Bir taraftan şeker fabrikaları özelleştiriliyor, diğer yandan Tarım Bakanlığı bir yönetmelikle GDO’lu ürünlerin ithalatına kapıyı ardına kadar açıyor. Biliyorsunuz artık mısırdan şeker üretilebiliyor. Türkiye’de Amerikan şirketleri bunun için yerleştiler. Mısırın çoğu Amerika’dan ithal ediliyor ve bunlar GDO’lu.
Mısır’dan şeker üretmek için, daha doğrusu mısır nişastasını şekere (früktoz şekeri) dönüştürmek için biyoteknoloji ürünü, yani GDO’lu enzimler kullanılmakta. Bunun için yılda dünyada 200 milyon dolarlık enzim satılmakta. Bu nişasta bazlı şekere İngilizce “High Fructose Corn Syrup” yani “Yüksek Oranlı Früktoz Mısır Şurubu” denmekte. Kısaltması HFCS.
Bu Amerikan şirketleri bu ürün için ayrılan kotayı yükseltmek, mümkünse kotayı kaldırmak istiyor. Bunun için engel nedir? Engel Türkiye’de şeker pancarına dayalı şeker üretimidir. Mısır şurubu Amerikan şirketlerine çok kâr bırakıyor. Onun için şeker fabrikalarının özelleşmesi gerekli. Bunları kendileri alarak kontrol etmeseler bile, bu özelleşme sonunda şeker fabrikalarının çoğunun kapanacağı düşünülüyor. Açık tabii mısır şurubu ile kapatılacak.
Türkiye mısır ithali için parayı nereden bulacak? Kapanacak olan (çoğu geri kalmış yörelerimizdeki) şeker fabrikalarındaki işçiler işsiz kalınca nerede iş bulacak? Pancar üretemeyecek olan çiftçiler nasıl geçinecek? Bunlardan onlara ne? Küreselleşme zaten bu demek değil mi?
Bu arada hem enzimi, hem de mısırı GDO’lu olacak olan bu şekerin sağlık üzerindeki zararları olacak. Ayrıca bu mısırdan üretilen şeker fruktoz olduğu için GDO’suz mısırdan üretilse bile şeker pancarı şekerine göre çok daha sağlığa zararlı olacak. Çünkü vücutta hızlıca yağa dönüştürülüyor.
ABD’de kullanılan şekerin yarısı bu mısır şurubudur. Kola, pasta vb. birçok üründen kişi başına 70 kilo şeker almaktalar. Bu yüzden ABD’de bazı eyaletlerde halkın yarısından çoğu obez oldu. Obez şişman değildir. Aşırı şişmandır. Bunlara bakarsak ABD halkı en yüksek (ortalama olarak tabii) milli gelirle, dünyada en kötü beslenen bir toplumdur. İşin bir de bu yanı var.
Ayrıca Monsanto şeker pancarında da GDO’lu çeşitler üretmek için çalışmalar yapmaktadır. Üretilecek çeşit çoğu durumlarda olduğu gibi yabancı otlara (herbisitlere) dirençli olacak. Bunun sonucu da şüphesiz daha çok yabancı ot öldürücü kullanımı olacaktır. Mısır ve pamuk üretiminde Brezilya ve ABD’de böyle olmuştur.
Gündemde yer alan GDO’nun kullanımına izin verilmesi ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesi çiftçimize, işçimize ve tüketicimize zararlıdır. Bu ise 70 milyon insan demektir. (Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA)
----- Original Message -----
From: Zafer KARADAG (Shanghai)
To: zeytint
...@yahoogroups.com ; zeytindostu@googlegroups.com ; zeytinagacidergisi@googlegroups.com ; uztad@googlegroups.com ; UZZK-T
...@yahoogroups.com
Sent: Wednesday, November 04, 2009 11:58 PM
Subject: GDO (başka bir pencereden)
GDO
Genetiği değiştirilmiş organizma: Balıklı domates, böcek ilaçlı patates filan... Bağışıklık sistemini çökertir.
Genetiği değiştirilmiş politikacı: Takunya geni zerk edilmiş eski Atatürkçü, DNA’sına Hepimiz Ermeniyiz şırınga edilmiş çakma ülkücü, Amerikancı dinci, takkeli solcu, Euro kokulu liboş... Alışıklık sistemini güçlendirir, bağımsızlık sistemini çökertir.
Genetiği değiştirilmiş gazeteci: Bi bakarsın demokrat, bi bakarsın darbeci, bi bakarsın, a-aa, cemaatçi... Köksüz ve omurgasız olduğu için, akredite geni direkt cüzdana monte edilir. Yılışıklık sistemini güçlendirir, sırnaşıklık sistemini özendirir, namuslu vatandaşın bünyesinde alerji yapar.
Genetiği değiştirilmiş gazete: Sahibi Ali’yken manşetleri başka açar, hazım zorluğu yaratır, şak, el koyarsın, Ali’nin külahını Veli’ye giydirirsin, sahibi Veli’yken başka açar. Logo aynı kaldığı için, bilinçsiz tüketicinin ruhu bile duymaz, hazmı kolay olur.
Genetiği değiştirilmiş bürokrat: Biyoteknolojiye gerek yoktur, o işini bilir. Raf ömrü uzundur. Güneşe döner gibi iktidara döner, mevsimine göre çiçek açar, bu mevsim badem mevsimi mesela... Badem açmamakta direnenler, kımıl zararlısıdır, ayıklanır, tarla mümbit olur.
Genetiği değiştirilmiş profesör: Tohumları Amerika’dan gelir, vakıf üniversitelerine ekilir, öğrenci fidanlarına aşılanır. Yerli tohumdan doçent bile yapılmazken, bunlar aniden boy verir... Etiketine ambalajına kanıp yersen, zamanla reflü yapar, kusma hissi verir.
Genetiği değiştirilmiş işadamı: Aslanım kaplanım diye kükrer, kesersin ihale genini, kuzu olur, kuzu...
Genetiği değiştirilmiş terörist: Omuzundaki Kalaşnikof genini çıkartıp, yakasına karanfil genini takarsın, çiçek gibi olur... E çiçek ithalatı zaten serbest.
Genetiği değiştirilmiş seçmen: Sindirim sistemi mi çalışmıyor, verirsin cop genini, sindirir. Acıktı mı, bırakırsın kapısına koliyi, doyar. Üşüdü mü, yığarsın kapısına kömürü, ısınır. Beyin sistemi mi çalışmıyor, dokunmazsın, bırakırsın organik büyüsün.
SON DAKİKA NOTU... Genetiği değiştirilmiş demeç: Başbakan çıktı, “Ben aşı maşı olmam kardeşim” dedi. Hadi cümleten geçmiş olsun, bundan sonra kimse ölmez domuz gribinden...
Domuz bile ölse, “zatürree” derler artık. (Yılmaz ÖZDİL)