programı özdenetim ya da kendi kendine
denetim olarak da tanımlayabiliriz. Markasına, kalitesine güvenen
firmalar UZZK'nın kalite kontrol grubunda yer alacak" dedi.
FİRMALAR YARIŞACAK
Programın kalite kontrol grubunda yer alan firmaların tanınmasına,
zeytinyağı tüketiminin güvenilir olmasına katkıda bulanacağını
ifade eden Dr. Tan, "Bütün firmalar yarış içinde olacak. Kimseyi
zorlamayacağız. Kendine güvenen girecek. UZZK garanti verecek. Bu da
farklılık yaratacak. Beyaz listenin karşısında bir kara liste
olmayacak. Kalite kontrol grubunda yer alan firmaların ürünlerinde
UZZK'nın logosunun kullanılmasına sıcak bakmıyoruz. Firmalar
kalite kontrol grubunda yer aldıklarını reklamlarda, tanıtımlarda
ifade edebilirler. Yapılan analizlerde tağşiş çıkarsa beyaz
listeden çıkarılacak ve bu da açıklanacak" dedi. Tan, kalite
kontrol grubuna girmenin maliyetine ilişkin önümüzdeki günlerde
yönetim kurulunda alacakları kararı bildireceklerini kaydetti.
UZZK Yönetim Kurulu Üyesi Ümmühan Tibet, zeytinyağının her zaman
hile karıştırılan bir ürün olduğuna dikkat çekerek, "Amacımız
zeytinyağının sağlıklı, kaliteli üretilmesi ve tüketilmesi.
Kaliteli zeytinyağlarının birleştiği adres Kalite Kontrol Grubu
olacak" dedi. UZZK Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kamil Okyay
Sındır da UZZK'nın dürüst üretici, sanayici, kaliteli, güvenli
gıda üretiminden taraf olduğunu dile getirdi.
Ben yaklaşık 15 ay önceki tarihi taşıyan bu haberden sonra zaman
zaman UZZK web sitesinden baktım ama beyaz bir listeye rastlayamadım
hatta bu akşam itibariyle UZZK sitesi nedense açılamıyor ve de
"Warning this site may harm your computer" uyarı mesajını veriyor.
Neyse web sorununu bir kenara bırakır isek bizimde çok yerinde
bulduğumuz bu kalite kontrol programı aslında sizlerin dediği
özellikle küçük ve butik üreticileri koruyacak bir program
olmalı.Ancak hala bu programın uygulamaya hakkıyla geçmemiş
olması da biraz manidar değil mi?? Bu program çerçevesinde herhangi
bir analiz,denetim yapıldı onu da bilemiyoruz.. UZZK'nın sektördeki
her firmaya eşit mesafede olduğuna yönelik demeçleri acaba bu
program içinde geçerli mi?? Çünkü biz defalarca sormamıza rağmen
UZZK bu programa kayıt olma şartlarını bize vermedi. İsterseniz
siz bu programa kayıt olma şartlarını araştırın, bakalım ufak
ölçekteki firmaları kabul eden bir program yapılmış mı yoksa
konulan bazı kriterler yine bilindik oligopolü mü işaret ediyor?
İç tüketimin artışına yönelik yapılan ve çok yerinde olduğunu
düşündüğüm tüm bu tartışmalardan sonra UZZK kalite kontrol
programınında detaylarını öğrenmeyi başardığımızda bir durum
tesbiti ve değerlendirmesini sizlerin görüşlerine sunacağım.
İyi akşamlar,
Metin Ölken
On Jul 6, 2009, at 10:42 PM, hüseyin bozkurt wrote:
> Sayın Haluk YİĞİTER
> İlginize desteğinize birde o şahane butik işletmelerin
> birleşerek ortak hareket ederek halkanın genişlemesi fikirinize
> katılmamak destek vermemek mümkünmü okadar güzel bir şeye
> değinmişsinizki inşallah bir araya gelinip uygulama başlatırız,
> ben her zaman hazırım bakalım bu fikire kaç arkadaş
> katılır.Ürettiği malı değerlendirmek ve markalaşmak isteyen
> arkadaşlarada yol göterip, malının değerlenmesi için yerdımcı
> oluruz ve zeytin dostu derneği içinde herkes birbirine destek
> olarak butik işletmelerin birleştiği çatı altında malını
> gerçek değerlerde satın alınıp satılmasın buna hiç kimse
> itiraz edip muhalefet olacağına inanmıyorum. zeytin dostu
> derneğininde amaçlarından biri olduğuna inanıyorum birbirimize
> sen onu yaptın ben bunu yaptım diyeceğimize birleşerek
> malımızı dernek üyelerinden alıp değerlendirilebilir diyorum,
> bu konuda yorumların ve fikirlerin gelerek tartışılarak
> yapılacağı inancı ile yorumlar bekler sonuca neden ulaşılmasın
> diyorum tüm zeytindostu üyelerimize saygılar sunarım.Hüseyin
> BOZKURT
> > Date: Sun, 5 Jul 2009 04:36:27 -0700
> > From: turkpro...@yahoo.com
> > Subject: [zeytindostu:13162] Re: Ayrıntının yorumu
> > To: zeytindostu@googlegroups.com
> > Hüseyin bey,
> > Her ne kadar yazınızın sonunda sorduğunuz soruların tersini
> kendime sorduğumda (5Tl.lik Yağı niçin 9'a , 1Tl.lik zeytin'i 5'e
> alıyorum) müsterih olamasam da, Her hangi bir gıda maddesini
> ticari amaçla piyasaya ismi, cismi, markası belli olmadan çıkaran
> kişi mutlaka laikiyle cezalandırılmalıdır ve markalıların
> bunlarla mücadele etmesi en azından haksız rekabeti ortadan
> kaldırmada etkili olur görüşündeyim.
> > Bence vatandaş isim yapmış markaları zaten biliyor ve kalitesi
> konusunda da herhangi bir şüphesi yok.
> > Sizin yaptıklarınızın üstüne yapılması gerekenler konusunda
> mütevazi bir fikrimi sizinle paylaşmak istiyorum:
> > Küçük (Butik işletmeler dahil) ve orta büyüklükteki
> kuruluşlar biraraya gelerek "Birlik" oluşturmalılar ve giderlerini
> ortaklaşa finanse edecekleri tanıtım kampanyaları ile birlik
> amblemini tanıtıp ne ifade ettiğine dair vatandaşı
> bilgilendirmeliler ki, bu birlik amblemini ürün ambalajı üzerinde
> gören tüketicinin kalite konusundaki tüm tereddütleri ortadan
> kalkabilsin. Birliğe dahil olan firmaların ortak bir kalite
> anlayışı ile ambalajları üzerinde aynı isimleri kullanarak
> tüketicinin örneğin, Sızma ile Rivyera arasındaki farkı
> öğrenmeleri
> > sağlanabilsin. Bu konuda TSE de tarif edilen ürün isimleri esas
> alınmalıdır.
> > Birlik, üyesi olan kuruluşların ürünlerini piyasadan zaman
> zaman alarak tahlile gönderip neticesini üyelerle paylaşmalı ve
> tüketici aleyhine bir netice varsa ürünün piyasadan çekilmesine
> yetkili olmalıdır.
> > Birlik anayasasını oluşturmada, uzman kişilere ve eğer varsa
> bu tarz birliklerin çalışma yöntemlerine itibar edilmelidir.
> > Böyle bir organizasyonun, her iki tarafa da (Tüketici ve Firma)
> çok önemli katkıları olacağına ve kullanımın artacağına
> inanıyorum. Amerikada örneğin herhangi bir yapı marketten kereste
> alsanız bir 5x10 inşaatlık kerestenin üzerinde 4-5 birliğin
> amblemi basılıdır. Emprenye birliği,Ağaç kurutmacılar
> birliği,Kesimciler birliği gibi... Tüketici bu amblemleri
> taşımayan ürünü almaz.
> > Hüseyin bey, uzatıp vaktinizi almak istemem. Sizi tebrik ederim
> ve teşekkür ederim, neyin nasıl yapılacağını tatbik etmiş
> kişi olarak bizlerle paylaştığınız için. Diğer aşamaların
> da takip etmesini dilerim.
> > Eğer, markalaşma ve ambalaja girme konusunda yol gösterecek
> işlem basamaklarının sıralandığı bir kılavuz yada kitapçık
> önerebilirseniz sevinirim.
> > Kolay gelsin!
> > Saygılar sunuyorum.
> > Haluk Yiğiter
> > H.S.Zeytincisi
> > --- On Fri, 7/3/09, hüseyin bozkurt
> <onurselzeytinci...@hotmail.com> wrote:
> > > From: hüseyin bozkurt <onurselzeytinci...@hotmail.com>
> > > Subject: [zeytindostu:13155] Re: Ayrıntının yorumu
> > > To: zeytindostu@googlegroups.com
> > > Date: Friday, July 3, 2009, 8:48 AM
> > > Sayın Alper KARTUM
> > > Size tamamı ile katılıyorum.Haklı olarak konuya
> > > değiniyorsunuz,fakat türkiyede yasama organları kanun
> > > koyuyor bunu uygulamak ilgili birimlerin görevi örneğin
> > > adam birini silahla vurursa yakalanıp yargılanacak
> > > yagılanmasın diyemeyiz.Türkiyede yaşayan herkez devletce
> > > konan kanunlara uymak zorunda,Bende sizin gibi kendi
> > > malını üreten imal eden pazarlayan kimseyim,işyerimi
> > > açarken ticaret odasına kayıt oldum marka tescili
> > > yaptırdım,muhasebeciye gıda mühendisini yasa gereği
> > > tuttuk onlara
Herşeyin yolunda gittiği , ekonomik seviyesi gelişmiş ülkeler seviyesinde olan bir ekonomide yaşıyor olsaidik emin olun söylediğiniz herşeyin altına imzamı atardım.
Ancak ; ülkenin ve dolayısı ile çiftçi üreticinin olanakları ve maliyetleri ortada. Sanırım buna kimse itiraz etmiyor. Bu durumda biz çiftçi üreticiler yaşam mücadelesi içinde varolma savaşı veriyoruz. Benim gibi ege dışında bu işi yapanların Tariş e ürün satma olanağı olmadığı için işimiz dahada zor.
Kimse soruma yanıt veremiyor. Raf fiyatının yüzde kaçına benim ürünümü alırsınız. Koyun maliyetlerinizi pazarlama giderlerinizi ve kaarınızı bir yüzde verin. Bende bana en uygun koşulları sunan tüccara malımı satayım. Aksi takdirde üreticinin kendi ürününü satmasını engellemek mümkün olmayacaktır. Kalite konusunda haala ısrarlıyım. Maaşını sizlerin verdiği gıda mühendisi ile denetim olamaz. Bu platformda birçok kez marketlerde satılan ve Marka olan ürünlerin kalitesi ve saf olup olmadığı tartışıldı. Kötü ürün satma konusunda tüccarın yada markalaşmış firmaların geçmişi sanırım beyaz teneke ürün satanlardan pek farklı değil. Tabiiki çok kaliteli ürün satanlar var , tıpkı kaliteli ürününü beyaz teneke olarak satan üreticilerin var olduğu gibi.
Sorun hepimizin sorunu. Devletin kendi çiftçisini korumak adına yapmadıkları ; üreticisi, tüccarı , ihracatcısını yüksek maliyetlere mahkum etmesi.
> Alper bey merhaba;
> Zeytin çiftçisinin kendi ürününü kendi pazarlamasına karşı
> değiliz.Yasal çizgiye girdikten sonra yani üretim izni aldıktan sonra
> herkes yağını perakende olarak satabilir.
> Bu kişisel bir tercih durumu değildir.
> Mesela çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz.Ama yasa gereği ehliyet
> almadan araç kullanamazsınız.
> Beyaz teneke satmak zeytin çiftçisinin menfaatine uygun tabiiki.Peki
> perakende zeytinyağı satışlarında % 8 kdv ödeyen stopaj v.s yükü
> çekenlerin ne suçu var?
> Ben yıllardır butik üreticiler için özel bir düzenleme yapılsın dedim
> durdum kimse sesini çıkarmadı.
> çünkü böylesi daha rahat ben üreticiyim kimse beni ellemesin.
> Bir başka örnek daha vereyim.
> şehirlerarası yollarda hız sınırı 90 ben kendi yaptığım denemelere
> göre 110-120 arası hızda 90 a göre daha az yakıt tüketiyorum.Hemde
> canım sıkılmıyor...
> Hız sınırının 120 ye çıkartılmasını istemek başka bir şey hız sınırı
> 90 da kalırsa kalsın ama bana kimse dokunmasın demek başka bir şey.
> Burda asıl ilginç olan Lüx ve Pahallı hizmet veren Taksi şirketi
> sahibinin kendi araçları ve şöförleri kurallara uygun olmasına rağmen
> '' Gariban Taksicilere ehliyet ve hız sınırı olmasın Polis denetim
> yapmasın bizim halkımız doğuştan iyi şöfördür ben kefilim'' demesidir.
> Polis şefi bu iyi kalpli adamın iyi niyetli önerisine uyar,Polislerini
> geri çeker.
> Gariban taksiciler bu işe önce çok sevinir. Fırsattan istifade
> arabasını boyatan taksiciliğe soyunur.Bu kaos ortamında kazalar artar
> taksici kılığında müşterileri kazıklayan tecavüz eden tipler peydah
> olur.
> Sütten ağzı yanan paralı müşteriler pahallı ama güvenilir diye Lüx
> taksilere bütçesi uygun olmayan otobüse talim etmeye başlar.Gerçek
> Taksiciler bu işen zararlı çıktıklarının bile farkına
> varamazlar.Herşeyi kader zannederler.
> En kötü kural kuralsızlıktan iyidir.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> On 3 Temmuz, 17:13, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> > Sn Hüseyin Bozkurt ;
> > Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
> > Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
> > Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
> > Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
> > Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara uğratılmaktalar bununda hesabını herhalde yetkililer verebilirler fazla ileri gitmesinler semt pazarlarına çıkıp açıkta satılan zeytin ve yağlarının 5393 sayılı belediye kanunun 15 inci belediye yetki ve imtiyazları maddesinin L ve M maddelerini herhalde okuyup uygulayabilemiyorlarsa çok şeyi düşünmemiz gerektiğini bilmemizde fayda olacağına inanarakyetkililerimizin bir an önce anayasamıza göre kanunlar karşısında eşit olduğumuzu düşünerek kanunların bir an önce uygulanması için herkesin çare araması ve haksız rekabetin tağşişli yağın önlenmesini diliyorum.Hüseyin BOZKURT
> > > Sayın Tunçelli;
> > > Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
> > > dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
> > > Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
> > > Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
> > > Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
> > > alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
> > > ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini söyleyen Çetin, "Bunu
> > > duygusallıktan söylemiyorum. Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden
> > > alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün
> > > değil. Asıl tehlike üretici tarafından değil de bu işi ticaret haline
> > > getiren aracı kişilerden satın alınan yağlar. İşte o zaman karışımlar
> > > devreye giriyor" diyor.
> > > Ben o günkü mantığımla Cahit Çetin'in saf bir yönetici olduğunu
> > > Çiftçiye
Sayın Alper Kartum;
Beyaz teneke dediğimiz kontrolsüz ve kayıt dışı satışların tamamen
ekononomik nedenlere dayandırılması yüzde yüz doğru bir yargıya
ulaşmamızı sağlamaz.
Dün başka bir arkadaşla telefonda görüştük oda sizinle aynı
görüşteydi.Maliyet yükü altında ezilen gariban çiftçimiz 1 ton yağı
varsa dökme olarak 5 e satacağına kola şişesine koyup 7 ye satarsa
cebine 2000 lira fazla girer o paraya ihtiyacı var falan dedi.
Fazla paraya dünyanın en zengin adamı bile meyleder.Bu insanın
doğasında var.Toptan yağ fiyatı 10 liraya bile çıksa 12 liraya kayıt
dışı satabilme imkanı varsa satmayacağının garantisini
verebilirmisiniz?
Bu fazla paranın önemli bir kısmı Baha Oktav'ın yaptığı hesaba göre
zaten %15 i bulan vergi tarzı zorunlu giderlerden kaçınma sayesinde
oluşmaktadır.
Daha önce trafikten verdiğim örnekte de anlatmaya çalıştığım gibi
devletten bazı kolaylıklar / destekler istemek başka bir şeydir sistem
içindekiler ne yaparsa yapsın ama bana kimse dokunmasın demek
başkadır.Aslında bunun üzerinde çok fazla konuşmaya bile gerek
yok.Vergi kaçırmak ve kanunlara aykırı satış yapmak suçtur.Bu
fiillerin doğru ve uygun olduğunu söylemek Türk Ceza Kanunu'nun (TCK)
215. Maddesi'nde yer alan 'suçu ve suçluyu övmek' başlığı altında
irdelenir ve bu suçları işleyenlerden bile daha fazla cezası vardır.
Bu tip söylevlerde olan kurulum yöneticilerinin bir an önce bu
davranışlarından vazgeçmeleri ve söylevlerini düzeltmeleri uygun olur.
Raf fiyatı üzerinden geriye dönük hesaplama yöntemiyle ürün teslim
eden çiftçiye yapılacak ödemenin belirlenmesi yöntemi gerçek bir
kooperatif ya da şirket kurarak (ortak hareket etme modelleri)
oluşturulabilir.
Ülkemizde raf fiyatları ile çiftçiden alış fiyatları arasında düşük
marj olan firmalarda var aldığı fiyatın misili misli üstünde satan
firmalarda var.
Bu anlamda Tariş sizin beklentilerinize (bugün için) uygun değil.
Aklın yolu bir.Dediğiniz gibi zamanında ulusal bazda satışı olan
markalar çiftçiden aldıkları yağa makul bir maliyet ve kar farkı koyup
pazarlamış olsalardı bugün bu kadar çok kendi başının çaresine bakmak
isteyen kayıtiçi / kayıtdışı, ürün pazarlayan kişi / firma
olmazdı.Naturel sızma zeytinyağı ambalajlamak atomu parçalamak gibi
bir şey değil.Bunu da çiftçi biliyor.
Zeytinyağı işinin en bilinen ve rol model olan kooperatif birliğinin
izlediği yol doğru olsaydı yani sizin de istediğiniz modeli
uygulayabilseydi bugün 10 seneden beri 28.000 ortağımız var dediği
rakamları aşağıya doğru değil İspanyadaki örnek gösterdiği %70
kooperatifleşme oranına yukarıya doğru taşır bir zamanlar 40.000 ton
olan işlem hacmini şimdiki gibi komik düzeylere düşürmezdi.
ülkemizde oligopol firmaların market satış fiyatları bir tane bile
zeytin ağacı olmayan ingilteredeki market fiyatlarıyla aynıdır.
Oysaki üretici ülkelerin raf fiyatları oldukça makul düzeylerde
gerçekleşmektedir.Bunun sonucunda önemli üretici ülkelerde birincil
bitkisel yağ zeytinyağıdır.
Yaşar üniversitesindeki sempozyumda sunumlardan birinde hocamızın
yaptığı tüketici beyanına dayalı araştırmada zeytinyağı kullanımımız
aynen diğer önemli zeytinyağı üreten ülkelerde olduğu gibi diğer
bitkisel yağlardan daha fazla çıkmış.
Ama rakamlara baktığımızda bunun böyle olması mümkün değil.Kişi başı
20 litre bitkisel yağ tüketilen ülkemizde 1 yada 2 litre zeytinyağı
tüketimi oluyorsa bırakın 1. sırada olmasını 2. , 3. sırada bile
olamaz.
Demek ki insanlar zeytinyağı tüketiyorum zannederek diğer bitkisel
yağları satın alıyorlar.Böyle bir ortamda ne çiftçinin ne sanayicinin
memnun olması mümkün değildir.Yaşanan mutluluklar kendi kanını yalayıp
karnını doyurduğunu zanneden kutup ayılarının yaşadığı mutlulukla
aynıdır.
Saygılarımla Mustafa Alhat
On 8 Temmuz, 10:42, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> Herşeyin yolunda gittiği , ekonomik seviyesi gelişmiş ülkeler seviyesinde olan bir ekonomide yaşıyor olsaidik emin olun söylediğiniz herşeyin altına imzamı atardım.
> Ancak ; ülkenin ve dolayısı ile çiftçi üreticinin olanakları ve maliyetleri ortada. Sanırım buna kimse itiraz etmiyor. Bu durumda biz çiftçi üreticiler yaşam mücadelesi içinde varolma savaşı veriyoruz. Benim gibi ege dışında bu işi yapanların Tariş e ürün satma olanağı olmadığı için işimiz dahada zor.
> Kimse soruma yanıt veremiyor. Raf fiyatının yüzde kaçına benim ürünümü alırsınız. Koyun maliyetlerinizi pazarlama giderlerinizi ve kaarınızı bir yüzde verin. Bende bana en uygun koşulları sunan tüccara malımı satayım. Aksi takdirde üreticinin kendi ürününü satmasını engellemek mümkün olmayacaktır. Kalite konusunda haala ısrarlıyım. Maaşını sizlerin verdiği gıda mühendisi ile denetim olamaz. Bu platformda birçok kez marketlerde satılan ve Marka olan ürünlerin kalitesi ve saf olup olmadığı tartışıldı. Kötü ürün satma konusunda tüccarın yada markalaşmış firmaların geçmişi sanırım beyaz teneke ürün satanlardan pek farklı değil. Tabiiki çok kaliteli ürün satanlar var , tıpkı kaliteli ürününü beyaz teneke olarak satan üreticilerin var olduğu gibi.
> Sorun hepimizin sorunu. Devletin kendi çiftçisini korumak adına yapmadıkları ; üreticisi, tüccarı , ihracatcısını yüksek maliyetlere mahkum etmesi.
> > Alper bey merhaba;
> > Zeytin çiftçisinin kendi ürününü kendi pazarlamasına karşı
> > değiliz.Yasal çizgiye girdikten sonra yani üretim izni aldıktan sonra
> > herkes yağını perakende olarak satabilir.
> > Bu kişisel bir tercih durumu değildir.
> > Mesela çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz.Ama yasa gereği ehliyet
> > almadan araç kullanamazsınız.
> > Beyaz teneke satmak zeytin çiftçisinin menfaatine uygun tabiiki.Peki
> > perakende zeytinyağı satışlarında % 8 kdv ödeyen stopaj v.s yükü
> > çekenlerin ne suçu var?
> > Ben yıllardır butik üreticiler için özel bir düzenleme yapılsın dedim
> > durdum kimse sesini çıkarmadı.
> > çünkü böylesi daha rahat ben üreticiyim kimse beni ellemesin.
> > Bir başka örnek daha vereyim.
> > şehirlerarası yollarda hız sınırı 90 ben kendi yaptığım denemelere
> > göre 110-120 arası hızda 90 a göre daha az yakıt tüketiyorum.Hemde
> > canım sıkılmıyor...
> > Hız sınırının 120 ye çıkartılmasını istemek başka bir şey hız sınırı
> > 90 da kalırsa kalsın ama bana kimse dokunmasın demek başka bir şey.
> > Burda asıl ilginç olan Lüx ve Pahallı hizmet veren Taksi şirketi
> > sahibinin kendi araçları ve şöförleri kurallara uygun olmasına rağmen
> > '' Gariban Taksicilere ehliyet ve hız sınırı olmasın Polis denetim
> > yapmasın bizim halkımız doğuştan iyi şöfördür ben kefilim'' demesidir.
> > Polis şefi bu iyi kalpli adamın iyi niyetli önerisine uyar,Polislerini
> > geri çeker.
> > Gariban taksiciler bu işe önce çok sevinir. Fırsattan istifade
> > arabasını boyatan taksiciliğe soyunur.Bu kaos ortamında kazalar artar
> > taksici kılığında müşterileri kazıklayan tecavüz eden tipler peydah
> > olur.
> > Sütten ağzı yanan paralı müşteriler pahallı ama güvenilir diye Lüx
> > taksilere bütçesi uygun olmayan otobüse talim etmeye başlar.Gerçek
> > Taksiciler bu işen zararlı çıktıklarının bile farkına
> > varamazlar.Herşeyi kader zannederler.
> > En kötü kural kuralsızlıktan iyidir.
> > Saygılarımla Mustafa Alhat
> > On 3 Temmuz, 17:13, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> > > Sn Hüseyin Bozkurt ;
> > > Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
> > > Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
> > > Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
Sayın Alper KARTUM
Size yanıt verebilmemiz için nerede yaşıyor,narede zeytincilik yapıyorsunuz,kaç ağaç zeytininiz var, zeytin cinsleriniz nelerdir çevrenizde alıcı olarak kimler var,malınızı nasıl değerlendiriyorsunuz bu konuda yanıt verirseniz size yadımcı olalım.teşekkür ederim.Hüseyin BOZKURT-ONURSEL ZYTİNCİLİK
Sn Mustafa Alhat ;
Herşeyin yolunda gittiği , ekonomik seviyesi gelişmiş ülkeler seviyesinde olan bir ekonomide yaşıyor olsaidik emin olun söylediğiniz herşeyin altına imzamı atardım.
Ancak ; ülkenin ve dolayısı ile çiftçi üreticinin olanakları ve maliyetleri ortada. Sanırım buna kimse itiraz etmiyor. Bu durumda biz çiftçi üreticiler yaşam mücadelesi içinde varolma savaşı veriyoruz. Benim gibi ege dışında bu işi yapanların Tariş e ürün satma olanağı olmadığı için işimiz dahada zor. Kimse soruma yanıt veremiyor. Raf fiyatının yüzde kaçına benim ürünümü alırsınız. Koyun maliyetlerinizi pazarlama giderlerinizi ve kaarınızı bir yüzde verin. Bende bana en uygun koşulları sunan tüccara malımı satayım. Aksi takdirde üreticinin kendi ürününü satmasını engellemek mümkün olmayacaktır. Kalite konusunda haala ısrarlıyım. Maaşını sizlerin verdiği gıda mühendisi ile denetim olamaz. Bu platformda birçok kez marketlerde satılan ve Marka olan ürünlerin kalitesi ve saf olup olmadığı tartışıldı. Kötü ürün satma konusunda tüccarın yada markalaşmış firmaların geçmişi sanırım beyaz teneke ürün satanlardan pek farklı değil. Tabiiki çok kaliteli ürün satanlar var , tıpkı kaliteli ürününü beyaz teneke olarak satan üreticilerin var olduğu gibi.
Sorun hepimizin sorunu. Devletin kendi çiftçisini korumak adına yapmadıkları ; üreticisi, tüccarı , ihracatcısını yüksek maliyetlere mahkum etmesi.
> Alper bey merhaba;
> Zeytin çiftçisinin kendi ürününü kendi pazarlamasına karşı
> değiliz.Yasal çizgiye girdikten sonra yani üretim izni aldıktan sonra
> herkes yağını perakende olarak satabilir.
> Bu kişisel bir tercih durumu değildir.
> Mesela çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz.Ama yasa gereği ehliyet
> almadan araç kullanamazsınız.
> Beyaz teneke satmak zeytin çiftçisinin menfaatine uygun tabiiki.Peki
> perakende zeytinyağı satışlarında % 8 kdv ödeyen stopaj v.s yükü
> çekenlerin ne suçu var?
> Ben yıllardır butik üreticiler için özel bir düzenleme yapılsın dedim
> durdum kimse sesini çıkarmadı.
> çünkü böylesi daha rahat ben üreticiyim kimse beni ellemesin.
> Bir başka örnek daha vereyim.
> şehirlerarası yollarda hız sınırı 90 ben kendi yaptığım denemelere
> göre 110-120 arası hızda 90 a göre daha az yakıt tüketiyorum.Hemde
> canım sıkılmıyor...
> Hız sınırının 120 ye çıkartılmasını istemek başka bir şey hız sınırı
> 90 da kalırsa kalsın ama bana kimse dokunmasın demek başka bir şey.
> Burda asıl ilginç olan Lüx ve Pahallı hizmet veren Taksi şirketi
> sahibinin kendi araçları ve şöförleri kurallara uygun olmasına rağmen
> '' Gariban Taksicilere ehliyet ve hız sınırı olmasın Polis denetim
> yapmasın bizim halkımız doğuştan iyi şöfördür ben kefilim'' demesidir.
> Polis şefi bu iyi kalpli adamın iyi niyetli önerisine uyar,Polislerini
> geri çeker.
> Gariban taksiciler bu işe önce çok sevinir. Fırsattan istifade
> arabasını boyatan taksiciliğe soyunur.Bu kaos ortamında kazalar artar
> taksici kılığında müşterileri kazıklayan tecavüz eden tipler peydah
> olur.
> Sütten ağzı yanan paralı müşteriler pahallı ama güvenilir diye Lüx
> taksilere bütçesi uygun olmayan otobüse talim etmeye başlar.Gerçek
> Taksiciler bu işen zararlı çıktıklarının bile farkına
> varamazlar.Herşeyi kader zannederler.
> En kötü kural kuralsızlıktan iyidir.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> On 3 Temmuz, 17:13, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> > Sn Hüseyin Bozkurt ;
> > Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
> > Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
> > Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
> > Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
> > Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara uğratılmaktalar bununda hesabını herhalde yetkililer verebilirler fazla ileri gitmesinler semt pazarlarına çıkıp açıkta satılan zeytin ve yağlarının 5393 sayılı belediye kanunun 15 inci belediye yetki ve imtiyazları maddesinin L ve M maddelerini herhalde okuyup uygulayabilemiyorlarsa çok şeyi düşünmemiz gerektiğini bilmemizde fayda olacağına inanarakyetkililerimizin bir an önce anayasamıza göre kanunlar karşısında eşit olduğumuzu düşünerek kanunların bir an önce uygulanması için herkesin çare araması ve haksız rekabetin tağşişli yağın önlenmesini diliyorum.Hüseyin BOZKURT
> > > Sayın Tunçelli;
> > > Tespitinizde ve siteminizde çok haklısınız.Bu ülkede beyaz teneke ve
> > > dolayısıyla tağşiş bilinçli bir şekilde korunmaktadır.
> > > Yıllar önce Beyaz teneke ve tağşiş konusu sorulduğunda Tariş Başkanı
> > > Cahit Çetin aynen şunları söyledi ;
> > > Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın
> > > alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi
> > > ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini
Ben Adana ilinde yaşıyorum. Adana ili Ceyhan ilçesinde 80 dönüm arazi içerisinde 1100 adet 30 yaşında eşek zeytini, sarı ulak ve çilli cinsinden oluşan bir zeytinliğim ayrıca Adana ili yumurtalık ilçesinde 6000 adet edremit yağlık cinsi 4 yaşında olan bir zeytinliğim var. Ürünümün tamamını yağ olarak değerlendiriyorum. Bu yıl budama döneminden çıkıyorum ve ürün miktarım 15 - 20 ton arası olacaktır diye tahmin ediyorum. Genç bahçeden beklentim daha az 2-4 ton arası ürün bekliyorum. Ürünümü ya sıkım için götürdüğüm tesise toptan yada kendim satarak değerlendiriyorum. Çünkü bu bölgede salamura zeytin işleme tesisi maalesef yok. İki yıl önce ilk defa sebze halinde değerlendirmek için çaba sarfettim ama hem ben hem zeytinlerim perişan oldu.İki yıdır yağ oranım % 20 çıkıyor. Daha önceleri bu oran % 18 idi. Bahçem verimli yılında 50 - 60 ton arası ürün veriyor. Her iki bahçede damla sulama ile sulanıyor.
Bu arada yaklaşımınız , azarlamadan destek düşünceniz için şahsınıza teşekkürü bir görev kabul ediyorum.
Sayın Alper KARTUM
Size yanıt verebilmemiz için nerede yaşıyor,narede zeytincilik yapıyorsunuz,kaç ağaç zeytininiz var, zeytin cinsleriniz nelerdir çevrenizde alıcı olarak kimler var,malınızı nasıl değerlendiriyorsunuz bu konuda yanıt verirseniz size yadımcı olalım.teşekkür ederim.Hüseyin BOZKURT-ONURSEL ZYTİNCİLİK
Sn Mustafa Alhat ;
Herşeyin yolunda gittiği , ekonomik seviyesi gelişmiş ülkeler seviyesinde olan bir ekonomide yaşıyor olsaidik emin olun söylediğiniz herşeyin altına imzamı atardım.
Ancak ; ülkenin ve dolayısı ile çiftçi üreticinin olanakları ve maliyetleri ortada. Sanırım buna kimse itiraz etmiyor. Bu durumda biz çiftçi üreticiler yaşam mücadelesi içinde varolma savaşı veriyoruz. Benim gibi ege dışında bu işi yapanların Tariş e ürün satma olanağı olmadığı için işimiz dahada zor. Kimse soruma yanıt veremiyor. Raf fiyatının yüzde kaçına benim ürünümü alırsınız. Koyun maliyetlerinizi pazarlama giderlerinizi ve kaarınızı bir yüzde verin. Bende bana en uygun koşulları sunan tüccara malımı satayım. Aksi takdirde üreticinin kendi ürününü satmasını engellemek mümkün olmayacaktır. Kalite konusunda haala ısrarlıyım. Maaşını sizlerin verdiği gıda mühendisi ile denetim olamaz. Bu platformda birçok kez marketlerde satılan ve Marka olan ürünlerin kalitesi ve saf olup olmadığı tartışıldı. Kötü ürün satma konusunda tüccarın yada markalaşmış firmaların geçmişi sanırım beyaz teneke ürün satanlardan pek farklı değil. Tabiiki çok kaliteli ürün satanlar var , tıpkı kaliteli ürününü beyaz teneke olarak satan üreticilerin var olduğu gibi.
Sorun hepimizin sorunu. Devletin kendi çiftçisini korumak adına yapmadıkları ; üreticisi, tüccarı , ihracatcısını yüksek maliyetlere mahkum etmesi.
> Alper bey merhaba;
> Zeytin çiftçisinin kendi ürününü kendi pazarlamasına karşı
> değiliz.Yasal çizgiye girdikten sonra yani üretim izni aldıktan sonra
> herkes yağını perakende olarak satabilir.
> Bu kişisel bir tercih durumu değildir.
> Mesela çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz.Ama yasa gereği ehliyet
> almadan araç kullanamazsınız.
> Beyaz teneke satmak zeytin çiftçisinin menfaatine uygun tabiiki.Peki
> perakende zeytinyağı satışlarında % 8 kdv ödeyen stopaj v.s yükü
> çekenlerin ne suçu var?
> Ben yıllardır butik üreticiler için özel bir düzenleme yapılsın dedim
> durdum kimse sesini çıkarmadı.
> çünkü böylesi daha rahat ben üreticiyim kimse beni ellemesin.
> Bir başka örnek daha vereyim.
> şehirlerarası yollarda hız sınırı 90 ben kendi yaptığım denemelere
> göre 110-120 arası hızda 90 a göre daha az yakıt tüketiyorum.Hemde
> canım sıkılmıyor...
> Hız sınırının 120 ye çıkartılmasını istemek başka bir şey hız sınırı
> 90 da kalırsa kalsın ama bana kimse dokunmasın demek başka bir şey.
> Burda asıl ilginç olan Lüx ve Pahallı hizmet veren Taksi şirketi
> sahibinin kendi araçları ve şöförleri kurallara uygun olmasına rağmen
> '' Gariban Taksicilere ehliyet ve hız sınırı olmasın Polis denetim
> yapmasın bizim halkımız doğuştan iyi şöfördür ben kefilim'' demesidir.
> Polis şefi bu iyi kalpli adamın iyi niyetli önerisine uyar,Polislerini
> geri çeker.
> Gariban taksiciler bu işe önce çok sevinir. Fırsattan istifade
> arabasını boyatan taksiciliğe soyunur.Bu kaos ortamında kazalar artar
> taksici kılığında müşterileri kazıklayan tecavüz eden tipler peydah
> olur.
> Sütten ağzı yanan paralı müşteriler pahallı ama güvenilir diye Lüx
> taksilere bütçesi uygun olmayan otobüse talim etmeye başlar.Gerçek
> Taksiciler bu işen zararlı çıktıklarının bile farkına
> varamazlar.Herşeyi kader zannederler.
> En kötü kural kuralsızlıktan iyidir.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> On 3 Temmuz, 17:13, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> > Sn Hüseyin Bozkurt ;
> > Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
> > Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
> > Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi kaynak yine üreticinin kendisidir. Kimsenin gübre , ilaç , işçilik gibi üreticinin sırtındaki yüklerin azaltılması yönünde bir önerisi yok ama üreticinin ürettiği malı satmaması konusunda nedense bir ağız birliği var. Tüccar bana dış üretici maliyetleri ve devlet teşviklerini veremediği sürece hem ithalatının serbest kalmasına karşıyım hemde ürünümü kendim satmak (beyaz teneke ) istiyorum.
> > Sayın Fevzi TUNÇELLİ ve Mustafa ALHATOĞLU
> > Tağşişli yağlar hakkında devamlı bilgi veriliyor ve mücadele ediliyor.Hiçbir üretici kendi ürettiği malı yasa gereği beyaz tenekede satamaz.Gelirler vergisi kanunun 52 maddesi d bölümünde çitçi ürettiği mala vergi vermeden satabilir diyor fakat zeytin ve zeytinyağı gıda tüzüğüne göre ambalajlı satılmak zorunda olup belli bir marka altında tarım il müdürlüğünün verdiği gıda üretim izni ile satış yapabilir deniyor burada bu kanunu yorumlayanlarda üretici kendi yazıhanesinin arkada depoya malını koyar deposunda malı ambalaja koymadan işletmelere müstahsil makbuzunu alarak satar örneğin 1 ton ve buna benzer kilolarda çünkü yazıhanede vergi levhası yoktur isim olarak müstahsil filanca kişinin ismi camda yazıyordur.Yine üretici kendi köfte,market ve buna benzer vergi dairesine bağlı olan iş yerlerinde beyaz teneke içinde zeytinyağını satamaz satabilmesi için ambalaj içinde markalı ve gıda üretim izni ile satabilir.Bizim bölgemizde köylü ürettiği malı tariş ve tüccara satyordu fakat birkaç yıldır iyi yağı tüccara kötü yağıda yazlıklara gelenlere kapı kapı dolaşıp biz kendi ürettiğimiz malı satıyoruz diyerek pazarlamakta hatta bu işi ticarete döküp 35 derece sıcak altında su şişelerini toplayıp bunları yıkayıp içine zeytinyağı koyarak karışık yağlara yöneldiler.Asfaltların sağında solunda domates biber satarken zeytin ve yağınıda yanında satmaktadırlar.Şimdi soruyorum böyle işlerle uğraşıp para kazandığını zanneden köylü gibi görünen bu kimseler zeytinyağında yarattığı terörle zeytinyağını güvenerek köylüden aldım diye sevinen tüketiciyi bir daha zeytinyağı almamaya tövbe ettiren bu kişiler kendi ürettikleri mala ihanet ederek ülkemiz iç piyasasında zeytinyağına verdiği zararı başımızda bulunan kişiler herhalde biliyorlardır kanunları uygulamak isteyen yetkililerede yukarıdan telefon edilerek gariban köylüyleme uğraşıyorsunuz diyecek kadar devletimizin alacağı vergileri etkileyenlerden herhalde artık yavaş yavaş hesap sorulma vaktinin geldiği kanaatindeyim.Türkiyemiz içinde devletine vergi sini veren gıda tüzüğüne uygun olarak çalışıp bilhassa bizim gibi butik market şeklinde çalışan firmalar bu sektörde zarara
Sayın ALPER KARTUM
Ceyhan ilçesinin bundan önceki kaymakamı Ayhan BOYACI yakın dostumdu ve Ayvalık kaymakamlığından sonra ceyhana geldi beni butik işletme açmaya teşvik edenlerden biriydi keşke daha önce tanışmış olsaydık size daha farklı bir şekilde yardımcı olurduk yani devletle olan ilişkilerinizde yardımcı olurdu.Ben kimseyi azarlamam doğruyu söyler yardımcı olacağımıda belirtirim.Şimdi eşek zeytininizin var olduğunu belirtmişsiniz bu cins yeşil turşuluk bir cins kıymetli zeytindir Akhisar ve cevresinde işlendiğini ve ham olarak 2 liradan işlem gördüğünü duymuştum Akhisara gelerek işlenişi ve yeşil olarak satışı konusunda bilgi alabilirsiniz yağlık cins değildir.Benim bahçemde 1 ağaçım var 30 yıllık bu yıl 200 kg zeytin aldık işletme içinde yeşil turşuluk olarak çalışması yapıldı ambalaja alınacak size 1 kg gönderebilirim.Edremit zeytini diye bir çeşit yok Ayvalık çeşidi vardır bahsettiğiniz 6 bin adet bu olsa gerek bu zeytinin yeşili çizik siyahı salamura ve sele olarak yapılır yağlık cins oluşu domat zeytini karşısında pazarda ucuz fiyata alıcı bulur,Bizim bölgemizde geçtiğimiz yıl en büyük boyu 1.5 liradan başlayıp 0.60 kuruşa kadar alıcı buldu siyahı gemlik karşısında tutunamıyor salamurası olmuşu 2 liraya zor alıcı buluyor fakat bu çeşit yağlık cinstir 100 ila 150 kg kadar yaşlı ağaçları zeytin vermektedir 1000 m2 ye 10 ağaç ekiminde fayda vardır.Sarıulak ve çilli zeytini benim bölgemde fazla yok çalışmadım yanlış bilgide vermek istemiyorum bu yazıyı okuyan bu çeşidi çalışan arkadaşlar herhalde cevap verirler düşüncesindeyim.Şimdi size tavsiyem şu elinizdeki ağaç sayısı bir hayli fazla benim daha önce düştüğüm duruma düşmüşsünüz.Derhal patent enistitüsünden marka tescili alıp işletmenizi kurup adana tarım il müdürlüğünden gıda üretim izni alarak paketlemeye geçip butik şeklinde çalışarak malınızı yok pahasına satmamanızı tavsiye ederim.Çukurova gıdadan Adanada yaşayan haldun bey zeytin dostu üyesi bu konuda sizin işlenmiş malınızı değerlendireceğine inanıyorum.Sizin durumunuzda olan diğer arkadaşlarla bir yere gelerek ortak bu şekilde işletmelerde kurup malınızı değerine satarsınız neden olmasın 7 bin ağacı bakmak hakikatten güç ister bir şeyleri başarmış çok masraflar ederek ağaçlarınızı verim olacak şekile getirmişsiniz bulunduğunuz yerden lütfen çıkın akhisar,gemlik,Ayvalık,Aydın bölgelerini lütfen gezip inceleyin bakın göreceksiniz çok şeyi gözden kaçırdığınızı fark edip,benim dediklerime geleceksiniz.Bana 0 532 4636712 telefonumdam her zaman arayıp konuşabilirsiniz ben size yol göstermek isterim, diğer arkadaşlarda ayni şekilde yol gösterip başaracağınıza inanıyorum.Hüseyin BOZKURT
Ben Adana ilinde yaşıyorum. Adana ili Ceyhan ilçesinde 80 dönüm arazi içerisinde 1100 adet 30 yaşında eşek zeytini, sarı ulak ve çilli cinsinden oluşan bir zeytinliğim ayrıca Adana ili yumurtalık ilçesinde 6000 adet edremit yağlık cinsi 4 yaşında olan bir zeytinliğim var. Ürünümün tamamını yağ olarak değerlendiriyorum. Bu yıl budama döneminden çıkıyorum ve ürün miktarım 15 - 20 ton arası olacaktır diye tahmin ediyorum. Genç bahçeden beklentim daha az 2-4 ton arası ürün bekliyorum. Ürünümü ya sıkım için götürdüğüm tesise toptan yada kendim satarak değerlendiriyorum. Çünkü bu bölgede salamura zeytin işleme tesisi maalesef yok. İki yıl önce ilk defa sebze halinde değerlendirmek için çaba sarfettim ama hem ben hem zeytinlerim perişan oldu.İki yıdır yağ oranım % 20 çıkıyor. Daha önceleri bu oran % 18 idi. Bahçem verimli yılında 50 - 60 ton arası ürün veriyor. Her iki bahçede damla sulama ile sulanıyor.
Bu arada yaklaşımınız , azarlamadan destek düşünceniz için şahsınıza teşekkürü bir görev kabul ediyorum.
Sayın Alper KARTUM
Size yanıt verebilmemiz için nerede yaşıyor,narede zeytincilik yapıyorsunuz,kaç ağaç zeytininiz var, zeytin cinsleriniz nelerdir çevrenizde alıcı olarak kimler var,malınızı nasıl değerlendiriyorsunuz bu konuda yanıt verirseniz size yadımcı olalım.teşekkür ederim.Hüseyin BOZKURT-ONURSEL ZYTİNCİLİK
Sn Mustafa Alhat ;
Herşeyin yolunda gittiği , ekonomik seviyesi gelişmiş ülkeler seviyesinde olan bir ekonomide yaşıyor olsaidik emin olun söylediğiniz herşeyin altına imzamı atardım.
Ancak ; ülkenin ve dolayısı ile çiftçi üreticinin olanakları ve maliyetleri ortada. Sanırım buna kimse itiraz etmiyor. Bu durumda biz çiftçi üreticiler yaşam mücadelesi içinde varolma savaşı veriyoruz. Benim gibi ege dışında bu işi yapanların Tariş e ürün satma olanağı olmadığı için işimiz dahada zor. Kimse soruma yanıt veremiyor. Raf fiyatının yüzde kaçına benim ürünümü alırsınız. Koyun maliyetlerinizi pazarlama giderlerinizi ve kaarınızı bir yüzde verin. Bende bana en uygun koşulları sunan tüccara malımı satayım. Aksi takdirde üreticinin kendi ürününü satmasını engellemek mümkün olmayacaktır. Kalite konusunda haala ısrarlıyım. Maaşını sizlerin verdiği gıda mühendisi ile denetim olamaz. Bu platformda birçok kez marketlerde satılan ve Marka olan ürünlerin kalitesi ve saf olup olmadığı tartışıldı. Kötü ürün satma konusunda tüccarın yada markalaşmış firmaların geçmişi sanırım beyaz teneke ürün satanlardan pek farklı değil. Tabiiki çok kaliteli ürün satanlar var , tıpkı kaliteli ürününü beyaz teneke olarak satan üreticilerin var olduğu gibi.
Sorun hepimizin sorunu. Devletin kendi çiftçisini korumak adına yapmadıkları ; üreticisi, tüccarı , ihracatcısını yüksek maliyetlere mahkum etmesi.
> Alper bey merhaba;
> Zeytin çiftçisinin kendi ürününü kendi pazarlamasına karşı
> değiliz.Yasal çizgiye girdikten sonra yani üretim izni aldıktan sonra
> herkes yağını perakende olarak satabilir.
> Bu kişisel bir tercih durumu değildir.
> Mesela çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz.Ama yasa gereği ehliyet
> almadan araç kullanamazsınız.
> Beyaz teneke satmak zeytin çiftçisinin menfaatine uygun tabiiki.Peki
> perakende zeytinyağı satışlarında % 8 kdv ödeyen stopaj v.s yükü
> çekenlerin ne suçu var?
> Ben yıllardır butik üreticiler için özel bir düzenleme yapılsın dedim
> durdum kimse sesini çıkarmadı.
> çünkü böylesi daha rahat ben üreticiyim kimse beni ellemesin.
> Bir başka örnek daha vereyim.
> şehirlerarası yollarda hız sınırı 90 ben kendi yaptığım denemelere
> göre 110-120 arası hızda 90 a göre daha az yakıt tüketiyorum.Hemde
> canım sıkılmıyor...
> Hız sınırının 120 ye çıkartılmasını istemek başka bir şey hız sınırı
> 90 da kalırsa kalsın ama bana kimse dokunmasın demek başka bir şey.
> Burda asıl ilginç olan Lüx ve Pahallı hizmet veren Taksi şirketi
> sahibinin kendi araçları ve şöförleri kurallara uygun olmasına rağmen
> '' Gariban Taksicilere ehliyet ve hız sınırı olmasın Polis denetim
> yapmasın bizim halkımız doğuştan iyi şöfördür ben kefilim'' demesidir.
> Polis şefi bu iyi kalpli adamın iyi niyetli önerisine uyar,Polislerini
> geri çeker.
> Gariban taksiciler bu işe önce çok sevinir. Fırsattan istifade
> arabasını boyatan taksiciliğe soyunur.Bu kaos ortamında kazalar artar
> taksici kılığında müşterileri kazıklayan tecavüz eden tipler peydah
> olur.
> Sütten ağzı yanan paralı müşteriler pahallı ama güvenilir diye Lüx
> taksilere bütçesi uygun olmayan otobüse talim etmeye başlar.Gerçek
> Taksiciler bu işen zararlı çıktıklarının bile farkına
> varamazlar.Herşeyi kader zannederler.
> En kötü kural kuralsızlıktan iyidir.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> On 3 Temmuz, 17:13, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> > Sn Hüseyin Bozkurt ;
> > Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.
> > Ancak bir üretici olarak , beyaz teneke olarak adlandırılan üreticinin direk müşteri satışlarına karşı olunmasına anlam veremiyorum. Tüccar alımına mahkum olmak ve ürününü onun belirlediği fiyata satmak zorunda kalmak istemiyorum.
> > Örneğin siz üreticilere alım ve fiyat garantisi verebiliyormusunuz ? Ürünlerinizin raf fiyatının belirli bir yüzdesi ile fiyat açıklayabiliyormusunuz? Benim maliyetlerimi ve yaşamımı idame ettirebileceğim bir rakam açıklayamıyorsanız neden ben ürünümü kendim satamayacağım anlayamıyorum. Benim tağşişli yada bozuk ürün satma riskim ,tüccarın bunu yapma riskinden neden fazla olsun. Eninde sonunda ben direk üreticiyim ve ürünün kaliteli olması benim elimde. Türkiyede denetim olmadığının bunun mevcut alt yapı ve siyasi iradelerle mümkün olmadığının hepimiz farkındayız sanırım. Bu gerçek ortadayken kaliteli ve sağlıklı ürün satışı konusunda sanırım en ciddi
Ürününüzün ve çukurova bölgesinde önümüzdeki yıllarda artan bir şekilde oluşacak ürünlerimizi nasıl pazarlayacağımızı ve neler yapmamız gerektiğini Adana Ticaret Borsasında yapmış olduğumuz 4.ortak akıl toplantısında 1.gündem maddesi olarak ele aldık.
özellikle EZZİB başkanı Ali nedim beyin bu konudaki tespitleri son derece anlamlı ve kayde değer açıklamalardı.
toplantı ile ilgili sonuç bildirgesi açıklandığında bu bilgileri sizde değerlendirebilirsiniz. toplantı ile ilgili bilgi edinmek ve bizimle irtibata geçmek isterseniz aşağıdaki telefonlardan bize ulaşabilisiniz.
Sayın ALPER KARTUM
Ceyhan ilçesinin bundan önceki kaymakamı Ayhan BOYACI yakın dostumdu ve Ayvalık kaymakamlığından sonra ceyhana geldi beni butik işletme açmaya teşvik edenlerden biriydi keşke daha önce tanışmış olsaydık size daha farklı bir şekilde yardımcı olurduk yani devletle olan ilişkilerinizde yardımcı olurdu.Ben kimseyi azarlamam doğruyu söyler yardımcı olacağımıda belirtirim.Şimdi eşek zeytininizin var olduğunu belirtmişsiniz bu cins yeşil turşuluk bir cins kıymetli zeytindir Akhisar ve cevresinde işlendiğini ve ham olarak 2 liradan işlem gördüğünü duymuştum Akhisara gelerek işlenişi ve yeşil olarak satışı konusunda bilgi alabilirsiniz yağlık cins değildir.Benim bahçemde 1 ağaçım var 30 yıllık bu yıl 200 kg zeytin aldık işletme içinde yeşil turşuluk olarak çalışması yapıldı ambalaja alınacak size 1 kg gönderebilirim.Edremit zeytini diye bir çeşit yok Ayvalık çeşidi vardır bahsettiğiniz 6 bin adet bu olsa gerek bu zeytinin yeşili çizik siyahı salamura ve sele olarak yapılır yağlık cins oluşu domat zeytini karşısında pazarda ucuz fiyata alıcı bulur,Bizim bölgemizde geçtiğimiz yıl en büyük boyu 1.5 liradan başlayıp 0.60 kuruşa kadar alıcı buldu siyahı gemlik karşısında tutunamıyor salamurası olmuşu 2 liraya zor alıcı buluyor fakat bu çeşit yağlık cinstir 100 ila 150 kg kadar yaşlı ağaçları zeytin vermektedir 1000 m2 ye 10 ağaç ekiminde fayda vardır.Sarıulak ve çilli zeytini benim bölgemde fazla yok çalışmadım yanlış bilgide vermek istemiyorum bu yazıyı okuyan bu çeşidi çalışan arkadaşlar herhalde cevap verirler düşüncesindeyim.Şimdi size tavsiyem şu elinizdeki ağaç sayısı bir hayli fazla benim daha önce düştüğüm duruma düşmüşsünüz.Derhal patent enistitüsünden marka tescili alıp işletmenizi kurup adana tarım il müdürlüğünden gıda üretim izni alarak paketlemeye geçip butik şeklinde çalışarak malınızı yok pahasına satmamanızı tavsiye ederim.Çukurova gıdadan Adanada yaşayan haldun bey zeytin dostu üyesi bu konuda sizin işlenmiş malınızı değerlendireceğine inanıyorum.Sizin durumunuzda olan diğer arkadaşlarla bir yere gelerek ortak bu şekilde işletmelerde kurup malınızı değerine satarsınız neden olmasın 7 bin ağacı bakmak hakikatten güç ister bir şeyleri başarmış çok masraflar ederek ağaçlarınızı verim olacak şekile getirmişsiniz bulunduğunuz yerden lütfen çıkın akhisar,gemlik,Ayvalık,Aydın bölgelerini lütfen gezip inceleyin bakın göreceksiniz çok şeyi gözden kaçırdığınızı fark edip,benim dediklerime geleceksiniz.Bana 0 532 4636712 telefonumdam her zaman arayıp konuşabilirsiniz ben size yol göstermek isterim, diğer arkadaşlarda ayni şekilde yol gösterip başaracağınıza inanıyorum.Hüseyin BOZKURT
Ben Adana ilinde yaşıyorum. Adana ili Ceyhan ilçesinde 80 dönüm arazi içerisinde 1100 adet 30 yaşında eşek zeytini, sarı ulak ve çilli cinsinden oluşan bir zeytinliğim ayrıca Adana ili yumurtalık ilçesinde 6000 adet edremit yağlık cinsi 4 yaşında olan bir zeytinliğim var. Ürünümün tamamını yağ olarak değerlendiriyorum. Bu yıl budama döneminden çıkıyorum ve ürün miktarım 15 - 20 ton arası olacaktır diye tahmin ediyorum. Genç bahçeden beklentim daha az 2-4 ton arası ürün bekliyorum. Ürünümü ya sıkım için götürdüğüm tesise toptan yada kendim satarak değerlendiriyorum. Çünkü bu bölgede salamura zeytin işleme tesisi maalesef yok. İki yıl önce ilk defa sebze halinde değerlendirmek için çaba sarfettim ama hem ben hem zeytinlerim perişan oldu.İki yıdır yağ oranım % 20 çıkıyor. Daha önceleri bu oran % 18 idi. Bahçem verimli yılında 50 - 60 ton arası ürün veriyor. Her iki bahçede damla sulama ile sulanıyor.
Bu arada yaklaşımınız , azarlamadan destek düşünceniz için şahsınıza teşekkürü bir görev kabul ediyorum.
Sayın Alper KARTUM
Size yanıt verebilmemiz için nerede yaşıyor,narede zeytincilik yapıyorsunuz,kaç ağaç zeytininiz var, zeytin cinsleriniz nelerdir çevrenizde alıcı olarak kimler var,malınızı nasıl değerlendiriyorsunuz bu konuda yanıt verirseniz size yadımcı olalım.teşekkür ederim.Hüseyin BOZKURT-ONURSEL ZYTİNCİLİK
Sn Mustafa Alhat ;
Herşeyin yolunda gittiği , ekonomik seviyesi gelişmiş ülkeler seviyesinde olan bir ekonomide yaşıyor olsaidik emin olun söylediğiniz herşeyin altına imzamı atardım.
Ancak ; ülkenin ve dolayısı ile çiftçi üreticinin olanakları ve maliyetleri ortada. Sanırım buna kimse itiraz etmiyor. Bu durumda biz çiftçi üreticiler yaşam mücadelesi içinde varolma savaşı veriyoruz. Benim gibi ege dışında bu işi yapanların Tariş e ürün satma olanağı olmadığı için işimiz dahada zor. Kimse soruma yanıt veremiyor. Raf fiyatının yüzde kaçına benim ürünümü alırsınız. Koyun maliyetlerinizi pazarlama giderlerinizi ve kaarınızı bir yüzde verin. Bende bana en uygun koşulları sunan tüccara malımı satayım. Aksi takdirde üreticinin kendi ürününü satmasını engellemek mümkün olmayacaktır. Kalite konusunda haala ısrarlıyım. Maaşını sizlerin verdiği gıda mühendisi ile denetim olamaz. Bu platformda birçok kez marketlerde satılan ve Marka olan ürünlerin kalitesi ve saf olup olmadığı tartışıldı. Kötü ürün satma konusunda tüccarın yada markalaşmış firmaların geçmişi sanırım beyaz teneke ürün satanlardan pek farklı değil. Tabiiki çok kaliteli ürün satanlar var , tıpkı kaliteli ürününü beyaz teneke olarak satan üreticilerin var olduğu gibi.
Sorun hepimizin sorunu. Devletin kendi çiftçisini korumak adına yapmadıkları ; üreticisi, tüccarı , ihracatcısını yüksek maliyetlere mahkum etmesi.
> Alper bey merhaba;
> Zeytin çiftçisinin kendi ürününü kendi pazarlamasına karşı
> değiliz.Yasal çizgiye girdikten sonra yani üretim izni aldıktan sonra
> herkes yağını perakende olarak satabilir.
> Bu kişisel bir tercih durumu değildir.
> Mesela çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz.Ama yasa gereği ehliyet
> almadan araç kullanamazsınız.
> Beyaz teneke satmak zeytin çiftçisinin menfaatine uygun tabiiki.Peki
> perakende zeytinyağı satışlarında % 8 kdv ödeyen stopaj v.s yükü
> çekenlerin ne suçu var?
> Ben yıllardır butik üreticiler için özel bir düzenleme yapılsın dedim
> durdum kimse sesini çıkarmadı.
> çünkü böylesi daha rahat ben üreticiyim kimse beni ellemesin.
> Bir başka örnek daha vereyim.
> şehirlerarası yollarda hız sınırı 90 ben kendi yaptığım denemelere
> göre 110-120 arası hızda 90 a göre daha az yakıt tüketiyorum.Hemde
> canım sıkılmıyor...
> Hız sınırının 120 ye çıkartılmasını istemek başka bir şey hız sınırı
> 90 da kalırsa kalsın ama bana kimse dokunmasın demek başka bir şey.
> Burda asıl ilginç olan Lüx ve Pahallı hizmet veren Taksi şirketi
> sahibinin kendi araçları ve şöförleri kurallara uygun olmasına rağmen
> '' Gariban Taksicilere ehliyet ve hız sınırı olmasın Polis denetim
> yapmasın bizim halkımız doğuştan iyi şöfördür ben kefilim'' demesidir.
> Polis şefi bu iyi kalpli adamın iyi niyetli önerisine uyar,Polislerini
> geri çeker.
> Gariban taksiciler bu işe önce çok sevinir. Fırsattan istifade
> arabasını boyatan taksiciliğe soyunur.Bu kaos ortamında kazalar artar
> taksici kılığında müşterileri kazıklayan tecavüz eden tipler peydah
> olur.
> Sütten ağzı yanan paralı müşteriler pahallı ama güvenilir diye Lüx
> taksilere bütçesi uygun olmayan otobüse talim etmeye başlar.Gerçek
> Taksiciler bu işen zararlı çıktıklarının bile farkına
> varamazlar.Herşeyi kader zannederler.
> En kötü kural kuralsızlıktan iyidir.
> Saygılarımla Mustafa Alhat
> On 3 Temmuz, 17:13, alper kartum <alperkar...@hotmail.com> wrote:
> > Sn Hüseyin Bozkurt ;
> > Tağşiş konusunda söylenenlere katılmamak mümkün değil. Bu tamamen bir ticari ahlak ve insanlık sorunu.