Bugün bir kitaptan bahsetmek istiyorum sizlere.
Doğrudan grup konuları ile ilgisi yok kitabın ama içindeki bazı bölümlerin
var.
Kitabin adı "Teşkilatın İki Silahşörü- Biri Meşrutiyetin Silahşörü Dede
Yakub Cemil, Diğeri Cumhuriyetin Silahşörü Torun Yakub Cemil,/ yazar Soner
Yalçın."
Bizi ilgilendiren bölümler parça parça yer almış kitapta.
sayfa 46
" Belgeler ayçiçeği üzerine.Aslında şaka maka derken iyi bir ayçiçeği uzmanı
olmuştum.
Karadenizi'in şirin şehri Ordu'da onbeşgn bir soya fabrikasında "kurs"
görmüştüm.İlk gün öğrendiğimde bayağı şaşırmıştım, *ayçiçeği yağının
ayçiçeğinden değil fındıktan üretildiğini*. Fındık çamurunun ne olduğunu
bile bilmiyordum. Hey gidi günler...
Odadaki masanın üzerine "numune tahlilleri", "protein durumları", Ürdündeki
bankanın dekontları vb her şeyi yaydım. Yunanistan bağlantılar olmazsa
Bulgaristan'dan bile yağ talebim olacaktı."
sayfa75-76
"Çerkez asıllı Ürdün vatandaşıyım. Sıvıyağ ticareti yapıyorum.Şirketin
merkezi Amman'da.Aynı zamanda Antakya'daki yağ fabrikasının ve Akdeniz
Bölgesinin sorumlusuyum."
"Onun gerçekten yağ fabrikası vardı, Daha doğrusu yağ fabrikasının
ortaklarından birisiydi."
sayfa 79
"Bahri bey yolda," Bagajda valiz hazır. Numunelik yağlar ve belgeler de var.
yarın otele yağlarla ve numunelerle ilgili belgeleri de getireceğim." dedi."
sayfa82
"Yağ tüccarlığından yeraltı dünyasına girivermiştim bir gecede...."
"Biz ikinci gün bahri Bey ile Zahle'de eski bir yağ fabrikasına gittik".
sayfa 83
"Yağ fabrikasına gelmemizin nedeni benim tabancalarla tanışmam içindi."
sayfa 117
"Köln'deki Alman yağ şirketinden hammade olarak Antakya'daki fabrikaya
200tona yakın yağ siparişi verdim. Bu şirketin büyük ortağı Belçika'nın
Liege kentindeydi."
sayfa 125
"Paris merkezine 45 dakika uzaklıkta Argen diye genelde.....ve çeşitli
büyüklükte yağ fabrikalarının bulunduğu bir yer vardı.
Ürdün'e yağ ithal etmek üzere görüşmelerde bulundum.Numune tahlil raporları
aldım........"
sayfa 148
"Yağ fabrikası temsilcisi Paris'e geldiği zaman nerede kalmak gerekiyorsa
orada kalmak zorundasınızdır."
sayfa 228
"Eski görevime, hakimler Yüksek Kurulu'na dönmedim.
Çünkü kurslar değişik konularda devam ediyordu.
Birgün Mehmet Ali Ağabey Ordu'ya gideceğimi söyledi.
Üç gün sonra Karadeniz'in bu şirin şehrine gittim.Tarım Bakanlığının orada
soya fabrikası vardı........Otelde kalıp fabrikada 15 gün yağ konusunda kurs
gördüm.
Kimliğimi bir tek fabrikanın müdürü Teoman Bey vardı, o biliyordu.........
Fındık yağı nedir, fındık çamuru nasıl oluşur, hangi asitlerden geçirirseniz
ayçiçeği yağına dönüşür gibi yüzlerce detayı öğrendim."
sayfa 229
"Ordu'dan sonra bir ara Trakyabirlik'in Tekirdağ'daki fabrikası ile
Edirne'deki genel müdürlüğünde bir kaç gün kurs gördüm.
Ayçiçeğinden sabun yapmanın ustası oldum."
Kitaptan bizi ilgilendiren alıntılar bunlar.
Özetle kimlik gizleme amaçlı yağ ticareti kullanılmasının detayları
verilmiş.
Benim takıldığım bunca eğitime rağmen konunun"*ayçiçeği yağının
ayçiçeğinden değil fındıktan üretildiğini*." şeklinde aktarılması...
Torun "Yakub Cemil" mutlaka öğretildiği gibi aktarmıştır.
Anlatılanlar 1979lu yıllardan sonra gerçekleşmiş.....
Ayçiçek yağı diye ne fındıkyağları tüketilmiş memlekette.....
Ve sonrasında zeytinyağı olarak da...
Ne kimlikleri de gizleyerek ne işlere yaramış yağ tüccarlığı...
Ne diyelim,,,
Vatan sağolsun, geride ne kaldıysa.
Hasan Köşklü